2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
|
Dernek Başkanları Dergimize Konuştu
İlk sayısı yayımlandığı günden itibaren içeriği ile gündem yaratan derginiz bu kez dernek başkanlarına sordu. Özellikle temsil ettikleri sektör firmalarının sorunları nasıl tesbit ettiklerini ve çözüm için getirdikleri önerileri gündeme almak açısından yararlı olacağına inandığımız bu görüşmelerde, Yalıtım Dergisi'nin sorularını yanıtlayan PÜD Dernek Başkanı Sn.Yavuz Öner, Gazbeton Üreticileri Birliği Başkanı Sn.Fethi Hinginar ve TÜYAK Başkanı Sn. Abdurrahman Kılıç'a teşekkür ederiz. Aynı soruları yönelttiğimiz İZO-DER Başkanı Sn.Kornan Işıkel'in sorularımızı yanıtlamamasının yorumunu da değerli okurlarımıza bırakıyoruz. Sayın başkanlara aşağıdaki soruları yönettik 1. Birliğiniz ne zaman kuruldu, üye sayınız şu anda kaç firmadan oluşmaktadır? 2. Derneğinizin amaçlarını dergimiz için özetler misiniz? Amaçlarınızdan bugüne kadar hangilerini gerçekleştirebildiniz? 3. Derneğiniz tesbit ettiği sektörel sorunlar nelerdir? Bu sorunların çözümü için sektörün bir bütün olarak ve yalıtım bilincinin yerleştirilmesi yönünde bir program oluşturdunuz mu? 4. Yalıtım konusuna yönelik birden fazla dernek olduğu malumunuz. Bu derneklerin birliği yönünde bir program oluşturdunuz mu? 5. Yalıtım Dergisi'nden derneğinizin beklentileri nelerdir? Dergimizin bir bütün olarak sektörümüze daha faydalı olması için önerilerinizi öğrenebilir miyiz? Polistiren Üreticileri Derneği (PÜD) Başkanı Sn.Yavuz Öner'in yanıtları: Her şeyden önce derneğimize böyle bir imkan sağladığınız için teşekkür ederiz. Derneğimizin resmi mazisi çok yeni. Derneğimiz bu yılın şubat ayında kuruldu. Yasal işlemlerin bitimi temmuz ayını buldu. Bizler piyasada "STRAPOR" dediğimiz ürünü imal ediyoruz. Yaklaşık 25 yıldır bu ürünü Türkiye'de imal ediyoruz. Derneğimiz 16 üye firmadan oluşmakta. Türkiye'de 17 üretici vardır izocam dışında bütün firmalar üyemizdir Derneğimiz üyelerine dünyadaki gelişmeleri aktarmak, bilimsel "çalışmalar yapmak için planlamalar yapmaktadır Derneğimizin "ısı yalıtımı yoluyla Türkiye'nin Enerji Sorununu çözecektir" gibi büyük iddalarımız ve hedeflerimiz yoktur Somut hedeflerimiz; Bilimsel projeleri, bir sivil toplum örgütü olarak ilgili makamlara götürmek ve bunu takip etmek. Alanımıza giren konularda çalışma yapan kişi ve kuruluşları desteklemek. Daha önce kurulmuş derneklerle ilişkiye girmek onların birikimlerinden yararlanmak-dır En önemli hedeflerimizden bir,i bu konuda uzmanlaşmış kişilerin raporlarını meslek kuruluşlarına götürmek ve takip etmek. Bunlar sanayi odaları, ticaret odaları, mimar odalarıdır Derneğimizin resmi kuruluşunun hemen iki gün sonrasında Sn.Cumhurbaşkanımız bizi kabul etti. Kendisine bir rapor takdim ettik. Bu rapor bilimsellikten ziyade somut şeyleri ifade ediyor Karşılaştırmalı örnekler var içinde. Kasım ya da aralık ayında yapacağımız bir sempozyumu himaye etmelerini rica ettik. Daha sonra İSO Başkanı Sn.Mehmet Yıldırım heyetimizi ziyaret etti. Onlara