
2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
|
İklim Değişikliği, Yalıtım ve Eryap![]()
Dünyanın enerji kaynakları sınırsız değil; 50-200 yıl içinde enerji kaynakları tükenecek. Alternatif enerji kaynakları bulununcaya kadar var olan enerji kaynaklarını tasarruflu kullanmak en akılcı yol oluyor. Dünyanın en büyük uluslararası sanayi şirketlerinin her birinin küresel ısınmadaki payının, orta büyüklükte bir ülkenin payından çok daha büyük olduğunu belirtmeliyiz. BM’nin açıkladığı ‘‹klim Değişikliği Raporu’na göre Türkiye, 1990-2004 yılları arasında yüzde 72.6 ile karbondioksit gazı salımında dünyada en hızlı artış kaydeden ülke oldu. TEMA Kaynak Geliştirme ve Halkla ‹lişkiler Bölüm Başkanı Yeşim Beyla, raporun, küresel ısınmanın son 50 yılda yüzde 90 oranında insan eliyle yaratıldığını ve bu durumun daha asırlarca süreceğini bilimsel olarak ortaya koyduğunu söyledi. Beyla, Türkiye’nin, yıllık 294 milyon tonluk karbondioksit salımıyla, ABD (5.5 milyar ton), Rusya (2.8 milyar ton) ve Japonya’nın (1.3 milyar ton) ilk 3 sırayı oluşturduğu dünyada, en fazla karbondioksit gazı salan ülkeler arasında 13. sırada yer aldığını bildirdi. Türkiye C02 salımlarını düşürme acısından gerekli plan ve önlemleri başlatmıştır. Toplam C02 salımında 215.90 Mio Ton ile Avrupa da 7. sırada, kişi başı CO2 salımında ise 2.96 MioTon ile Avrupa’da 29. sıradadır. Türkiye’deki CO2 salımının yüzde 42’si sanayiden, yüzde 30’u konutlardan, yüzde 20’si ulaşımdan, yüzde 5’i tarımdan ve yüzde 3’ü enerji dışı tüketimden kaynaklanmaktadır. Türkiye’deki enerjinin fosil yakıtlara bağımlı olması, toplu taşımada demiryolu bulunmaması, özellikle demir çelikte yurt dışında terk edilen eski teknolojilerin getirilmesi, elektrikli ürünlerde enerji sınıfı etiketlemesinin zorunlu olarak uygulanmaması ve yenilenebilir enerji kullanımında geç kalınması salım miktarını bugünkü düzeyde bırakmıştır. Dünyada 2002 yılında 751 milyon olan motorlu taşıt sayısı 2010 yılına kadar 188 milyon adet artışla 939 milyon adede, 2020 yılında 1 milyar 255 milyon, 2030 yılında ise 1 milyar 660 milyon adede çıkacak. Otomotivde Türkiye 1,1 milyon araçlık üretim ile dünyada 16. sırada yer almaktadır. ‹thal ve yerli olmak üzere yılda ortalama 540 bin adet araç trafiğe çıkmaktadır. Türkiye, emisyonların azaltılması işine önce hurda araçlara teşvik vererek değiştirme işlemiyle başlamıştır. 2003 ve 2008 yılları arasında 20 yaş üstü 280 bin araç 0 km araçlarla yer değiştirmiştir. Bu durum CO2 miktarını azaltmıştır. Günümüzde enerji kaynaklarının tükenmekte olması, bu kaynakların rasyonel bir biçimde kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları, sürekli devam eden doğal proseslerdeki varolan enerji akışından elde edilen enerjidir. Bu kaynaklar güneş ışığı, rüzgar, akan su (hidrogüç), biyolojik prosesler ve jeotermal olarak sıralanabilir. Yenilenebilir enerjinin tesisler, hayvanlar ve insanlar tarafından kalıcı olarak tüketilmesi mümkün değildir. Tüm bunların yanında enerjideki bağımlılığı azaltmak için rüzgar ve güneş enerjilerinin teşvik edilmesi CO2 oranını düşürmeye yetecek, özel sektör yatırımlarının sürmesi ve evlerde üretilecek fazla enerjinin devlete satılması için altyapı çalışmalarının tamamlanması sonucu CO2 miktarı azalacaktır. En genel yenilenebilir enerji formu, güneşten gelendir. Bazı formlar güneş enerjisini ve rüzgar gücünü depolar. Fosil