2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
|
Yayın Danışma Kurulu Yıllık Toplantı'mızda Sektörel Sorunlar Tartışıldı
Osman ÖZKARAKAYA Optiroc Yapı Malz.San.ve Tic.A.Ş. Pazarlama ve Özel Projeler Müdürü Binalarda ısı yalıtım uygulamaları her ne kadar Avrupa'da ve Amerika'da uzun yıllardır yapılmakta olsa da, ülkemiz için oldukça yeni. Ülkemizde ise şu an için düz mantıkla çözülmeye çalışılan, işi doğru yapan firmaların çok az olduğu bir sektör. Bugün iki şantiyeyi ziyaret ettim, uygulama açısından ciddi yanlışlıklar yapılmıştı. Sistemin malzemelerinden bazılarını üreten bir firmanın çalışanı olarak, bunların düzeltilmesine, pazarın bilinçlendirilmesine yönelik eğitim çalışmalarımız var. Ama bu arada tespit ettiğimiz çok önemli bir şey var. Sektör içerisinde yer alan firmaların da satış yapabilmek açısından bazı doğruları gizledikleri, gölgeledikleri farklı taraflara çektikleri oluyor. Örnek verecek olursak; içten yapılan yalıtım, dıştan yapılan ve bunların detay çözümleri. Tüketici iki sistem için tam olarak bilgilendirilmiyor. Ayrıca inşaatçılarımızın boyadan su yalıtımı beklentilerinin olması, ses yalıtımı gibi bir kavramın hiçbir şekilde inşaat sektöründe yer almaması, ama özellikle ısı yalıtımı konusunun sadece binaların ısıtılmasındaki ısı kayıplarının önlenmesi olarak görülmesi, soğutmadan dolayı olabilecek kayıpların neler olabileceğinin düşünülmemesi. Biraz önce bahsettiğim nelerin yapılmaması gerektiğini bence altını çizerek söylemekte fayda var. Sektörde düz mantıkla çözümler üretilmesine örnek; çatı yalıtımı için kullanılan püskürtme poliüretan sistemleri düşeyde duvar-lara yapılıp üzerinin sıvanması konusunda pazarda ciddi bir araştırma var. Çünkü bu şekilde yapılacak olan uygulamanın maliyeti, plakalı uygulamalara göre ciddi şekilde düşük ve ucuz. Dolayısı ile orada bulunabilecek bir çözümün doğru olabileceği düşüncesi var. Bunu düşünenler; yoğunluğun, kalınlığın, yapılacak yalıtımda ne gibi bir etkisi olduğunu düşünmüyorlar. Bizim ağırlıklı olarak bunları ortaya koymamız lazım. Gerçekten çok basit ve tüketicilere net mesajlar verecek bilgileri bu dergiye koymamız gerekir. Mekanik bir sabitleme ile plakayı yapıştırma arasındaki fark nedir, ne olursa yanlış olur, ne olmazsa yanlış olmaz? Başka bir örnek; çok kalitesiz bir seramik yapıştırıcısıyla plakaların yapıştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Çatıda kullanılmak üzere üretilmiş bir XPS'nin duvarda kullanıldığını görüyoruz. Kaynak israfını önlemek açısından, basit ama faydalı bilgileri vermek gerekli. Net çözümleri düşünülmeden betopan üzerine uygulamalar yapılmak isteniyor. Çelik konstrüksi-yon binalarda, yalıtımın nasıl yapılacağı düşünülmeden işlere girişiliyor. Detaylar düşünülmeden yapılınca doğru bir iş bile kötü oluyor. Basit uygulama çözümlerinin özellikle uygulamacılara, mimarlara, inşaat mühendislerine yönelik olarak dergide yer almasını öneriyorum. Mimarlık Fakültesinde ders veren bir hoca ile içten/dıştan yalıtım konusunda anlaşamadık. Aramızdaki konuşmalar sonucunda neden böyle düşündüğümüzü hocamıza anlatarak, doğru bilgi konusunda kendisini ikna ettik. Demek ki sektörün gelişimi ve pazarın bilinçlendirilmesi için bilgi alışverişine ihtiyacımız var. EPS ile XPS arasındaki fark? Hangisi iyidir, hangisi kötüdür? Avrupa'da bazı ülkelerde EPS'nin çok yoğun kullanıldığını, XPS'nin daha az kullanıldığını görüyoruz. Biraz daha ileri gidip o ülkelerin petro-kimya sanayilerine baktığınız zaman, hangi ülkede han-gi tür malzeme bir yan ürün olarak çıkıyorsa, onun yalıtımda öne çıktığını görüyorsunuz. Yani