da raporumuzu sunduk. Bizim sektörde de sorunlar var Gelişen bir Türkiye'de yaşıyoruz. Yeniden yapılanma konusunda, finans konusunda sıkıntılarımız var Bana göre tüketici bilinçlenirse Türkiye'nin tüketimi artar diye bakmamalıyız. Tüketicinin uzman olması gerekmiyor işin denetimi ile ilgili sorunlar var Bir yapı sigortası konuşuluyor Üretiler arasında yanlış propagandalar yapılıyor Sağcı ürün, solcu ürün, merkez ürün gibi. Bu nedenle de bir araya gelemiyo-ruz. Sektörel derneklerin bir AR-GE'si gibi çalışacak, dünyayla ve teknolojiyle yakın olacak akademik görev yapacak bir üst yapılanma elbette çok güzel olacaktır Bunlardan korkmamak lazım, konuşulmaya başlanmışsa olur da zaten. Vakfın akademik olarak çalışması gerekir Tüm alanı kapsamalı, tüketici derneklerinden de katılım sağlanmalıdır Biz Yalıtım Dergisi'nden de başka bir dergiden de tarafsız olmasını bekleriz. Firmalar dergilere yardımcı olmalıdır Yöneticileri ile; reklamları ile ama asla yönlendirici olmamalıdır Biz firmalar dergileri yönetenler kadar bu işe sahip çıksaydık şu anda geldiğimiz nokta çok farklı olacaktı. Dergilerin gösterdiği özveriyi biz göstermedik. Bunu da bir özeleştiri olarak söylemeliyim. Biz PÜD olarak bülten çıkartırız, basın bülteni yayımlarız. Yaptıklarımızı basına iletebilmek için, bir dergi çıkarmayı asla düşünmeyiz. Bu israf da olur, piyasada EPS'cilerin çıkardığı dergiyi kim okur ? Ne kadar tarafsız olur? Gazbeton Üreticileri Birliği Başkanı Sn. Fethi Hinginar'ın yanıtları: "Gazbeton Üreticileri Birliği" Kasım 1990 tarihinde ülkemizdeki üç Gazbeton Yapı Malzeme ve Elemanları Üreticisi tarafından kurulmuştur Birliğin kurucuları ve halihazırdaki üyeleri Türk Ytong San. A.Ş., Çimentaş Gazbeton ve Martu'dur Gazbeton Üreticileri Birliği'nin kuruluş tüzüğünde Birliğin amacı "Ülke sınırları içinde Türk Standartlarına (TSE) uygun olarak buharla sertleştirilmiş donatılı ve/veya donatışız Gazbeton Yapı Elemanları üreten bir tesise sahip, Sanayi ve Ticaret Odalarına kayıtlı kuruluş mensubu üyelerinin ortak sorunlarına çözüm arama, mesleki ilerleme ve dayanışmasını sağlama suretiyle, onların teknik ve ekonomik gelişmesini ulusal çıkarlar doğrultusunda yönlendirmektedir Uluslararas' beraberlik veya işbirliği yapılmasında yarar görülen hallerde, 2908 sayılı Dernekler Kanu-nu'nun 11 maddesindeki şartlara uygun olarak, yurtdışındaki benzer amaçlı dernek veya kuruluşlara katılabilir" olarak belirlenmiştir Bununla birlikte Gazbeton Yapı Malzemesi ile doğrudan veya dolaylı ilgisi olan standartların iyileştirilmesi, Avrupa Standartlarına uygunluğunun sağlanması, bu konularda araştırma yaptırılması da Birliğimizin amaçları arasındadır Sonuç olarak Birliğimizin, ülke çıkarları doğrultusunda çok önemli bir misyon üstlendiğini söylemek doğru olacaktır Şöyle ki, yapılarda ısı yalıtımı bilincinin yerleştirilerek, hava kirliliğinin azaltılması ve enerji tasarrufu sağlanmasına katkı sağlamak, Türk inşaat yapı malzemeleri sektörüne çağdaş bir anlayış getirebilmek yolunda