
2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
|
Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtımı Zirvesi Gerçekleştirildi![]()
Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER), Isı Yalıtımı Zirvesi’nin ardından Yalıtım Zirvesi adı altında gelenekselleştirmeyi amaçladığı etkinlikler dizisinin ikincisini “Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtımı Zirvesi” olarak belirledi. 24 Ekim Perşembe günü Marriott Hotel Asya’da gerçekleşen Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtımı Zirvesi, gündemde olan kentsel dönüşümü su yalıtımı açısından ele aldı. Zirvede, Türkiye açısından büyük önem taşıyan depremlerin yol açtığı yıkımların en önemli nedenlerinden birinin, binalardaki su yalıtımı eksikliği olduğu belirtilerek, Türkiye genelindeki 19 milyon konuttan 6,5 milyonunun deprem açısından riskli bina statüsünde olduğu anlatıldı. 23 Ekim Van Depremi’nin ikinci yılı olması sebebiyle de bina dayanıklılığı açısından su yalıtımının önemine bir kez daha değinildi. Zirvede, Su Yalıtımı, Deprem ve Türkiye Gerçeği, Su Yalıtımında Başarıyı Etkileyen Faktörler, Kentsel Dönüşüm Sürecinde Su Yalıtımında Mevzuatlar ve Osmanlı’dan Günümüze Kentsel Dönüşüm ve Deprem başlıkları altında gerçekleşen panellerde su yalıtımı alanındaki eksiklikler ve alınması gereken önlemler tartışıldı. Zirvenin açılış konuşmasını İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan yaptı. Konuşması öncesi Van Depremi sonrası çekilen fotoğraflardan oluşturulan bir slayt gösterimi yapan Erdoğan, “Üzücü görüntülerle başladık ama günün önemini vurgulamak adına bunu yapmamız gerekiyordu” dedi. İZODER’in 2010 yılında tüm yalıtım konularını içeren bir zirve düzenlediğini, geçtiğimiz sene de Isı Yalıtımı Zirvesi’ni gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, bu sene de su yalıtımını gündeme aldıklarını belirtti. Ferdi Erdoğan, Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtımı Zirvesi’nin Van Depremi’nin ikinci yıldönümünün ertesi günü düzenlenmesinin gerekçesini de şu sözlerle açıkladı: “Depremin önüne geçme şansımız yok, deprem hayatımızın bir gerçeği. Burada depremle yaşamayı öğrenmenin yöntemlerini masaya yatırmak adına biraraya geldik. Yakın tarihimizde daha büyük deprem felaketleri de yaşamışken niçin bu zirveyi Van Depremi’nin yıldönümünden bir gün sonraya aldık? Bunun birkaç nedeni var. Birincisi ülkemizin yaşadığı son felaket olması. İkincisi sürekli olan bir deprem olması. Ama en önemli nedeni, Sayın Başbakanımızın, ‘bunun siyasi bedeli ne olursa olsun, bu işi halledeceğiz’ dediği kentsel dönüşüm sürecinin başlangıç noktası olması. Zaten zirvenin adı da Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtımı Zirvesi.” İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan 2023 hedefleri doğrultusunda İZODER de vizyonunu yeniledi Hükümetin 2023 hedefleri doğrultusunda, her kurumun kendisini ilgilendiren alanlarda bir vizyon yenileme yaşadığını söyleyen Erdoğan, İZODER’in de 2011 yılında üyelerinin katılımıyla Cumhuriyetimizin 100. yılını hedef alan bir vizyon geliştirdiğini belirterek şunları söyledi: “Hükümetimizin, bakanlıkların 2023 hedefleri doğrultusunda bir vizyonu var. Biz de hükümetimizin ortaya koyduğu vizyonla kendi vizyonumuzun örtüşmesini şu şekilde tanımladık: Cumhuriyetimizin 100. yılında hedefimiz, inşaat ve altyapı alanında, insanlarımızın artan nüfuz ve