Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhcu:

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhcu:

SÖYLEŞİ
57. Sayı (Kasım Aralık 2005)

"Yasalar tek yanlı ve eksik kalıyor" Hazırlanan Yapı Kanunu, yapı denetimi ve inşaat sektörü hakkında görüşlerine başvurduğumuz Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhcu, kanunların hazırlanışı esnasında katılımcı bir sürecin işletilemediğini ve bu nedenle yasaların tek yanlı ve eksik kaldığını ifade ediyor.

Yapı denetim sisteminin de sağlıklı bir şekilde hayata geçirilemediğini dile getiren Muhcu, yeni yasanın malzemeyi ve denetimi içine alan bir kapsamda düzenlenmesinin şart olduğunu savunuyor.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Muhçu, yapı kanununun hazırlanma sürecinde tarafların görüşlerine pek başvurulmadığını söylüyor. Mimarlar Odası olarak çeşitli raporlar hazırlayıp ilgili kurumlara sunduklarını, sonrasında ise gelişmeleri "sadece" izlediklerini belirten Muhcu, "Gerçek anlamda bir katılımcı süreç işlemiyor. Bu durum salt meslek odaları açısından değil, diğer kuruluşlar açısından da geçerli. Katılım süreci işletilmediği için yasalar tek yanlı ve eksik kalıyor. Oysa yapı yasası Türkiye'nin sağlıklı ve güvenli yapılaşması açısından büyük önem taşıyor. Buna yönelik de önerilerimiz vardı" ifadelerini kullanıyor. Muhcu, Yapı Denetim Yasası'nın işlemediğini de savunarak bakanlığın bir çok yapı denetim şirketini kapatma yoluna gittiğini ve gerçek anlamda denetim yapan yapı denetim kuruluşlarının sayısının çok az olduğunu dile getiriyor. Muhcu şöyle devam ediyor: Buradaki sorunu denetim kuruluşlarının niyetleriyle açıklayanlayız. Sistemin işleyemeyeceği çok açık. Son dönemde TOKİ aracılığıyla yapılan yapılarda denetimin tamamen kaldırıldığını görüyoruz. TOKİ'nin yeterli denetim ekipleri, birikimi ve örgütlenmesinin olmadığı da başka bir gerçek...

Yapı yasası malzemeyi ve denetimi de içine alan bir kapsamda düzenlenmeli

Yapı denetimi sisteminin daha da sorunlu hale geldiğini görüyoruz. Bunun da yeni yapı yasasıyla giderilmesi gerekiyor. Yapı malzemeleri eğer sağlıklı üretilmezse sorunlar yaratıyor. Mesela yalıtım malzemeleri nitelikli bir şekilde üretilmezse ısı kaybı, enerji tüketimi ya da erken bozulmaları nedeniyle ekonomik kayıpları da gündeme getiriyor. Hazırlanan yapı yasası malzemeyi ve denetimi de içine alacak bir kapsamda düzenlenmeli. Bu hem depreme karşı yapıların hazırlanması; hem nitelikli, çağdaş mekanların üretilmesi hem de ulusal ekonomiye katkı sağlaması açısından çok önemli. Özellikle son dönemde gündeme gelen projelerle adeta ithal malzeme ve ithal teknoloji özendiriliyor. Oysa Anadolu yapı malzemesi konusunda adeta bir cennet ve çok zengin bir birikime sahip. Anadolu aslında yapı üretimi kültürü açısından da aynı zenginliğe sahip. Potansiyellerimizin doğru şekilde değerlendirilebilmesi ve yerel üretimin desteklenmesi gerekiyor. Yerel malzeme niteliğinin artırılması önem taşıyor. Çelik, ahşap veya karma yapım sistemlerinin de yaşamımıza girmesi lazım. Ahşap açısından bir takım olanakların olabileceği çok açık. Ahşap işçiliği konusunda Anadolu'da geçmişte hayranlıkla izlenebilecek binalar yapılmış. Türk Standartları Enstitüsünün bu kapsamda yeniden ele alınıp yeniden yapılandırılması gerekiyor. Eğer beton üretiliyorsa o betonun kalitesiyle ilgili beton santralinde de denetim yapılabilen bir sistem kurulmalı. Beton santrallerinin de bu anlamda kontrol altına alınması gerekir. TSE standardı dışındaki malzeme üretiminin, yerinde yapılan denetimlerle ortadan kaldırılması şart. Yaygın bir denetimle malzeme standardının sağlanması gerekir. Bu anlamda da malzeme denetimin yaygınlaştırılması lazım. Farklı alanlarda çalışan kurumlar denetimle ilgili sorumluluk almalıdır. Örneğin İZODER gibi kuruluşların bu konularda denetim hakkı olmalı. TSE de bu katkıyı alacak bir örgütlenme yapısına ulaşmalı.