hızlı ve dev adımlarla ilerlemekteyiz. Birliğimiz, Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na entegrasyonunda inşaat Sektörü açısından önemli bir adım atarak 1994 yılında kısa adı E.A.A.C.A. olan Avrupa Gazbeton Üreticileri Birliği'ne üye olmuştur Bugün Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 10 Avrupa ülkesinin üye olduğu Birliğin Temmuz 1996'da Lizbon'da yapılan Genel Kurul Toplantısfnda Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Demiren oybirliği ile 2 yıl içinde Avrupa Gazbeton Üreticileri Birliği Başkanlığı'na seçilmiştir Birliğimiz Avrupa'nın inşaat sektöründeki bu önemli organizasyonun başkanlığını Türkiye'ye kazandırmaktan büyük mutluluk duymaktadır Gazbeton Üreticileri Birliği olarak çok kısa bir zaman diliminde uluslararası anlamda büyük başarılara ulaşmanın, belirlediğimiz hedeflerin dahi bir adım ötesinde olabilmenin mutluluğunu taşımaktayız. Sektörün sorunları tahmin edilenden çok fazladır Kısaca özetlersek; Maalesef sektörün en büyük sorunlarından birisi kalitesiz yapılaşmadır Fenni şartlara, standartlara uygun yapılmamış bir yapı insan hayatı ve sağlığı açısından önemli bir sorun teşkil etmektedir Deprem, yangın gibi afetlere dayanıklı olmayan, soğuğa ve sıcağa karşı yalıtımsız do-lasıyısıyla büyük hacimli ısıtma tesisatıyla çevreyi kirleten bir yapı hem içinde yaşayanlar, hem de çevresindekiler için büyük bir tehdittir Oysa gelişmişliğin en önemli göstergesi sağlıklı konutlarda yaşamaktır. Ancak kalite anlayışıyla imar edilmiş bir kent modern bir şehirleşme gösterebilir Maalesef klasik kalite anlayışı, pahalılık ile eşanlamlı olarak görülmekte, gösterişli ve pahalı teçhizatla donatılmış yapılar "kaliteli yapı" olarak kabul edilmektedir Çağdaş kalite anlayışı'ise kullanım amacına uygun, teknik açıdan öngörülen şartları sağlayabilen, en düşük maliyetli bir yapıyı tanımlamaktadır Burada yanlış algılanmaması gereken önemli bir noktayı açıklamakta fayda vardır. Yapının maliyetini düşürmek yapı ilk masraflarını aşağıya çekmek ile mümkün olamaz. Bu şartlar altında yapılmış yapı ömrü boyunca birçok masrafı da beraberinde getirecektir Kalitesiz yapı malzemeleriyle yapılmış ısı yalıtımı gözar-dı edilmiş, bütün bunlara bağlı olarak da yapı ömrü boyunca ısınma giderleri yüksek ve sürekli bakım onarım gerektiren bir yapı düşük maliyetli olabilir mi? Tüm bunlar gösterir ki "kaliteli yapı", yerine getirmesi beklenen amacı uzun dönemde asgari maliyetle ortaya koyabilen yapıdır Böyle bir yapı ise hem insan sağlığı, hem çevre sağlığı hem de enerji israfı konusunda koru-numlu bir yapıdır Avrupa Topluluğu ülkeleri enerji tasarrufu ve yapılarda ısı yalıtımı konularına büyük önem vermektedir. Her geçen gün daha caydırıcı yasal önlemler alınmakta,yönetmeliklerde tolerans çemberini gittikçe daraltmakta, denetimleri arttırmaktadır 2000 yılına kadar enerji planları ve araştırmalar yapmaktadır Almanya buna en iyi örneklerden birini teşkil etmektedir 1 Ocak 1996'da yürürlüğe giren yeni Isı Yalıtım Yönetmeliği ile