yakıtlar, çok uzun bir zaman skalası göz önüne alındığında teorik olarak yenilenebilir iken, istismar edilerek kullanılması sonucu yakın gelecekte tamamen tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Küresel ısınma sorununun henüz kamuya daha az ulaşan yanı enerji problemidir. Enerji problemi, eğer küresel ısınmanın önünü almak istiyorsak dünyanın enerji ihtiyacını nasıl karşılayacağımızla ilgilidir. Bu konudaki güçlük, şu anda medeniyetimizin enerji talebinin, elektrik, ısınma ya da ulaştırma amaçlı olsun, neredeyse tamamen fosil yakıtlarla (yani kömür, petrol ve doğalgaz) sağlanmakta olmasından kaynaklanmaktadır. 2002 yılı kasım ayı Enerji Ajansı verilerine göre tüm dünyada kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam enerji kaynakları içindeki payı yüzde 13.8’dir. Bu payın dağılımı ise yüzde 80 yanabilir ve yenilenebilir atıklar, yüzde 16.5 hidro enerji, yüzde 0.5 diğerleri (rüzgar, jeotermal, güneş, dalga, gel-git olayları vs.) olarak verilmiştir. Türkiye’de yüzeyin aldığı ortalama güneşlenme miktarı yılda 1300 kwh/m2dir. Bu değer günlük 3,6 kwh/m2 civarındadır. Bir günlük güneşlenme süresi ise 7,2 saat olarak hesaplanmaktadır. Güneşten verimli oranlarda yararlanılabilen gün sayısı yılda 110 gün gibi yüksek bir seviyededir. Halen ülkemizde kurulu olan güneş kolektörü miktarı 7,5 milyon m2 civarındadır. Çoğu Akdeniz ve Ege bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda yaklaşık 290 bin TEP ısı enerjisi üretilmektedir. Sektörde yüzden fazla üretici firmanın bulunduğu ve 2000 kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Yıllık üretim hacmi 750 bin m2 olup, bu üretimin bir miktarı da ihraç edilmektedir. Bu haliyle ülkemiz dünyada kayda değer bir güneş kolektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır. Türkiye’de bulunan konut sayısı yaklaşık 18 milyon dolayındadır. Bu konutlardan 4 milyonu çeşitli şekillerde güneş enerjisinden yararlanmaktadır. Bedava enerji sağlayan güneş enerjisinin, enerji maliyetine 600 milyon dolarlık katkısı vardır (2007). Uzmanlar Türkiye’nin güneş potansiyelini yeterli seviyede kullanabilmesi durumunda 3.5 milyar dolarlık bir tasarrufun yakalanmasının zor olmadığını söylemektedir. Dünya genelinde kurulu bulunan düzlemsel güneş kolektörü alanı 100 milyon m2nin üzerindedir. En fazla güneş kolektörü bulunan ülkeler arasında ABD, Japonya, Türkiye, Avustralya ‹srail ve Yunanistan yer almaktadır. Halen ülkemizde kurulu olan güneş kolektörü alanı yaklaşık 12 milyon m2 olup, yıllık üretim hacmi 750 bin m2dir. Güneş enerjisinden ısı enerjisi yıllık üretimi 420 bin TEP civarındadır. Bu haliyle ülkemiz dünyada kayda değer bir güneş kolektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır. Rüzgar enerjisi, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, oksijeni tüketmeyen, radyoaktif etkisi olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi olmayan sağlıklı bir enerji üretim kaynağıdır. Rüzgar enerjisi sanayinin ülkede kurulması binlerce kişiye iş yaratma imkanı sağlayacaktır. Ülke enerjisinin yüzde 10 RES’lerden sağlanması halinde yaklaşık 60 bin kişiye iş yaratma imkanı olacaktır. fiu anda 12 bin MW olan Almanya’da 130 bin kişi rüzgar sanayisinde çalışmaktadır. Ülkemizde mevcut olan elektrik ihtiyacının her yıl yüzde 8 oranında artacağı dikkate alınırsa, bu artışın kömür, petrol, doğalgaz, hidroelektrik gibi konvansiyonel kaynaklar yanında rüzgar gibi yeni enerji kaynaklarıyla karşılanması ve desteklenmesi gerekmektedir. Türkiye rüzgar enerji potansiyeli ile bugünkü elektrik tüketiminin yüzde 20’sini ekonomik olarak rahatlıkla rüzgardan sağlayabilir. ‹leride stoklama maliyetlerinin düşmesiyle bu oran çok daha yüksek oranlara çıkacaktır. Avrupa Birliği hedeflerine göre 2010 yılına kadar enerji tüketiminin en az yüzde 10’u yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmalıdır. 