Katılımcı bir süreç yok Kamu kurumlarında gelenekselleşmiş bir katılım söz konusu değil. Böyle bir süreç yaşatılmak istenmiyor. Tam tersine, katılımcı, şeffaf ve demokratik bir sürecin tüm kesimler tarafından telaffuz edilme zorunluluğu olması nedeniyle bunu gündeme getiriyorlar. Biz herhangi bir kompleks göstermeden bu çalışmaların içinde yer alıyoruz. Kendi görüşlerimizi ifade ediyoruz. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde görüşler komiteler, komisyonlar, bilimsel çalışma kurulları tarafından tartışılır, değerlendirilir ve ondan sonra kamu kurumlarına ve ilgili kesimlere rapor olarak sunulur. Buna rağmen emeğimizin karşılığını aldığımızı söyleyemeyiz. Hedeflerimize ulaşmış olsaydık, kentsel dönüşüm projeleri gibi kenti tahrip eden, yağmalayan projeler gündeme gelmezdi. Mimarlar yalıtım malzemelerini doğru bir şekilde kullanmalı Mimarlar maalesef yalıtım malzemelerini gerektiği gibi kullanmıyor veya kullanamıyorlar. Ülkemizde yaygın olarak yalıtım malzemesi kullanma anlayışı oluşmamış. Ancak son dönemdeki gelişmeler umut verici. Meslektaşlarımızın gerekli nitelikte ve daha doğru bir şekilde yalıtım malzemelerini kullanmalarını önemsiyoruz. Mesleki Gelişim Programı kapsamında sürekli meslek içi eğitimler düzenliyoruz. Bunu daha da yaygınlaştıracağız. Meslektaşlarımızın malzeme bilgilerine daha kolay ulaşmaları için yardımcı olmaya çalışıyoruz. Mimarları dernek ve kuruluşlarla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Kartal, Kadıköy, Bakırköy ve İstanbul şubelerimizde malzemeyle ilgili seminerler veriliyor, malzeme tanıtımları yapılıyor. Bu eğitimler bilimsel ve meslek etiği çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Çünkü malzemenin öncelikle insan sağlığına uygun olması gerekiyor. Özellikle standarda uygun üretim yapan firmalar ya da o malzemeyle ilgili geniş üretim yapan firmalar bu tür seminer verme talebinde bulunuyorlar.

TSE'nin standartları dahi uygulamada gerçekleşmiyor Önümüzdeki süreç içerisinde yapı malzemelerine CE Belgesi alma zorunlu dolayısıyla iptali için hukuki girişimlerde bulunmaya karar verdik. Eğer bu tür yatırımlar bu şekliyle gerçekleştirilirse dava açmak zorunda kalacağız. Kimi çevrelerce sorun sadece bir mimari proje ve modern teknoloji tartışmasına indirgendi. Söz konusu kuleler dünya kültür mirası İstanbul'un siluetini etkileyebilecek bir noktaya yapılacak. İtiraz nedenlerimizden birisi de bu kulelerin kültürel bir saldırı niteliği taşıyor olması. Despotik bir yönetimin taşıdığı simgeler İstanbul'a taşınacak. Bu durum kültürel nedenlerle de kabul edilemez. Ayrıca bu bölge yeşil bir alan niteliğinde ve çevrenin soluklanma alanı. Başka nedenlerimiz de var; planın dengesini bozan, altyapıya yük getiren, ulaşımı alt üst eden unsurlar gibi bir sürü sonuçlara neden olacağı için karşı olduğumuz bir yatırım. Üçüncü köprü tartışmaları bu kulelerle birlikte yeniden gündeme getirildi. Üçüncü köprü aslında bölgedeki gökdelenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yapılacak...