mevcut ısı yalıtımı sınırlarını % 20 arttırmıştır Böylece yüksek oranda enerji tasarrufu sağlayarak memleket ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır 1995 yılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye toplam enerjisinin % 35'ini konut ısıtma amaçlı tüketim oluşturmaktadır Yapılarda ısı yalıtımına gereken önemin verilmeyi-şi, ısınma için sarfedilen yakıt miktarını arttırmaktadır Yapılarda sadece yapı ilk masraflarını düşürebilmek için kaçılan ısı yalıtımı işte böyle bir acı reçeteye neden olmaktadır Türkiye 2010 yılında enerji gereksiniminin ancak % 38'ini yerli kaynaklardan karşılayabilecektir Ülkemizde enerji talebi sanayileşme ve nüfus artışı ile birlikte hızla artmaktadır Peki her yıl yapılmakta olan binlerce konut yukarıda sıraladığımız şartların kaçta kaçı gözönü-ne alınarak inşa ediliyor? Bilinçli konut tüketicisi sadece yer karoları, batarya ve kapı kollarında değil ısıtma sisteminden yalıtıma, çatıdan sıvanın altındaki duvara kadar kalite istiyor işte sektörün sorunlarının, kentsel yapılaşma ve yerleşim problemlerinin çözümlenmesi ancak teknik şartnamelerin birebir uygulanması ile mümkün olacaktır Peki bu nasıl sağlanabilir? Her şeyden önce halkın bilinçlendirilmesi, potansiyel konut tüketicilerinin yapımcıları kalite için zorlaması, yerel yönetimlerin konuya daha ciddi eğilerek denetimleri arttırması ve yeni yasal düzenlemeler getirmesi, varolan yönetmelik ve yasaların uygulanması konusunda caydırıcı önlemler alınması, teknik kişilerin yapıların planlama ve yapım aşamalarında şartnamelerde belirtilen yaptırımların uygulanması konusunda yeterince ısrarcı ve kararlı davranmaları ile mümkün olacaktır. Konutlarda kalite ve konfor düzeyini yükseltmek ilk amaç olmalıdır Binada kullanılacak tüm malzemeler uzun vadede minimum maliyet sağlayacak, işlevsellik ve kalite' açısından standartlara uygun olmalıdır. Henüz yürürlükte olan tüm kanun, standart ve yönetmelikler gerektiği gibi uygulansaydı yukarıda bahsedilen sorunlar birçok açıdan çözümlenmiş olacaktı. Halihazırda konu üzerine üretilen pekçok yeni çalışma taslakları var Bu elbetteki olacaktır, ancak düşündürücü olan zaten alınmış ve yasalaşmış kararlarda son derece pasif kalınmışken daha sıkı tedbirlerin hangi platformlarda uygulanabileceğidir? Türkiye'de geçtiğimiz yıl Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığı verilerine göre yaklaşık 3,9 milyar Dolar'lık enerji, ısıtma amacıyla tüketilmiştir. Bu miktarın 1,6 Milyar Dolarlık bölümü ise kötü yapılaşma ve ısı yalıtımsız yapılar nedeni ile israf edilmiştir Ne kadar acıdır ki şu günlerde gazetelerde enerji ithal etmeye hazırlandığımız haberlerine sıkça rastlanmakta. Oysa Avrupa Topluluğu Ülkeleri bunun hassasiyetini anlamış, enerji tasarrufu ve yapılarda ısı yalıtımı konularında geniş tedbirler almışlardır. Bakınız Almanya, Ocak 96'da yürürlüğe koyduğu yeni Isı Yalıtım Yönetmeliği ile mevcut ısı yalıtımı sınırlarını % 20 arttırdı. Gelişmiş ülkeler, enerji tasarrufuna ve hava kirliliğinin