2002 yılı itibariyle ülkemizin kullandığı toplam enerjinin yüzde 60’ı ithal edilmektedir. Artan enerji ihtiyacını göz önüne alarak iyimser bir tahminle 2020 yılında bu oranın yüzde 76 olacağı hesaplanmaktadır. Geçen yüzyıl içerisinde dünya nüfusunun 2 milyarın altında bir düzeyden 6.5 milyara ulaşması ve dünya çapındaki sanayileşme hareketi nedeniyle, atmosfere salınan ve en önemli örneği karbondioksit olan sera gazlarının konsantrasyonu tarihte hiç görülmemiş bir düzeyde artmıştır. Konutlarda ısı yalıtımı yapılmasının sonucu olarak baca gazı emisyonlarında büyük oranlarda azalma olacaktır. Bunun sonucunda güneş enerjisinin yeryüzüne ulaşmasını engelleyen atmosferde oluşan sera etkisinin azalması sağlanacaktır. Ülkemizdeki binaların yaklaşık yüzde 90-95’inde yalıtım bulunmamaktadır. Gelişmiş ülkelere göre, ülkemizde kişi başına tüketilen enerji miktarı 1/3 olmasına karşın, ısınma için sarf ettiğimiz enerji yüzde 100 daha fazladır. Tüm konutlara ısı yalıtımı yapılması durumunda, ülkemiz ekonomisinde sağlanacak yıllık enerji tasarrufu 7,5 milyar dolardır. Ülkemizde ısınma için aşırı bir yakıt tüketimi vardır. Türkiye’de birim hacim ısıtma için harcanan enerji yüzde 100 daha fazladır. Bu aşırı yakıt tüketimi, ülkemizin coğrafi konumundan değil, ülkemizde ısı yalıtımına gereken önemin verilmeyişinden kaynaklanır. Elektrik ‹şleri Etüt ‹daresi tarafından sunulan bir çalışmada, 158 kw’lık (135.880 kcal/h’lik) ısı kaybı olan bir yerde, önce çatı yalıtımı ve sandviç duvar uygulaması ile ısı kaybı 118 kw’a (101.480 kcal/h’e), hava cereyanının önlenmesi ve çift cam uygulaması ile 67 kW’a (57.620 kcal/h’e) düşürülmüştür.
Ozon Tabakasına Zarar Veren Kimyasallar
Tüm bu anlattıklarım, dünyamızın ve ülkemizin enerji kullanımı konusunda içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermektedir. Dünyamızın ve ülkemizin enerji kaynaklarının verimli ve doğru biçimde kullanılması ile insan sağlığı, ülke ekonomisi ve çevre sağlığı kurtulacaktır. Bu kapsamda var olan enerjilerin boşa harcanmaması büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yeni inşa edilen ve mevcut yapılarda yalıtım konusunda son yıllarda artış gözlenmekle birlikte enerji tasarrufu açısından yeterli düzeye gelinmediği görülmektedir. Özellikle su ve ısı yalıtımı, enerji kullanımı ve tasarrufunda çok önemli rol oynamaktadır. Bu bilinçle su ve ısı yalıtımı sektöründe ülkemizde faaliyet gösteren firmamız Eryap Plastik San. ve Tic. A.fi.’nin, 2009 yılı Ekim ayında devreye giren 3. XPS üretim hattıyla CFC’ler yerine CO2 kullanımına başlamış olduğunu, 2009 yılının sonunda diğer hatlarımızın da dönüşümünün biteceğini ve 2010’da çevreye duyarlı gazlarla üretim yapmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim. Hem kapasite artışı hem de Ar-Ge çalışmalarımız devam etmektedir. Ürünlerimizin performansını artırıcı çalışmalar yapmaktayız. Bu doğrultuda