Farklı Bakış Açısı ve Bir Öneri...
"Gürültüyü kontrol altına almak bir tercih değil, profesyonel bir gerekliliktir"
Yalıtım sektörü büyüyor, doğru. Peki büyüdüğü oranda kazanabiliyor mu?
Yangına karşı zaman kazandıran bir mimari katman: EGGER OSB Flammex
|
Su Yalıtımı Olmayan Bina Depreme Karşı Direnemiyor
Nüfusunun yüzde 95’i deprem tehdidi altında yaşayan Türkiye’de, 19 milyonu aşan yapı stoğunun yüzde 67’sinin ruhsatsız ve kaçak binalardan, yüzde 60’ının da 20 yaş üzeri konutlardan oluştuğunu belirten Eruslu, “Yapı Denetim Yasası’ndaki değişiklikler ve kentsel dönüşümle yapılan çalışmalar olumlu ancak yetersiz denetim nedeniyle sonuçlar beklenen seviyede gerçekleşmiyor. 17 Ağustos Marmara Depremi ve 2011 Van depremindeki acı sonuçları tekrar tekrar yaşamamak için tüketicilerin de bilinçli olması ve binalarının deprem güvenliğini sorgulaması gerekiyor” dedi. Yalıtım eksikliğinin, yapılarda korozyonun oluşmasındaki en önemli etken olduğunu belirten Eruslu, şu uyarıda bulundu: “Yapılar; yağmur ve kar gibi yağışlar, toprak tarafından emilen yağış, kullanma suları, yer altı suları ve banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı nedeniyle suya maruz kalıyor. Yapıya sızan su, yapıların taşıyıcı donatıları korozyona yani paslanmaya uğratarak kısa sürede yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine, beton bütünlüğünün bozularak çatlak ve kırılmaların oluşmasına yol açıyor. Örneğin 10 yıl sonra bir yapıdaki donatı başlangıçtaki taşıma kapasitesinin, belli koşullarda yaklaşık olarak yüzde 66’sını korozyon nedeniyle kaybediyor ve donatının başlangıçtaki hesap değerlerini karşılayamamasına neden oluyor. Su yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı sistem içindeki donatı demir yıllar içinde korozyon, yani paslanma nedeniyle çürüyerek kesit daralması oluşuyor. Yani binanız içten içe çürümeye başlıyor. Bu da olası bir depreme karşı binanın dayanıklılığım düşürüyor. Bu tespit İstanbul’da 1999 depreminin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı araştırmayla da raporlandı. Yıkılan binalarda gerçekleştirilen denetimlerde binaların yaklaşık yüzde 70’inde korozyon nedeniyle taşıyıcı donatıda aşırı kesit kaybı tespit edilmiştir.” Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyetinin, toplam bina maliyetinin yalnızca yüzde 3’ü kadar olduğunu açıklayan Eruslu, yapı güvenliği söz konusu olduğu için bunun fazladan bir maliyet olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Eruslu, “Isı ve yangın yalıtımından sonra su yalıtımının da acilen zorunlu hale gelmesi gerekiyor, aksi takdirde bir deprem ülkesi olan Türkiye’de can ve mal kayıpları kaçınılmaz olacak. Ayrıca kentsel dönüşüm sürecinin de bu açıdan önemli bir fırsat olacağına inanıyoruz” dedi. İlginizi çekebilir... ODE Yalıtım, Çorlu laboratuvarını yenileyerek üretim ve Ar-Ge gücünü artırdıODE Yalıtım, Çorlu tesisinde modernize ettiği laboratuvar altyapısıyla Ar-Ge, kalite kontrol ve ürün geliştirme süreçlerinde yeni bir dönemi başlattı.... Henkel, Kocaeli'deki GEBKİM fabrikası'nda karbon nötr üretime geçtiHenkel, böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile birlikte, şirketin Türkiye'deki Yapıştı... YTONG Mimari Fikir Yarışması Dijital Kolokyum'u 17 Haziran'da canlı yayındaBu yıl 22'ncisi gerçekleştirilen ve ana teması "Saatleri Ayarlama Durağı" olan Ytong Mimari Fikir Yarışması'nın Dijital Kolokyum'u... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.