azaltılması konusuna bu derece önem verirken, 2030 yılına kadar enerji planları yaparkan, biz de ise bırakınız yeni tedbirler almayı, yürürlükte olan yönetmelikler dahi uygulanmamaktadır Alınmaya çalışılan önlemler ise kısa vadeli ve üstünkörü olmaktan öteye gidememektedir Önce kömür boyutları sınırlanarak, şehre giren kömür kamyonları teker teker kontrol edilmeye çalışıldı, bazı günlerde kaloriferlerin yanması yasaklandı. Sonuçta ise göstermelik kararlarla gün geçiştirmekten öteye gidilemedi. Geçerli olabilecek çözümler üretebilmek için sorunu tamamıyla ve tarafsız olarak algılayarak kaynağına eğilmek gerekmektedir Bugün Türkiye'de 2,5 milyonun üstünde konut açığı bulunduğu, toplam ülke nüfusunun % 60'ının kentlerde, bunun da % 40'ının 5 büyük kentte yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca nüfus artışı dolayısıyla da yılda en az 500 bin adet konut yapılmasına ihtiyaç vardır 1996 yılından itibaren her yıl 460, 498, 513, 516, 553 bin olmak üzere 2000 yılının sonuna kadar toplam konut ihtiyacı 2 milyon 540 bin olacağı, yeni nüfusun % 75'inin kentlerde yaşayacağı düşünülürse, sürmekte olan standart dışı yapılaşma ve gecekondulaşmanın sebep olduğu ve olacağı enerji kaybı, hava ve çevre kirliliği ile kaynak israfının ne büyük boyutlara ulaşmakta olduğu tasavvur edilebilir Unutulmamalıdır ki konut harcamaları ulusal gelir artışından daha büyük oranlarda artmaktadır Yapılan tesbitlerde ruhsatsız kaçak yapılar ve gecekondular eklendiğinde Türkiye'de konut ihtiyacının büyük ölçüde karşılandığını, gerçek sorunun daha çok kalite konusunda karşımıza çıktığını görmekteyiz. Özetle konutların ısıtma ve soğutma kaynaklı enerji kayıpları ve oluşan hava kirliliğinin çözümü standart bir yapılaşma ve denetimle mümkün olacaktır Bunun için de uygulanması elzem olan ilk ve uzun vadeli tedbir, yapılarda ısı yalıtımının gerektiği gibi uygulanmasıdır Bunu şu kural daha açık ortaya koyar "Ne kadar az yakıtla ısınırsanız, havayı o kadar az kirletirsiniz." Üstelik "Ne kadar az yakıtla ısınırsanız o kadar az harcama yapmış olursunuz." Türkiye'de bir yılda ısıtma için 3.3 milyar Dolarlık yakıt harcandığını belirtmiştik. Eğer yeterli ısı yalıtımı yapılırsa, bu miktarın 1.6 milyar Dolarlık kısmını tasarruf etmemiz mümkün olacaktır 1.6 milyar Dolar Türkiye bütçesinin hemen hemen % 5'ine eşdeğerdir Düşünebiliyor musunuz her yıl Türkiye bütçesinin % 5'ini havaya atıyoruz. Hem ekonomimize büyük bir yük bindiriyoruz, hem de havayı ölümcül bir şekilde kirletiyoruz. Bu noktada en büyük sorumluluk belediyelerimize düşüyor Şöyle bir çevremize baktığımızda şu anda inşaat halinde olan binlerce yapının kaçak ve ısı yalıtımsız yapılmakta olduğunu görebiliriz. Unutulmaması gereken bir başka gerçek ise bugün insanlarımızın büyük çoğunluğunun maalesef sağlıksız yapılarda yaşadığıdır Oysa gelişmişliğin bir numaralı göstergesi, sağlıklı konutlarda yaşamaktır Şehirleşmede modern çağa ulaşmanın başka yolu yoktur Bugün istanbul'da şöyle bir çevre gezintisi yaparsak