gelişen sanayiinin gereği olan çağdaş standartlara uygun altyapı ve konutlara sahip, depreme karşı güvenli, sağlıklı ve çevreyle barışık yerleşkelerde yaşamasını sağlamak; yapım yöntemleri ve inşaat malzemesi üretiminde çağdaş teknolojiler geliştirerek uluslararası platformlarda rekabet etme gücüne ulaşmak.” “Van depremi, getirdiği yıkıntı ve yaşananlar, kentsel dönüşüm projesi, 2023 vizyonunun gerekleri ve su yalıtımın bu anlamda nerede yer alacağı gibi konuları burada tartışacağız, konuşacağız. Kamuya ve kamuoyuna bunları anlatacağız. Dolayısıyla bugünü çok önemli görüyoruz.” diyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizde, 1960’lardan itibaren başlayan hızlı bir kentleşme süreci var. Süreç bitmiş değil, bir ölçüye göre şu anda yüzde 74’lerde ve yüzde 85’leri bulması bekleniyor. Bu hızlı kentleşme neyi getiriyor? Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bilirler; hızlı kentleşmeyle beraber birçok önemli tedbirin, güvenliğin, kalitenin göz ardı edildiği binlerce yeni inşaat devreye girdi. İhtiyacı karşılamakla, bunu doğru yapmak arasındaki tercih, daha çok ihtiyacı karşılamaya yönelik oldu. Ben 70’li yıllarda lise öğrencisiyken Kadıköy’de otururduk. O zaman ki bahçe içerisinde 1-2 katlı evlerin çoğu yıkıldı, yerine apartmanlar yapıldı. Şimdi bu binaların büyük bir kısmı kentsel dönüşüm projesi gereği tekrar yapılıyor. Yani 80-100 yıl ömürlü olarak tasarlanan binalar 30-40 yılda yaşam eğrisini tamamlamış görünüyor. Hatta neredeyse 10 yılda binaların statiği bozulmaya başlıyor. Binalar korozyon nedeniyle taşıyıcı gücünü kaybetmeye başlıyor. 25-30 yılda emaneten duran binalara dönüşebiliyor.” Mevzuatlar tamamlanmadan kentsel dönüşüm başladı “Bayındırlık Bakanlığı, şimdiki adıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2004’te bu konuyu ciddi olarak masaya yatırdı. Betonarmenin ömrünün son derece önemli bir konu olduğu belirtildi ama su yalıtımı konusu detay malzeme olarak tanımlandı. Bu önemli bir eksiklikti. Arkasından çıkan Yapı Kanunu, su yalıtımını zorunlu hale getirdi ancak uygulama mevzuatı, denetim mevzuatı gibi mevzuatlar eksik kaldı. Bunlar tamamlanmadan çok hızlı bir şekilde kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmeye başladık.” Dünyada korozyondan dolayı her sene 200 trilyon dolar kaybediliyor “Kamuoyu korozyonu çok fazla bilmez. Korozyon, betonarme donatıda malzemenin suyla teması sonucu ömrünün kısalmasıdır. Bugünkü konuşmacılarımızdan sayın hocam Ali Fuat Çakır’ın bir saptamasına göre, sadece bina olarak değil, tüm alanlarda dünyada korozyondan dolayı her sene 200 trilyon dolar kaybediliyor. Türkiye’ye bakarsak korozyonun 22-23 milyar dolar doğrudan istihdam kaybı, iş kaybı gibi endirekt etkilerini de hesaba katarsak 40-45 milyar dolar kayıp söz konusu. Bunun detayına kendileri değinecektir.” “Biz bir deprem ülkesiyiz. Ülkemizin yüzölçümünün yüzde 92’si, nüfusun yüzde 95’i deprem riski altında. Ben bunu yüzde 100 olarak alıyorum. Kentsel dönüşüm ve kentleşme nedeniyle de nüfusun yüzde 85’i kentlerde yaşayacağına göre, çok önemli bir değişimi hayata geçiriyoruz. Bu son derece kritik bir konu.” “Bugün çok önemli bir panel daha var. Osmanlı’dan Günümüze Deprem ve Kentleşme Süreci. Biz niçin betonarme yapı sistemini seçtik, bununla ilgili kısaca şunu söyleyebilirim: İstanbul’un depremden bunaldığı dönemde yapılar ahşaptan yapılmaya başlanıyor. Hatta yangın endişesiyle yangın perdeleri de koyarak yapıyorlar ama çıkan yangınların yayılmasına bir türlü engel olunamıyor. Hatta Kurtuluş’ta çıkan yangının önünü kesmek için daha yangın gelmeden Tarlabaşı’ndaki binaların yıkıldığı anlatılır. Türkiye zamanla yapı sistemi olarak çelik yerine betonarmeyi tercih ediyor. Betonla beraber de korozyon son derece önemli hale geliyor.” 