
2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
Endüstriyel Yalıtımda, Mekanik Dayanımda İğneleme Teknolojisi
|
Üniversitelerden Bu Kadar Az Yararlanılması Oldukça Şaşırtıcı!..![]()
Oral, yönetmeliklerin hazırlanmasında üniversiteler ile yapılacak işbirliğinin de bir hayli önem taşıdığını vurguluyor ekliyor: "Üniversitelerden bu kadar az yararlanılması oldukça şaşırtıcı... Sanayide yer alanlar, üniversitelerin bilgi birikiminden yararlanmama 'lüksüne' sahip olmamalıdırlar. Bu durum çok önemli değerlerin, teknolojik emeğin ve verilerin israfı demektir..." Binalarda enerji korunumunun sağlanabilmesi konusunda öncelikle kavram ve yetkilerin net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, enerji tasarrufuna yönelik çalışmalarda yerel yönetimlere önemli ölçüde sorumluluk düştüğünü; ve yerel yönetim ile yapı denetim kuruluşlarının bu görevleri yerine getirmedeki başarısının da bakanlıklarca izlenmesinin şart olduğunu dile getiriyor. Oral, "Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere belediyeler ve bu konuda çalışan diğer kuruluşlar, ortak hareket edecek stratejiler geliştirmelidirler. Türkiye'nin enerji ve çevre konusunda belirlenen önceliklerine bağlı olarak oluşturduğu araştırmaların gerçekleştirilmesinde, ulusal kaynakların yanı sıra OECD, BM ve AB gibi kuruluşlardan kayj nak sağlanarak uluslararası işbirliğinin artırılmj gerekmektedir" diyor. Yalıtım teknolojilerinin kullanımını artırılması için uygun teşvikler sağlanmalı Yapısal ve kurumsal düzenlemelere de degınerek, binalarda enerji korununun sağlanabilmesi için yürürlükte olan yönetmeliklerin doğru bir teknik bilgiyle donatılması ve yaptırımların doğru bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, "Ülke koşullarına uygun olarak hazırlanacak enerji korunumu yönetmeliklerinin enerji ekonomisi açısından önemi göz ardı edil memelidir. Türkiye'de enerji kayıplarının önemli bir bölümü standart dışı yapılaşmadan ve mevcut binalardaki eksik ve yanlış uygulamalardan kaynaklanıyor. Bu nedenle mevcut binaların enerji kayıpları açısından iyileştirilmesi enerji korunurunun sağlanmasında önemli bir etendir" diyor. Oral bu kapsamda yapılabilecek çatşmalara ilişkin önerilerini ise şöyle izetliyor: "Binalara ilişkin enerji mevzuatı sağlıklı bir şekilde revize edilerek, mevcut binaların bu mevzuata uygunluğu denetlenmeli; uygun olmadığı taktirde bina elemanları, enerji tasarrufu sağlayan bina yalıtım malzemelerini optimum kullanacak şekilde detaylandırılmalıiır. Binalarda enerji tasarrufu sağlayan malzeme ve yalıtım teknolojilerin kullanımın artırılması için kullanıcılara uygun teşvikler sağlanmalıdır. Ayrıca enerji tasarrufu sağlayan tesisat sistemleri ve akıllı elektronik denetim teknolojilerinin kullanılması sağlanmalı, yüksek verimli ısıtma teknolojileri kullanılmalı, kullanılan yakıt özellikleri iyileştirilmeli, düşük kaliteli yakıtların kullanımının yasaklanması ve fosil yakıtların daha az emisyona yol açacak yakıtlarla ikamesi sağlanmalıdır" Binaların enerji korunumu sağlayan sistemler olarak tasarlanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, ülkemizde yeni enerji üretim yatırımlarının temiz enerjilere yönelik olmasının da kaçınılmaz olduğunu belirterek, "Özellikle güneş enerjisi açısından zengin potansiyele sahip olan ülkemiz, bu potansiyeli boşa harcama lüksüne sahip değil. Güneş ve rüzgar enerjisi ülkemiz için ümit vaat eden enerji kaynaklan olduğundan, binalarda enerji korunumunu sağlamak için binaların bu tür kaynaklan etkin kullanan sistemler olarak tasarlanması gerekli hale gelmiştir" ifadelerini kullanıyor. Ülkemizde enerjinin etkin kullanılmadığı