istanbul'un ne kadar çirkin ve sağlıksız yapılarla dolu olduğunu da görürüz. Üstelik bu yapıların büyük bir kısmı, sıvası bile yapılmamış tuğla veya biriket duvarlı, üstünde kaç çıkmaya hazır demir filizli yani oldukça da çirkin olduğunu görürüz. Bizler görürüz de, acaba görevleri bu şehri yönetmek olanlar da görebiliyor mu? Bu görüntü büyük bir çevre kirliliğidir ki her kış ölümcül bir hava kirliliğine dönüşmektedir Gerçek olan şu ki, geçmiş yıllarda sorumlu ve görevli olanların büyük çoğunluğu maalesef bu görüntüyü gözardı etmişlerdir Artık daha da geç olmadan ülkemize ve insanımıza olan vazifelerimizi yerine getirmeleyiz, yoksa gelecek yıl geçen yıldan da kötü olacak, kaybedeceklerimiz tahminlerimizden daha fazla olacaktır Birliğimiz bu sorunların üzerine giderek yapılarda ısı yalıtımı bilincinin yerleştirilerek, hava kirliliğinin azaltılması ve enerji tasarrufu sağlanmasına, ısı yalıtımı ve ısı ekonomisi bilincinin uluslararası standartlara uygun olarak ülkemizde de geliştirilmesine katkıda bulunabilmek için çalışmalarını bu yönde programlamaktadır Konu ile ilgili toplantı, seminer ve tanıtımlara geniş yer vermektedir Kaliteli, konforlu ve sağlıklı konut üretimi için ideal yapı malzemesi olan Gazbeton'a sürekli artan talep ve gün geçtikçe büyüyen pazar payı karşısında üretici firmalar yatırımlarına süratle devam etmektedirler Yalıtım Dergisi'nin, konusunda büyük bir boşluğu doldurduğu görüşündeyiz. Uzun yıllar gereken hassasiyetin gösterilmediği, ancak son derece önemli bir kavram olan yalıtım konusunda, yalıtım malzemesi üreticilerine ve bu malzemeyi kullanan tüketici- lere gereken bilgi akışının sağlanamaması açığının, yayınınızla birlikte son bulacağı ümidindeyiz. Bizler Yalıtım Dergisi'nin konu ile ilgili araştırmalara, projelere ve makalelere daha çok yer vererek okuyucularını bilgilendirmesini, bu konuda yapılacak araştırma çalışmalarına destek vererek, yalıtım konusunun daha geniş bir anlamda anlaşılmasını sağlamasını istiyoruz. Yalıtım Dergisi'nin teknik bir dergi olması ile birlikte, içerdiği teknik konuların reklam sayfaları arasında kaybolmamasını ve derginizin izlediği çizgiyi terk etmeksizin her geçen gün daha iyiye ulaşmasını temenni ederim. Türkiye Yangından Korunma Vakfı (TÜYAK) Başkanı Doç.Dr. Abdurrahman Kılıcın yanıtları: TÜYAK 1992 yılı sonlarında kuruldu. Şu an 45 üyesi var Üye sayımızın yüksek olmayışının nedeni, başvuranların hepsini üye kabul etmemezdir 14 kişilik kurucu üye grubumuz vardı, Bir kereye mahsus olmak üzere üye kabulü yaptık, sayımız 45'e çıktı. Şu an da çok sayıda üye başvurusu var Vakıf olduğumuz için ön araştırma yapmadan üye yapamıyoruz. Vakfın kuruluş amacı, yangın güvenliği konusunda eğitim verebilmek, araştırmalar yapmak-yaptır-mak, kamu ve özel kurum personelini yangından korunmak konusunda eğitilmeleri için yayınlar yapmak, eğitici filmler hazırlamak, gönüllü itfaiyeciliği desteklemek, kamu kuruluşlarının ve bilimsel kurumların bu alanda çalışmalarını dekteklemek, teşvik etmek, yangının