20 yılda 6.5 milyon konut yenilenecek “16 Mayıs 2012’de Kentsel Dönüşüm Yasası çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na inanılmaz yetkiler verildi. Sayın Bakanımız Erdoğan Bayraktar, ‘20 yılda 6,5 milyon konutu yeniden yapacağız’ dedi. 2012’de 35 vilayette çalışmalar başlatıldı. 6,5 milyon konut, kabaca 500 milyar dolar yapar. 500 milyar dolar ekonomiye yeni bir ivme. Bendeki karşılığı ise 500 milyar doları çöpe atıyoruz. Binaların hayatlarının 3’te 1’ini kullandırarak 3’te 2’lik ömrünü çöpe atıyoruz ve yeniden yapıyoruz. Bir daha bu binaları yıkmamak adına, ilerde bir kentsel dönüşüm projesi daha başlatmamak adına, daha başlangıç aşamasında işi düzgün yapalım. Korozyonun öneminden bahsettim, o yüzden daha inşaatlar başlamadan korozyonu önlemede su yalıtımının gerekliliğini mevzuatlarla, denetimlerle daha güçlü şekilde hayata geçirelim.” “Bu bakımdan bugün mevzuatlar konusunda da önemli bir panel var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan da yetkililer aramızda, mevzuatların durumunu ciddi şekilde masaya yatırmamız gerekiyor.” Su yalıtımı konusunda sertifika alan usta sayısı 25 “Bir başka konu, işin uygulama tarafı. Burada yine ülkemiz önemli bir işe imza attı, yapması da gerekiyordu. Usta Sertifikalandırma Programı 2006’da başladı ama çeşitli gerekçelerle 2012’nin başına ertelendi. Su yalıtımı konusunda şu ana kadar sertifika alan usta sayısı 25. Belki binlerce usta var. Sertifika için başvuran belki yüzlerce usta var. Ama sadece 25 tanesi sertifika alabildi. Diğerlerinin neden yeterli bulunmadığı işin başka bir boyutu. Ürün tarafını çözsek dahi uygulama tarafını iyi yapamazsak, yaptığımız işin içerisini doğru düzgün doldurduğumuzu söyleyemeyiz. Bugün 4 tane arkadaşımız burada sertifikalarını alacaklar. Onları da tebrik ediyorum, bunların yaygınlaşması son derece önemli.” “Ürünlerin kalitesi de son derece kritik bir konu. Bir denetim mekanizmasının güçlü bir şekilde hayata geçmesi şart. Burada kamunun tek başına bunu yapma gücü olmadığı kesin. Sivil toplum örgütlerini yanlarına almalarında fayda var. İşini ciddi yapan sivil toplum örgütlerinin yine ilgili bakanlıkların kendi kurallarıyla denetlenerek, akredite edilerek işin içinde olması ve ürün kalitesinden uygulamaya piyasa denetiminin yapılması, bu işin olmazsa olmaz kurallarından bir tanesi.” “Haksız rekabet, kayıt dışı ekonomi, istihdamda kayıt dışılık, finansman gibi çözülmesi gereken çok konu var. Biz Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan’ı da buraya davet ettik. Kendisi başka bir toplantıda olduğu için katılamadı ama konularımızı biliyor. Bu işin bir ayağı teşvik. Teşvikte arz ve talep dengesizliği, teşviğin yola çıkmasındaki en önemli kavram. Çünkü giriş engelinin olmadığı sektörlerde herkesin çok kolay yapabilirim diye yola çıktığı ürünler, bir müddet sonra talebin karşılanmasının çok üstünde bir arza dönüşüyor. Bu kayıt dışına, kalitesizliğe dönüyor ve kontrolden çıkıyor. Ürünlerin bir kısmı plastik grupta tanımlandığı için