ve hizmetlerin enerji yoğun sağlandığının da başka bir gerçek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, "OECD ülkelerinde enerji yoğunluğunun giderek azaldığını görüyoruz. Kısa dönemde sonuçların kolaylıkla alınabileceği bir alan olan enerjinin etkin kullanımı, ülkece üzerinde durmamız gereken bir konu. Ülkemizde bina sektörü, enerji tüketiminin önemli bir payını oluşturduğundan, bina sektöründe enerjinin kullanımına yönelik teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanmasının sağlanması sektörlere bir kazanç olarak yansıyacaktır" diyor. Oral şöyle devam ediyor: Bina standartları bir bütün olarak revize edilmeli Binalarda enerjinin etkin kullanılması için öncelikle bina standartları bir bütün olarak revize edilmeli ve bu standartlara uygun yasal düzenlemeler getirilmelidir. Bu düzenlemelerin uygulanabilmesi için uygun teşvikler sağlanmalı, enerji verimliliği sağlayacak ileri teknoloji ürünü yapı ve yalıtım malzemelerinin binalarda kullanılması öngörülmelidir. Enerji tüketen ısıtmahavalandırma, iklimlendirme, aydınlatma gibi bina alt sistemleri için enerji raporları hazırlanmalı ve yüksek verimli cihazların kullanılması sağlanmalıdır. Tükenebilir enerji kaynakları yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir. Enerjinin etkin kullanımına yönelik teknolojilerin uygulanabilmesi için bina sektöründe yer alan tüm disiplinler arasında koordinasyon sağlanmalı, mevzuatın yaptırımı için denetimler istenilen düzeyde yapılmalıdır. Gelecekte, Türkiye'de kişi başına enerji tüketiminin, kalkınmaya ve refah düzeyinin artmasına bağlı olarak artacağı bir gerçektir. Ancak enerji tüketimi artarken, enerjinin etkin kullanımı, diğer bir deyişle israfın ve kayıpların önlenmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra birim ekonomik hasıla başına tüketilen enerjinin azaltılması yolunda tüm teknolojik yeniliklerin kullanılması zorunludur. Ayrıca bina sektöründe yatırım projelerinin seçiminde enerji maliyeti düşük projelerin yatırımcılara sunulması konusunda gereken ortamın yaratılması olumlu bir adım olacaktır. Yönetmeliklerin hazırlanmasında üniversitelerle işbirliği yapılmalı Binaların enerji etkin olarak tasarlanması konusunda fakültemiz ve birimimizde uzun yıllardır çalışmalar sürdürüyoruz. Fiziksel Çevre Kontrolü Birimi öğretim üyeleri tarafından yürütülen doktora tezlerinde ve araştırma çalışmalarında enerji konusu konfor koşullarıyla birlikte farklı ölçeklerde ele alınmıştır. Türkiye'nin farklı iklim bölgeleri için yönetmeliklere veri olabilecek nitelikte öneriler geliştirilmiştir. Örneğin "Enerji Etkin Konut ve Yerleşme Tasarımı" adlı tamamlanmış olan bir araştırma çalışmasında Türkiye'nin 5 iklim bölgesi için iklimsel konfor ve görsel konfor koşullarının minimum enerji harcanarak sağlanabilmesi amacıyla konutların ve yerleşmelerin tasarlanmasında yol gösterici önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Diğer bir çalışmada ise bina biçimine bağlı olarak bina kabuğu Ukatsayısının ısıtma enerjisi korunumu açısından belirlenmesi gerçekleştirilmiş ve ısı yalıtım yönetmeliklerinde kullanılabilecek sonuçlara varılmıştır. Bunun gibi sonuçlandırılmış çok sayıda çalışma var. Ancak bu sonuçların bina sektöründe uygulanması ve pratiğe aktarılması için önerilen sonuçların bundan sonra hazırlanacak yönetmeliklerin hazırlanmasında kullanılması yararlı olacaktır. Bu açıdan yönetmeliklerin hazırlanmasında üniversitelerle yapılacak işbirliğinin ne denli önem taşıdığını vurgulamak istiyorum. Enerji konusunun günümüzde taşıdığı önem göz önüne alınarak, "enerji etkin tasarım" konusu üniversitemizde disiplinlerarası bir niteliğe