devlet politikaları ile de ilgili kullanım tercihi. Bu malzemelerin birbirlerine göre olumlu olumsuz yönleri var. Teknik açıdan ise XPS'nin su basman seviyesi altında kullanımının uygun olduğu, duvar yüzeylerinde EPS'nin veya mineral yünün uygun olduğu, çatı ve zemin yalıtımında ise (yatayda) XPS'nin uygun olduğu ancak aralarındaki farkın çok olmadığı görülüyor. İstanbul'da büyük paralar verilerek satın alınan dubleks villaların sahiplerinden duymaya başladık. Büyük miktarlı yakıt faturaları geldikçe yalıtımsız olan bu binaları nasıl yalıtırız diye talep oluşturmaya başladılar. Yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Bu talepler şimdi geleceğine, yapı üreticisinden gelseydi, bina yapımı anındaki maliyetler göreceli olarak düşük olacağından daha doğru olurdu. Ciharı KALAY Izopoli Borkan A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Öncelikle, sektördeki tek tarafsız yayın olduğunuzu düşünüyorum. Bir vakıf kuruluşu olmadığınızı, bu dergiden para kazanmak zorunda olduğunuzu da biliyorum. Ben uzun yıllardır yalıtım ile az veya çok ilgili işlerde bulundum ve elimden geldiğince gelişmeleri takip etmeye çalıştım. Adı yalıtım ile başlayan birçok toplantıyı, sempozyumu ve çalışma gruplarını izledim. Yıllardır hep aynı kişilerin konuştuğunu ve hep aynı kişilerin izleyici olarak geldiğini, kadronun hiç değişmediğini gördüm. Aynı kişiler hep aynı şeyleri söylediler. Sonuçta biraz kısır bir sektörün içindeyiz. Benim yıllardır gördüğüm, yalıtım sektöründe bulunanların ana amacı yalıtım sektörünü büyütmek değil, birbirinin pazarından pay kapmak. Hep beraber olalım da insanımıza yalıtımın cidden önemli bir konu olduğunu, sadece yalıtım malzemesi üreticisi ve ilgili üniversite elemanlarının değil, sıradan insanlar için de son derece önemli olduğunu anlatalım denmiyor. Yalıtımın önemini geniş kesimlere anlatabilmek bir parça sizin de göreviniz gibi görünüyor. Yalıtım malzemesi üreticileri doğal olarak sektöre, kendi ürettikleri malzeme gözlüğü ile bakıyorlar, size reklam verenleri kırmamanız gerektiği ortada, yaşamanız için bu gerekli. Fakat sizin yalıtım sektörünün bütününü kucaklamanız lazım. Sayfalarınızda, Türkiye'de bulunan veya bulunmayan, pahalı veya ucuz, her türlü geleneksel veya yeni bulunmuş yalıtım malzemelerinden bahsedilebilmeli. Bugün bir yalıtım malzemesine çok sayfa ayırmanızı eleştiren bir firma, yarın eleştirdiği ürünü üretebilir. Sizin tarafsızlığınızı korumanız gerekiyor. Yalıtımın gelişmesinde kendi rolünüzün önemini bildiğinize inanıyorum. Bu bağlamda, derginizin ulaşabildiği yerlerin çoğalmasının sektöre de faydası olacağını biliyorum. Sektörümüzde, kendi malzemesinin sadece iyi yönlerini, alternatif malzemelerin de kötü yönlerini görmek ve söylemek gibi bir hastalık halen mevcut. Yalıtım Dergisi'nin bu konuda da tarafsızlığını koruyacağına inanıyorum. Bu konu çok önemli, örneğin bir tekstil firması sahibinin inanarak "sandviç panelin, ısı yalıtımının panelin kenarından aktığını" anlattığını dinledim. Olumsuz özellikler saklansın demiyorum ama sürekli olumsuz özellikleri ve karalamaları dinleyen bir müşterinin (ki yalıtımın önemini kavramamış olma ihtimali yüksek) karar verme sürecini ve yalıtıma bakışını düşünmek gerekir. Yalıtım Dergisi'ne bir önerim var; piyasadan kendisinin toplayacağı yalıtım malzemelerine testler yapsın veya yaptırtsın ve karşılaştırmalı sonuçlarını yayınlasın. Bu testlerin metotları yine yalıtım malzemesi üreticilerine danışılarak belirlenebilir. Her sayıda de-ğişik bir test sonucu yayınlanabilir. (basınç mukavemeti, yanma dayanımı, ısı