teşvik kapsamının dışına alınıyor. Halbuki ülkenin korozyonla ya da enerji kaybıyla havaya savurduğu parayı geri kazanma yöntemlerinin teşvik edilmesi son derece önemli. İşini doğru yapan ürünleri üreten firmaların teşvik kapsamında değerlendirilmesi son derece önemli. Derneğimiz, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da bu işin peşinde gitmeye devam edecek.” “Bugünkü zirvede konuşulacak konular, alınacak sonuçlar çok önemli. Bunun kamu ve kamuoyuyla paylaşılması da bizim görevimiz. Özellikle disiplini yönetenlerin buna önem vererek hayata geçirilmesini, uygulanmasını ve denetimini göz ardı etmemeleri de son derece önemli. Bugünkü zirvenin bu anlamda başarılı geçmesini diliyorum.” İZODER Başkanı Ferdi Erdoğan’ın konuşmasının ardından, İZODER tarafından verilen Mesleki Yeterlilik Sertifikası’nı almaya hak kazanan dört ustaya sertifikaları sunuldu. Cem Seymen: “Nüfusun yüzde 95’i deprem bölgesinde yaşıyor” Mesleki Yeterlilik Sertifika Töre-ni’nin ardından da “Su Yalıtımı, Deprem ve Türkiye Gerçeği” paneli gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü üstlenen CNN Türk sunucusu gazeteci Cem Seymen, nüfusun yüzde 95’inin deprem bölgesinde yaşadığını vurgulayarak, “Türkiye’de su yalıtımının yasada olmayıp isteğe bağlı olması çok kötü. Bu konuda bir an önce çalışmalar yapılmalı” diye konuştu. Panelde Prof. Dr. Ali Fuat Çakır, deprem ve ekonomiye etkilerini anlatırken, Prof. Dr. M. Ali Taşdemir ise betonarme yapılar ve su yalıtımı ilişkisini ele aldı. Meltem Yılmaz: “Türkiye genelinde 6,5 milyon konut deprem açısından riskli bina statüsünde” Günün ilk oturumunda gerçekleştirilen bir diğer panel ise “Su Yalıtımında Başarıyı Etkileyen Faktörler” konusunu ele aldı. Moderatörlüğünü İZODER Yönetim Kurulu Üyesi Levent Gökçe’nin üstlendiği panelde BİTÜDER Genel Sekreteri Meltem Yılmaz, Kalekim Marka Müdürü Tuba Günsel ve MYK Sınav ve Belgelendirme Daire Başkanı Mehmet Ordukaya konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, “Bitümlü Örtüler Bazında Ürün ve Uygulama Kalitesinin Önemi” başlıklı bir sunum yapan Bitümlü Su Yalıtımı Üreticileri Derneği (BİTÜDER) Genel Sekreteri Meltem Yılmaz, deprem tehdidi altında bulunan ülkemizde ,binaların dayanıklılığını artırmada su yalıtımının taşıdığı önemi vurguladı. Su yalıtımı olmayan binaların taşıyıcı sistemindeki demirlerin 10 yıl sonra taşıma gücünün yüzde 66’sını kaybettiğini belirten Yılmaz, kentsel dönüşümle yıkılıp yeniden yapılacak binaların ekonomik ömrü boyunca yapı güvenliğini koruması gerektiğine ve güvenli yapıların artması için kentsel dönüşümün aslında bir fırsat olduğuna dikkat çekti. Ülkemizin içinde bulunduğu durum hakkında çarpıcı rakamlar da veren Meltem Yılmaz şunları söyledi: “İstanbul’da 1999 depreminin ardından incelenen 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 79’u hasarlı bulundu. Bu binaların yüzde 64’ünde korozyon tespit edildi. Bu da söz konusu binalarda su yalıtımı olmadığı için taşıyıcı sistemlerindeki demirlerin çürümüş olduğu anlamına geliyor. Su yalıtımsız bir bina 10 yıl sonra taşıma kapasitesinin yüzde 66’sını kaybediyor. Türkiye geneline baktığımızda 19 milyon konut olduğu ve bunların 6,5 milyonunun deprem açısından riskli bina statüsünde bulunduğunu görüyoruz. İstanbul’un 19 ilçesinde son yapılan incelemelere göre 700 bin binanın 300 bininin riskli bina sınıfında olduğu ortaya çıktı. Bu rakamlar