laboratuvarımıza yaptığımız ekstra yatırımlarla ürünlerin teknik değerlerini maksimuma çıkarmak için çalıştığımızı belirtmek isterim. Bir firmanın başarısını sürdürebilir kılması için kapasitenin yanı sıra kaliteli ve Ar-Ge’si ile bir adım önde olması gerektiğine inanarak bu konuda ciddi çalışmalar yapmaktayız. Diğer yandan 2009 yılında, uluslararası ekonomik krizlerin yaşandığı bir dönemde bile kendini geliştirme arzusunda olan yatırımcı ve girişimci firmamız, satış pazarlama kadrosunun Türkiye genelinde yapılanması, ‹stanbul merkezli satış ve pazarlama ofisinde satış organizasyonunun kurulması, bayi ağının yeniden yapılandırılması gibi çalışmalarla 2009 yılında Eryap A.fi. olarak uluslararası şirket olma yolunda firmamızın iskelet yapısı oluşturulmuştur. Firmamız bünyesinde tamamen kendi faaliyet alanında bilgili ve tecrübeli profesyonel bir kadronun oluşturulmuş olmasının sonucu olarak, 2009 yılı için hedeflenen üretim ve satış rakamlarının üzerine çıkılacağı önümüzde kalan yılın son günlerinde görülmektedir. Bu hedeflerin gerçekleşmesi hususunda Türkiye’nin her noktasına ulaşabilecek şekilde yapılandırılmış olan bayi ve müşteri yapımız ve profesyonel satış pazarlama kadromuz başrol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, 2009 yılı içinde alanında sektörün öncü kuruluşlarından biri olan BASF’ın Marmara Bölge distribütörü durumundaki Nanotek firması ile başlattığımız oluşum tüm hızıyla devam etmektedir. Ortak çalışmalarımızın sonucu olarak, adından söz ettiren birçok projede Eryap A.fi.’nin ürünleri kullanılmaktadır. Bu hacmi artırabilmek için her gün dirsek temasında Nanotek firmasında görevli arkadaşlarla teker teker proje değerlendirilmektedir. Doğan bu gücün neticesinde Eryap ürünleri kullanılan birkaç projeden bazıları şunlardır: Kartal Yavuz Selim ‹lköğretim Okulu, Çekmeköy Belediye Hizmet Binası şantiyesi, Seçkinevler villaları, meslek lisesi inşaatı, Park City şantiyesi, Harbiye Hilton şantiyesi, Zeksan okul güçlendirmeleri, Dünya Bankası okulları. Firmamız, yine 2009 yılında kurduğu ihracat departmanı ile uluslararası pazarda kendisine pazar oluşturma çalışmaları yapmaktadır. Türkiye’ye komşu olan tüm ülkelerle ticaret yaptığı gibi komşu olmayan ülkelere de ihracat yapmaya başlamıştır. 2010 yılı için hedefimiz, aynı kararlılık ve çalışma arzusuyla Eryap A.fi.’nin uluslararası ölçekte faaliyet gösteren ve ülkesine ödediği vergi, üretimden kaynaklanan istihdam, ürettiği ürünlerden dolayı ülkemizin kaybettiği enerji kayıplarından tasarruf sağlanması vb. konularda en üst seviyeye ulaşmaktır. İlginizi çekebilir... Isı Yalıtım Ürünlerinde Performans, Güvenirlilik ve Uygunluk: Avrupa Standartlarının Teknik ÇerçevesiBinalarda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve güvenlik hedeflerinin karşılanması, doğru tasarlanmış bir yalıtım stratejisinin varlığına bağlıdır.... Polimer Bitümlü Örtüler ile Etkili Su YalıtımıFosil esaslı bitüm bileşen ve asfaltın inşaatlarda kullanımı Avrupa'da 18. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Günümüzde Polimer modifiyeli bitümlü örtül... Pratik ve Çözüm Üreten Bitümlü Örtülerde Çeşitlilik ArtıyorGelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda dünya genelinde yapıların ve inşaat tekniklerinin değiştiğini gözlemliyoruz. Bu değişimlere bağl... |
|||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.
0,938 sn