yalıtım değeri, su emme vs.). Örneğin; ısı yalıtım değeri ölçümünde ısı yalıtım malzemelerinin aynı kalınlıktaki plakaları termal kamera ile aynı ortamda taranabilir. Bu basit test hangi malzemenin daha fazla yalıtım yaptığını göstereceği gibi aynı deneyin yılda bir kez gibi periyodik olarak yapılması da ısı yalıtım malzemelerinde olabilecek iyileşme ve kötüleşmelerin tüm sektörce izlenebilmesi anlamına da gelir, böylece üreticiler daha kaliteli ürün vermeye zorlanırlar veya ürünlerinde olacak iyileşmeleri kolayca sektöre anlatmış olurlar. Bir başka önerim de; "Sokaktaki İnsan" isimli bir sayfanın her sayıda yer alması. Bu sayfada ev kadını, berber, bankacı, çiçekçi, muhasebeci, fırıncı gibi yalıtım ile doğrudan ilişkisi olmayan kişiler ile röportaj yapılması ve bu kişilere yalıtımdan ne anladığı, enerji tasarrufundan ne anladığı, yalıtım malzemesi olarak neleri tanıdığı, evinin veya iş yerinin en önemli yalıtım problemi olarak neyi gördüğü gibi sorular sorulması. Burada amaç kişilerin bilgisizliği ile alay etmek değil ama verilebilecek değişik cevaplar ile esprili ve okunan bir sayfa oluşturmak ve sıradan kişilerin yalıtımdan ne beklediği ve sektörü nasıl gördüğünü yalıtım malzemesi üreticilerine göstermek. Pozitif bakış açınızı kaybetmemenizi ve başarılarınızın devamını dilerim. Haltun EKAL Orba Yalıtım Yalıtımla ilgili insanlara önce işin maliyet kısmı öğretilmeli bence. Yani inşaat maliyeti içinde yapılacak yalıtımın yüzdesi önemli. Yalıtım yapılması tabiki anlatılmalı, ancak insanlar harcadığı onca para içinde, yalıtımın çok yüklü bir yer tutmadığını gördükleri anda buna da yöneleceklerdir. Ayrıca pratik olarak yalıtım yaptıklarında uzun vadede de olsa ne kadar kazandıklarının deyim yerindeyse gözlerine sokmalıyız. Biraz da biz üreticiler, satıcılar, uygulamacılar fedakarlık etmeliyiz. Bunu nasıl yapacağız. Eğer olaya sadece para gözüyle, ticari anlamda bakarsak yanılırız diye düşünüyorum. Çünkü sadece ticari maksatla, ille de malzeme satacağım diye küçümser-sek uygun malzemeyi doğru yere önermezsek, uygun yalıtım kalınlıklarını hesap etmezsek, yani işin teknik tarafını, mühendislik tarafını göz ardı edersek, hem tüketiciyi hem kendimizi kandırmış oluruz. Yalıtımdan sonra tüketici, genel anlamda bu işe yaramıyor zaten fikrine kapılırsa, bir daha ona yalıtım bilincini nasıl verebiliriz. Uygulamacı arkadaşlar yapılacak uygulamalarda en azından yapılmaması gereken şeyler dergimiz aracılığı ile anlatırlarsa yanlış uygulamalardan kurtulmuş oluruz. Çetin YILMAZ Epa Yalıtım Bizim ihtisas konumuz ses yalıtımı uygulamalarıdır. 1998 yılından beri uygulamacı olarak Türkiye'de hiç yoktan bir iş alanı yarattık. Sadece ses stüdyolarının işlerinin gereği teknik olarak kabul ettiği ses yalıtımı, bu gün artık günlük hayatın bir parçası haline gelen ses kirliliği "Gürültü" nedeniyle , konutlarda da önem kazandı. Teknolojik olarak çok gelişmiş konutlara binlerce dolar verilirken, huzur içinde ses olarak da yalıtılmış bir yaşam sürmek hala neden lüks olsun. Toplu yaşamın sürdüğü apartman tipi yaşamda istenmeyen sesler daha da önem kazanıyor. Sıhhi Tesisattan, duvar, tavan, tabandan geçen sesler bazen insan ruh sağlığını bozacak düzeye bile çıkabiliyor. Isı yalıtımının bir standardı oldu. Su yalıtımı onu izleyecek. Ama Türkiye'de hala ses yalıtımı ile ilgili sadece 2872 sayılı Çevre Yasası (1983) ve ona dayalı olarak " Gürültü Kontrol Yönetmeliği" (1986) vardır. Ancak bu yönetmeliğin bile uygulandığı söylenemez. İş Merkezi, sanayi tesisi gibi yerlerde ise jeneratör odası sorunu vardır. Konser salonu, spor