çok çarpıcı ve aynı zamanda kentsel dönüşümün ne kadar önemli bir gereklilik olduğunu da ortaya koyuyor.” Panelin diğer konuşmacılarından Kalekim Marka Müdürü Tuba Günsel, “Sürme Esaslı Ürün ve Uygulama Kalitesinin Önemi” konulu bir sunum yaparken; MYK Sınav ve Belgelendirme Daire Başkanı Mehmet Ordukaya da “Su Yalıtımı Uygulamalarında Mesleki Yeterlilik” konusunu ele aldı. Atakan Yiğit: “Su yalıtımı genelgesi ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor” Zirvenin öğleden sonra gerçekleştirilen ikinci oturumu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı Malzemeleri Daire Başkan Vekili Atakan Yiğit’in “Su Yalıtımı Piyasa Gözetim ve Denetim Bakanlık Çalışmaları” başlıklı sunumu ile başladı. Yiğit, “Satın aldığınız ve uygunsuz gördüğünüz malzemeleri bizi arayarak şikayette bulunabilirsiniz. Ayrıca su yalıtımı genelgesi ile ilgili çalışmalarımızın devam ettiğini de buradan belirtebiliriz” dedi. Yiğit’in sunumunun ardından gerçekleştirilen günün üçüncü panelinde ise “Kentsel Dönüşüm Sürecinde Su Yalıtımında Mevzuatlar” konusu ele alındı. Panelin moderatörlüğünü BİTÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan üstlenirken, Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Başkanı Hüseyin Kaya ve İZODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen konuşmacı olarak yer aldı. Vedad Gürgen, “Kentsel Dönüşümde Mevzuatlarla Su Yalıtımı”; Hüseyin Kaya, “Su Yalıtımı ve Yapı Denetimi”; Ertuğrul Şen ise “Mevzuat Eksikliğinin Sektöre Yansımaları” konulu birer sunum yaptılar. Prof. Dr. Ahmet Ercan: “İstanbul’daki bir sonraki deprem 2031 yılına kadar gerçekleşebilir” Zirvenin dördüncü paneli ise “Osmanlı’dan Günümüze Kentsel Dönüşüm ve Deprem” başlığıyla gerçekleştirildi. Yüksek Mühendis- Mimar Dr. Doğan Hasol’un moderatörlüğünde yapılan panelde Prof. Dr. Murat Güvenç ve Prof. Dr. Ahmet Ercan, konuşmacı olarak yer aldı. Yaptığı sunumda çarpıcı mühendislik verilerini açıklayan İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Marmara depremlerinin etki alanının 200 km olduğunu belirtti. 7.6 şiddetinde bir depremin meydana gelebilmesi için belirli mühendislik hesapları bulunduğunu anlatan Ercan “Marmara depremlerinin işleyişi ortak alınmalı. Marmara Bölgesi’nde en son şiddetli deprem 1999 yılında oldu. Buna ortalama olarak 32 yıl eklersek bir sonraki deprem en geç 2031 yılına kadar gerçekleşebilir. O nedenle önlemlerin bir an önce alınması lazım” dedi. Prof. Dr. Ahmet Ercan, 99 yılında gerçekleşen 17 Ağustos depreminde özellikle Gölcük bölgesinde denize dolgu yapılan alanlarda inşa edilen binalarda ağır hasar ve yıkım olduğunu söyledi. Bunun en önemli sebebini mühendislik hizmetlerindeki yetersizliğin yanı sıra su yalıtımının kesinlikle bulunmamasına bağlayan Ercan, bu binaların korozyona uğramış hallerini sunumunda fotoğraflarla gösterdi. Dr. Emre Çamlıbel: “18 milyon konutun 7-10 milyon adeti yenilenmek zorunda” Zirvenin beşinci ve son paneli, “Yapılarda Çağdaş Yaklaşımlar ve Su Yalıtımı” başlığında düzenlendi. Moderatörlüğünü Yapı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Keskin Enginöz’ün yaptığı panelde; Soyak Holding CEO’su Dr. Emre Çamlıbel, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ve İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan konuşmacı olarak yer aldı. Yaptığı konuşmada binalarda su yalıtımına çok fazla önem verilmediğini, ancak deprem