
Farklı Bakış Açısı ve Bir Öneri...
"Gürültüyü kontrol altına almak bir tercih değil, profesyonel bir gerekliliktir"
Yalıtım sektörü büyüyor, doğru. Peki büyüdüğü oranda kazanabiliyor mu?
Yangına karşı zaman kazandıran bir mimari katman: EGGER OSB Flammex
|
Kadıköy Belediyesi, temellerde su yalıtımı yapılmasını şart koşuyor!![]()
Kadıköy Belediyesi, yeni inşa edilecek binaların temelinde su yalıtımı yapılmasını şart koşuyor. Türkiye’de ilk olarak Kadıköy Belediye tarafından başlatılan uygulama hakkında bilgi aldığımız Kadıköy Belediyesi İmar İşleri Müdürü Sadık Kayhan, dört binin üzerinde binayı incelediklerini ve bu binaların çoğunda korozyona rastladıklarını söylüyor. Son depremlerden sonra, yapı kalitesinin bir hayli önem kazandığını vurgulayan Kayhan, ‘Deprem, Türkiye ve İstanbul’un bir gerçeği. Binaların ayakta tutulması ve mevcut binaların güçlendirilmesi gerekiyor. Kadıköy Belediyesi olarak, binaların daha güvenli olması için neler yapılması gerektiğini tartıştık. Bunlardan bir tanesi de yeni yapılacak binaların ömrünün nasıl uzatılacağı konusuydu. Ülkemizde ısı yalıtım yönetmeliği var; ancak su yalıtımına yönelik bir yönetmelik olmadığından, daha önceki uygulamalarımızdan da cesaret alarak yeni bir uygulama başlattık. Önemli sorumluluklar üstlenerek Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. Ocak ayının başından itibaren tüm projelerde, su basman seviyesine kadar su yalıtımlarının yapılmasını şart koşuyoruz. Amacımız binaya suyun girmesini engellemek, beton ve demirle suyun karşılaşmasını önlemek ve böylece binaların ekonomik ömrünü uzatmak. Su yalıtımını yapmayan projeyi tasdik etmiyoruz. Uygulamada da su yalıtımını görmeden temel üstü vermeyeceğiz. Kararlılığımızı devam ettireceğiz’ diyor. ‘Yasalardan önce’ hareket ediyoruz!.. Kadıköy’de 1994 yılından bu yana ciddi ve radikal kararlar aldıklarını dile getiren Kayhan şöyle devam ediyor: Yasal zorunluluk olmadığı halde beton için laboratuvar test sonuçlarını getirmeyen hiçbir binaya temel üstü ve iskan izni vermedik. Yasal olmayan bir şey istiyoruz diye müteahhitler ve meslek grupları tepki gösterdiler. Bizi dava etselerdi, davanın sonuçlarına katlanmayı göze almıştık. Fakat daha sonra alışıldı ve takdir edilmeye başlandı. 2001 yılında çıkan Yapı Denetim Yasası ile bu taleplerimiz yasal zorunluluk haline getirildi. Yine 1994 yılında, kiriş uçlarına kolon konulmasını yasakladık. O dönemde İstanbul’un gündeminde çok fazla deprem yoktu. O zaman da tepkiler almıştık. Ancak 1998’de çıkan Deprem Yönetmeliği onu da yasal hale getirdi. Binalarda çerçeve kirişlerin sürekliliğini zorunlu kıldık. Bu uygulamamızın da 1998 Deprem Yönetmeliği’nden sonra yasal hale getirildiğini gördük. Yani doğru şeyler yaptığınızda müteahhitler, meslek grupları ve toprak sahipleri zamanla kabul ediyorlar. Beş yüzün üzerinde kalfayı eğitime tabi tuttuk. Müteahhit, sertifika almış bir kalfayı çalıştırmadığı takdirde bizden ruhsat alamıyor. Bunun da yasada bir yeri yok. İnsan sağlığı ve binaların güvenliği için teknoloji neyi gerektiriyorsa onu kullanacağız. Yasaya da çok fazla bakmadan, doğru olduğuna inandığımız kararları alacağız. Çıkan yasalar bizi doğruluyor. Yasalardan çok önce hareket ediyoruz. Müteahhit kendisini ‘denetlemeyecek’ firmayı seçiyor Yapı Denetim Yasası, yapı denetim kuruluşlarını baştan çalışamaz hale getirdi. Orada önemli bir yanlışlık var. Yasa müteahhide, ‘Seni denetleyecek firmayı kendin bul’ diyor. Yani kişi kendisini denetleyecek firmayı seçiyor. Eğer müteahhit veya toprak sahibi iyi niyetli değilse, kendisini denetleyecek değil, denetlemeyecek firmayı seçiyor. Burada bir yanlışlık var. Her şeyi yeniden keşfetmek zorunda değiliz; dünya bunu çoktan çözmüş. Bir çok ülkede havuz sistemi var. Havuz sisteminde, bakanlığın veya meslek gruplarının yönlendirmesiyle, müteahhit sadece parasını yatırıyor ama kendisini kimin denetleyeceğini bilmiyor. Bu sistemde müteahhit ve denetimci arasındaki ilişki ve pazarlıklar bitmiş oluyor. Onlarca yapı denetim firması kapatıldıktan sonra başka adlarla tekrar açılıyorlar. Bu firmaların yeteri kadar denetim yaptıklarını düşünmüyorum. Ama yapı denetim kuruluşları mutlaka olmalı ve yetkilendirilmeliler. Yetkin elemana ihtiyaç var. Müteahhit ile yapı denetimci arasındaki ilişki koparılmalı. Aynı zamanda yapı sigortası zorunlu hale getirilmeli. Bunlar olmadığı sürece ilişkiler müteahhidin vicdanıyla doğru orantılı yürüyor. Kadıköy’de tertemiz cepheler ortaya çıkıyor Bina Cephelerinin Rehabilitasyonu Projesi, APK Müdürlüğü, Çevre Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü ve bizim organizasyonumuzla yürütülen bir proje. Kadıköy’de Kurbağalıdere ve Söğütlüçeşme caddeleri tabelalardan arındırılıyor. Binaların tamamının cepheleri boyatıldı, estetik anlamda güzel şeyler ortaya çıktı. Bu çalışmalar Kadıköy’ün tamamını kapsayacak şekilde devam edecek. Boya firmalarıyla anlaşmalar yaparak çok daha ucuza mal ettik. İmar Kanunu belediyelere, bina cepheleri ve çatı şekilleriyle ilgili uygulama yapma hakkı ve yetkisi veriyor. Ama bu Türkiye’de çok fazla uygulanan bir şey değildi. Biz fazla uygulanmayan maddeleri de uygulamaya koyduk. Şu anda Kadıköy’de tertemiz cepheler ortaya çıkmaya başladı... İlginizi çekebilir... Saint-Gobain Türkiye, ISO 500 listelerinde 4 şirketiyle yerini aldıSaint-Gobain Türkiye, İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı ISO 500 ve ISO İkinci 500 listelerine Türkiye'de faaliyet gösteren 4 markası ile gi... Yapıchem Kimya, Buildex 2026'da bölgesel büyüme hedeflerini güçlendirdiYapıchem Kimya, 10-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Suriye'nin başkenti Şam'da düzenlenen Buildex 2026 Fuarı'na katılarak bölgedeki iş b... İzocam, İSO 500'de 28 basamak yükseldiİzocam, İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2025 listesinde 28 basamak birden yükselerek 43... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.