salonu ve sinemalar yine akustik düzenleme ve ses yalıtımı yapılması gereken yerlerdir. Biz tüm ekibimizle yatırımcıları ve yüklenicileri ses yalıtımı ve akustik düzenlemenin yapı sağlığını ve dolayısı ile insan sağlığını nasıl olumlu etkilediğini anlatmaya çalışıyoruz. Uygulamayı yapana kadar asıl uğraşımız bu yönde oluyor. Bunda da oldukça başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Son yıllarda daha çok ses yalıtımı ve akustik malzemeler sorulmaya başlandı. Bu arada yalıtım uygulamalarında, asgari uygulama detaylarının ne olması gerektiği, yatırımcılara anlatılabilirse, ciddi uygulayıcı firmaların "Yetersiz uygulama detayları ile, yanlış ve kalitesiz malzemelerle verilen ucuz teklifler" karşısında uğradığı haksızlıkların önüne geçilmiş olur. Ben yalıtım malzemeleri satıcısı ve yalıtım uygulayıcısı bir firmanın ortağı ve yöneticisi olarak piyasa ilişkilerinin açıkça tartışılmasını istiyorum. Böylece tüketicilerimizin ve olası ihtiyaç sahiplerinin ne yönde bilinçlendirilmesi gerektiği saptanabilir. Yalıtım dergisini de böyle bir tartışma için ortak platform yaratabilecek bir mecra olarak görüyorum. Doç. Dr. Şükran DİLMAÇ Trakya Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Özellikle kamu binalarında çok büyük bir sıkıntı var. TS 825'in özü hakkında kamu binalarını kontrol edecek kişilerin hemen hemen hiç bilgisi yoktur. Ben şu anda deprem konutlarında TS 825'e uygun diye yürütülen projeyi hesaplıyorum, yönetmeliğin koyduğu Q değerini sağlamıyor. Piyasada dağıtılan bilgisayar programlarına bakıyorum, 825'i uygulayamıyorsunuz . Bir takım değerleri giremiyorsunuz. Kamu yöneticilerine bir şekilde ulaş-mak lazım. 825 binayı bir bütün olarak inceliyor. Binanın Q değerini sınırlıyor. Ama hala bir alışkanlığımız var, 825'e göre duvar şöyle olmalı, çatı böyle olmalı diyoruz. Halbuki yönetmelik fikir olarak bunlara karışmıyor. Hepsinin bütünü sonucuna karışıyor. Farklı düşüncelerle yapılan yalıtımın sonucunda Q değeri tutuyorsa yönetmelik uygulanmış demektir diyor. Her derde deva yalıtım malzemesi yok, hepsinin bir takım özellikleri var, kullanılırken bir takım terslikleri var. Bizim biran önce bu konuda bir çalışma yapmamız gerekiyor. Deney odasında elde edilen test sonuçlarının bir anlamı yok. Uygulamalardaki hataları gördükten sonra, örneğin termal kamera testinin mevcut yapılar üzerinde yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bir de ısı yalıtım malzemeleri konusunda hemfikir olmamız gerekiyor. Matematiksel eşitliklerde, test sonuçlarıyla ve görüşerek hemfikir olunur. Onun için bu konuda bir an evvel forum düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yücel BAĞBAŞI ODE Genel Müdür Yardımcısı Ülkemizde çoğunluk firma insana yatırım konusunun önemini hala tam anlamıyla kavrayamamış durumdadır. Halbuki insana yatırım firmanın geleceği açısından önem derecesi en yüksek yatırımdır. Tabi ki bundan işletmelerin hala daha insan kaynağının önemini tam olarak algılayamamala-rının yanı sıra profesyonelleşme ve kurumsallaşma yolunda tam olarak bilince varamamış olmalarının da etkisi var.Burada önemli olan sadece istediğimiz kalitede bir personelin işe alınmasıyla bitmiyor. Asıl iş bundan sonra başlıyor. Eğitim, planlı programlı ve ihtiyaca yönelik personelin eğitilmesi, bilinçlendirilmesi ve şirket kültürüne uygun yetiştirilmesi firmanın geleceğinin en büyük taahhüdüdür.Firmaların bu eğitimin yanı sıra personelinin performansını düzenli olarak takip edip performansa dayalı bir sistem oluşturmaları gerekmektedir. Bu sistem performans değerlendirme sistemi, ücret yönetimi