kuşağında olan ülkemiz için bu konunun hayati önem taşıdığını belirten Soyak Holding CEO’su Dr. Emre Çamlıbel, “Yapı stoğumuzun yüzde 85 gibi çok büyük bir kısmına su yalıtımı uygulanmamış durumda. Bu nedenle özellikle İstanbul’daki binaların yaklaşık yüzde 64’ünün taşıyıcı sistemi korozyon nedeniyle kapasitesini kaybetmiş bulunuyor. Bunun yanı sıra yapıların yüzde 43’ü de küf ve rutubet nedeniyle yaşam standartlarından uzak” dedi. Çamlıbel bu nedenle Türkiye’deki toplam 18 milyon konutun 7-10 milyon adetinin yenilenmek zorunda olduğunu, yenilenemeyen konutlarda da önümüzdeki 10 yıl içinde ilave yenileme ihtiyacı doğacağını vurguladı. Bunun Türkiye’ye faturasının 400-500 milyar dolar olacağını da belirten Çamlıbel, bu kaynağın ne özel sektörde ne de vatandaşta mevcut olmadığını sözlerine ekledi. Çamlıbel, “Bu kaynak eksikliği birkaç şekilde giderilebilir. Birincisi yeni planlarda, istemeyerek de olsa emsal artışı yaparak kat karşılığı yönetimiyle finansman yaratılabilir. İkinci olarak da yurtdışından alınacak sermaye ya da borçla çözülebilir. Üçüncüsü de vergi vb. yollarla kamu gelirlerini artırarak giderilebilir” dedi. Emre Çamlıbel, kamuoyunda Kentsel Dönüşüm Yasası diye bilinen ‘6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un hazırlanmasında GYODER, İNDER, Konutder gibi dernek ve kuruluşlar olarak enerji tasarrufu ve verimliliği konuları da dahil pek çok önerilerde bulunduklarını belirterek, “Kentsel dönüşümle ilgili kararı veren ekiplerin içinde enerji uzmanı da olmasını önermiştik ve bu önerimiz kabul edildi. Çünkü enerji verimli binalar inşa etmek en önemli memleket meselelerinden biri. Ancak yaşam döngüsü olarak da ifade edebileceğimiz sürdürülebilirlik yaklaşımını her fırsatta dile getirmemize rağmen, benimsenme konusunda henüz başarı sağlandığını söylemek zor” ifadelerini kullandı. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe de panelde önemli bilgiler verdi. Sızan suların yapı iç yüzeyinde bulunan kaplamaların bozulma ve çürümesine neden olduğunu anlatan Gökçe “İyi bir mühendislik donanımı, iyi bir etik ve uygulama ve personel ölçeğindeki deneyimle inşaat sektörü çok daha kaliteli işler yapabilir. Bu nedenle üniversitelerimize ve sivil toplum kuruluşlarımıza pek çok görev düşüyor” dedi. Sektörden büyük destek İZODER’in organize ettiği “Kentsel Dönüşüm ve Su Yalıtım Zirvesi”ne sektör de büyük destek verdi. Filli Boya Yapı Kimyasalları, Kalekim ve Saint Gobain Weber firmalarının ana sponsor olarak destek verdiği etkinliği destekleyen diğer kuruluşlar ise BİTÜDER’in yanı sıra BTM, Focus Membran, Ode Yalıtım, Onduline Avrasya, Standart İzolasyon, Stoper ve Yalteks firmalarıydı. İlginizi çekebilir... Türkiye İMSAD'ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı OlduTürkiye İMSAD'ın 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu'nda, yeni yönetim belirlendi. Türkiye İMSAD'ın yeni döneminin ilk Yönetim Kurulu toplantı... Depremlerde Yıkılmayacak Binalar için Doğru Yalıtım ŞartToplum genelinde farkındalık yaratmak ve deprem bilinci oluşturmak için her yıl 1-7 Mart haftası 'Deprem Haftası' olarak anılıyor.... Ravago Grubu'nun EPS, XPS ve Taş Yünü Çözümleriyle Geleceğin Yapıları GüvendeRavago EPS ve Mineral Yün İş Birim Direktörü Özge Müçek, TS 825'in sektörde performans odaklı dönüşümü hızlandırdığını söylüyor.... |
|||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.