kavuşmuştur. İTÜ Sürdürülebilir Enerji Araştırma Grubu (İTÜ SERG), bugün üniversitemizin farklı fakültelerinden de katılan öğretim üyeleriyle ulusal ve uluslararası eğitim, araştırma, uygulama ve danışmanlık çalışmalarını sürdürüyor. Sanayiinin üretkenliğini artırmada en önemli etken üniversitelerle işbirliğidir Ülkemizde sanayi ve üniversite işbirliği yönünde önemli gelişmeler gözlemlemekteyiz. Örneğin gelişmiş üniversitelerde teknokentler kurularak sanayi ile işbirliği içerisinde, araştırma yapan akademisyenlerin ArGe kapasitelerini uygulamaya dönüştürme olanağı sağlanmaktadır. Üniversitelerde, akademisyenlerin araştırma projelerinde sanayi ile işbirliği yapması teşvik edilmekte hatta bu tür projelere öncelik verilmektedir. Bu tür projeler ve programlara TÜBİTAK tarafından da destek verildiği bilinmektedir. Günümüzde, üniversitelerde ArGe destek programlarının, araştırma kuruluşlarısanayi işbirliği ile hayata geçirilmesi büyük önem kazansa da ülkemizde üniversitesanayi işbirliğinin yeterli düzeyde olmadığı kanısındayım. Üniversitelerden bu kadar az yararlanılması oldukça şaşırtıcı... Sanayiinin üretkenliğini artırmada en önemli etken üniversitelerle işbirliğidir. Ülkenin planlı ekonomik gelişmeleri içerisinde nitelikli insan gücünün kalkınmaya katkıda bulunması ve yapılan yatırımların yararlı sonuçlar doğurması, üniversitesanayi işbirliği ile olanaklı olabilir. Üniversitelerin sanayiyi geliştirdiği, sanayinin ise üniversiteleri ayakta tuttuğu unutulmamalıdır. Ülkemizde sanayi için teknoloji üreten merkezler olan üniversitelerden bu kadar az yararlanılması şaşırtıcıdır. Türkiye'nin uluslararası platformda rekabeti için sanayide yer alanlar, üniversitelerin bilgi birikiminden yararlanmama lüksüne sahip olmamalıdırlar. Bu durum çok önemli değerlerin, teknolojik emeğin ve verilerin israfı demektir. Artık ulusal ve uluslararası rekabetin yalnızca bilgiye dayalı yenilikçi ve ileri teknoloji üreterek olanaklı olduğu, eski teknolojilerle ayakta kalmanın olanaksız olduğu anlaşılmalıdır. Bu bilince yönelik olarak sanayi kuruluşları değişmek, yenilikçi hedefler peşinde koşmak, ArGe faaliyetlerine önemli ölçüde kaynak ayırmak zorundadır. Üniversite sanayi işbirliğini artırmak için üniversite sanayi iletişimi güçlendirilmeli; sanayi kuruluşları üniversitelere, kendi ihtiyaçları doğrultusunda, üniversitenin de kalkınmasını sağlayacak projeler ürettirmeli; uluslararası düzeyde ise uluslararası kuruluşlardan destek alınarak yapılacak ortak projelerde güç birliği kurulmalıdır. Ayrıca üniversitelere sanayi kuruluşlarından, sanayi kuruluşlarına üniversitelerden danışmanlar sağlanarak bilgi paylaşımının sağlanabileceğini; ve sanayiüniversite işbirliğine dayalı projelere öncelikli teşvikler verilerek üniversitesanayi işbirliğinde gelişmeler kaydedilebileceğini düşünüyorum...
İlginizi çekebilir... Yılın CEO'su Ödülü sahibi Atalay Özdayı; "Isı yalıtımı, yapının geleceğini belirleyen stratejik bir unsur"Baumit Türkiye CEO'su, Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri'26 Yılın CEO'su Ödülü sahibi Atalay Özdayı Baumit'in sürdürülebilir başarısında... Öntürk; "Konforlu, Sessiz ve Doğru Akustik Dengede Mekanlar Yaratmaya Odaklanıyoruz."Yalıtım sektöründe ses yalıtımı uygulama ve taahhüt işlerinde özellikle son dönemde dikkat çeken Yeliz Öntürk, firmasının kuruluş öyküsü ve üstlendiği... Cüneyt Boydaş; "Logiccore, sektörde fark yaratmayı hedefliyor"Panelsan, yeni ürün hattı Logiccore ile geleceğin yapı teknolojilerini bugüne taşıyor. Bu yenilikçi seriyi daha yakından tanımak için Panelsan Satış v... |
|||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.