sistemi ve iş değerlendirme sistemi gibi üç önemli ayağı kapsayan performans yönetimi ile sağlanabilir. Hali hazırda kurumsal firmaların uyguladıkları bu veya buna benzer sistemlere küçük ölçekli firmalar çekinerek bakmaktadırlar. Bunun ana sebeplerinden biri de maliyetinin yüksek olacağı düşüncesidir. Kısa vadede getireceği küçük bir ek maliyet, orta ve uzun vadede firmaya getirişinin çok altında kalacağı gibi, kurumsallaşma yolunda önemli bir adım atılmış olur.Tabi ki bu sistemden bahsederken firmanın bir organizasyon şeması ve görev tanımlarına sahip olduğunu düşünüyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi bunlar çok büyük maliyetler tutmamakta. Bu konularda hizmet veren bir sürü danışman firma bulunmakta, hatta bazıları ücretsiz olarak firmanın durumunu tespit edip, önerilerde bulunuyorlar. İsteyen yönetici arkadaşlara ben de bu firmaların telefon numaralarını verebilirim. Burada Yalıtım dergisine de büyük görevler düşmekte. Ayrılacak bir yönetim sayfasında profesyonel yöneticilik konusunda deneyimli arkadaşların yazılarıyla sektördeki firmalara yön gösterebilir. Çünkü kendi sektörümüzdeki yönetici arkadaşlar olayı salt teorik yönüyle değil, yaşadıkları tecrübeleriyle ve firmalarındaki gelişmeleri aktararak, pratik olarak da yönetim bilgilerini aktarabilirler. İrfan ÇELİMLİ Kipaş Genel Müdürü Dergimizin yayın politikasını ilgilendiren üç önemli bakış açısından bahsetmek istiyorum. Öncelikle yayın konuları ile ilgili yeni bir yaklaşım getirmeliyiz, diye düşünüyorum. Isı-Su-Yangın-Titreşim, Ses olarak alınabilir. Ülke ekonomisindeki ağırlığı ile sektör açısından gereklilikler dikkate alınarak herbir başlık dengeli bir şekilde genel kapsama dağıtılmalıdır. Tabii ki enerji kayıplarının azaltılması ve ulusal ekonomimizin iyi korunması açısından. Isı yalıtımına daha fazla önem vermemiz gerekir. Özellikle yapı ısı yalıtımları ile ilgili yeni TS 825 yönetmeliğinin minimum gereklilikleri ve daha da fazla iyileştirilmesi durumundaki faydalar her sayıda vurgulanmalıdır. Çeşitli yapı malzemelerine ait tipik uygulamalardan örnekler verilmeli ve ekstra yapılan yalıtım yatırımı için harcanan giderin çeşitli bölgeler esas alınarak, hangi sürelerde geri kazanıldığından örnekler verilmelidir. İkinci olarak da Yalıtım Dergisi'nin dağıtımındaki kriterler gözden geçirilmelidir. Sektörel bazda ve ülke genelinde yeni bir ajanda oluşturulmalıdır. Bunun için; ? Yerel yönetimlerdeki Fen İşleri ve Planlama Bölümlerine ücretsiz dağıtımlar planlanmalıdır. ? Üniversitelerin İnşaat Mimarlık ve Makine Bölümlerine dağıtım yapılmalıdır. ? Yapı denetim gruplarına, inşaat mimari tasarım bürolarına ve uygulamacı firmalara tanıtımlar gönderilmelidir. ? Baskı sayısı da dergi ekonomisine paralel sürekli artırılma yönünde geliştirilmelidir. İlginizi çekebilir... Isı Yalıtım Ürünlerinde Performans, Güvenirlilik ve Uygunluk: Avrupa Standartlarının Teknik ÇerçevesiBinalarda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve güvenlik hedeflerinin karşılanması, doğru tasarlanmış bir yalıtım stratejisinin varlığına bağlıdır.... Polimer Bitümlü Örtüler ile Etkili Su YalıtımıFosil esaslı bitüm bileşen ve asfaltın inşaatlarda kullanımı Avrupa'da 18. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Günümüzde Polimer modifiyeli bitümlü örtül... Pratik ve Çözüm Üreten Bitümlü Örtülerde Çeşitlilik ArtıyorGelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda dünya genelinde yapıların ve inşaat tekniklerinin değiştiğini gözlemliyoruz. Bu değişimlere bağl... |
|||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.