Toplum farklı kompartımanlara yerleştiriliyor

Son dönemdeki çalışma alanlarımızdan birisi de kentsel dönüşüm planlan. İstanbul geçmişte sağlıksız bir yapılaşma gösterdi. Anadolu'dan göçe dayalı bir kentleşme yaşadık. Bunun nedeni, İstanbul ve Marmara'ya yapılan hatalı yatırımlardı. İstanbul Nazım Planı'nın öngörüsü olan doğudan batıya kıyı yönündeki büyüme istenilen şekilde gerçekleşmedi. Yanlış yatırım kararları ve karayolu taşımacılığına indirgenmiş ulaşım anlayışı nedeniyle göçe dayalı kontrolsüz bir büyüme oldu. İstanbul maalesef kuzeye doğru ve sağlıksız bir büyüme gösterdi. Kaçak ve denetimsiz bir yapılaşma oldu. Bunların yarattığı sorunların giderilmesi ve depreme karşı da hazırlanması gerekiyor. Ancak gündeme gelen kentsel dönüşüm planlan bu dönüşümü sağlıklı bir şekilde gerçekleştirememektedir. Bu projeler kapsamında genellikle ayrıcalıklı kesimlere pazarlanan ve kentle ilişkisi zayıf yerleşim bölgeleri yaratılıyor. Toplum artık farklı kompartımanlara yerleştiriliyor. Prestij konutları adı altında ayrıcalıklı kesimler belli yerlere yerleştiriliyor. İnsanların birbirinden koptuğu ve farklı sosyal tabakaların arasında uçurumların olduğu bir yaşam tarzı öngörülmüş oluyor. Bunların da kabul edilebilir olmadığını görüyoruz. Bu süreç organize edilirken kamu aslında düzenleyici, planlayıcı ve yönlendirici hüviyetinden tamamen vazgeçmiş durumda gözüküyor. Kamu, bu alanlarda yatırım yapmak isteyen kuruluşların önünü açmak için çalışan bir kurum haline gelmiş. Toplumsal bir örgütlenme öngörüsü yok.

Sosyal bir depreme neden olunabilir

Mortgage Yasası da bugünkü tartışılan haliyle yasalaşırsa çok ciddi sorunlar yaratacak. Bunlardan bir tanesi enflasyon karşısında, finans veren kuruluşların korunma istemesi. Bu durum tüketici açısından büyük bir risk taşıyor. Çünkü ülkemizde ekonomi belli aralıklarla krize giriyor. Tüketici, alacağı kredilerde sorun yaşayacak. Yine bu süreç içerisinde kredi veren kuruluşların kendi yatırımlarını garanti altına almaları söz konusu. Ama tüketicinin garantisi yok gibidir. Ekspertizlik raporları tek taraflı. Kredi veren kuruluş tarafından yaptırılmaktadır. Sürecin sağlıklı ele alınması gerekiyor. Ulusal kaynakların ve bir dayanışma ilişkisinin ön görüsü temelinde bu kredilendirme sisteminin tüketicinin de lehine değerlendirilmesi ve ele alınması gerekiyor. Kent öngörüsü boyutu da var. Sosyal ilişkilere zarar veren bir sürece doğru yöneldiğimizi görüyoruz. Bunun yaratacağı sorunlar var. Kentsel dönüşüm projeleriyle İstanbul'u depreme karşı hazırlayabiliriz. Ancak bir sosyal depreme de neden olabiliriz. Bir sosyal proje öngörüsü altında tüm bu kentsel dönüşüm projelerinin yeniden ele alınması acil bir önem arz ediyor...
 


İlginizi çekebilir...

Yılın CEO'su Ödülü sahibi Atalay Özdayı; "Isı yalıtımı, yapının geleceğini belirleyen stratejik bir unsur"

Baumit Türkiye CEO'su, Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri'26 Yılın CEO'su Ödülü sahibi Atalay Özdayı Baumit'in sürdürülebilir başarısında...
24 Ocak 2026

Öntürk; "Konforlu, Sessiz ve Doğru Akustik Dengede Mekanlar Yaratmaya Odaklanıyoruz."

Yalıtım sektöründe ses yalıtımı uygulama ve taahhüt işlerinde özellikle son dönemde dikkat çeken Yeliz Öntürk, firmasının kuruluş öyküsü ve üstlendiği...
20 Kasım 2025

Cüneyt Boydaş; "Logiccore, sektörde fark yaratmayı hedefliyor"

Panelsan, yeni ürün hattı Logiccore ile geleceğin yapı teknolojilerini bugüne taşıyor. Bu yenilikçi seriyi daha yakından tanımak için Panelsan Satış v...
18 Eylül 2025

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,828 sn