daha başlangıçta önlenmesini, çıkmamasını sağlayacak önlemler konusunda çalışmalar yapmak, bu konuda faaliyet gösteren kuruluşlar arasında bütünlük oluşturmak, yangın güvenliği konusunun gündemde tutulmasını sağlamak, itfaiye çalışanlarını desteklemek-dir Bu konuda çalışmalarımız sürüyor Özellikle yayın konusunda ve standartların hazırlanması alanında çalışmalar var Yeni bir proje olarak; Adalar belediyesi ile gönüllü itfaiyecilik konusunda bir çalışma başlatıyoruz. Bu çalışmayı Lyons ve Rotary Clup de destekleyecek. Bir katalog hazırlattık. Yönetmelikler kitabını bastırdık. Standartların hazırlanması, geliştirilmesi ile ilgili 10 ayrı komisyon kurduk. Bu çalışmalar devam ediyor Sanıyorum ki yavaş yavaş büyüyen bir vakıf Amaçlarını uzun vade içerisinde gerçekleştirecek. Zaten amaçlarının çoğu kısa vadeye yönelik değil. Giderek daha etkin hale gelecektir Vakfımızla yalıtım ilişkisi; başlayan bir olayın belli bir noktada kalabilmesinin sağlanması şeklindedir Yangın yalıtımı konusu ve hatta yangın konusundaki gelişmeler Türkiye için çok yeni. Yönetmelikler, standartlar olmadığı için alınan önlemler tüpler, dolaplar gibi çok basit ve yetersizdi. Günümüzde yavaş yavaş modern sistemlere geçildiğinde yangının çıktığı noktada kalmasını sağlayacak önlemler artmaya başladı. Yangın yalıtımı; pasif, sistemlerle, aktif sistemlerle, yangına dayanıklı malzemelerle, ba-riyerlerle kompartman sistemleriyle, perdelerle yangının çıktığı mahalin dışına sıçramasının engellenmesidir Bu sektör içerisinde Yangın Yalıtımı, henüz sektör oluşturabilmiş değildir Yangından korunma sistemleri içerisinde bir bölüm halindedir Şu anda her ne kadar yangına dayanıklı boyalar, harçlar, kumaşlar üretiyorsa da, bunlar ayrı bir sektör içerisinde değil, her biri kendi sektörü içerisinde -tekstil sektörü, boya sektörü gibi- çalışmalarını sürdürmekte. Bu birimler bu sektörler arasında bir koordinasyon var mı derseniz, hemen hemen hiç yok. Zaten bu alanda ciddi çalışmalar yapan birkaç firma var Ancak Türkiye'de kullanım arttıkça, uygulama zorunluluğu getirilince kendiliğinden oluşacaktır Isı yalıtımı bundan 15-20 yıl önce yeni yeni gündeme geliyordu. Bugün Isı Yalıtımı konusunda çok sayıda firma var Kuşkusuz su ve ses yalıtımı da oldukça önemli. Ama bunlar arasında yangın yalıtımı, en az bilinen, en az çalışılan, pazar payı en az olanıdır Fakat özellikle günümüzde çok katlı yapılar arttıkça, insana verilen önem arttıkça, yangın çıkışlarının yangın yalıtımının önemi de kuşkusuz artacaktır Çok pahalı sistemler yerine yangına dayanıklı malzemeler başta olmak üzere yangının genişlemesini önleyici sistemler öncelik kazanıyor Sektörün probleminin bir merci-den belirlenmesi, çözümlerin bir merciden yönlendirilmesi, bence önemli. Türkiye'de birçok konunun üzerinde durulmaz. Birisi sahip çıkmaya kalkışınca ona destek vermek yerine, birlikte yapmak yerine, herkes bir taraftan başka yönünü ele almaya, başka şeyler yapmaya çalışır Bir taraftan iyi yönleri de var Konunun farklı yönleri ortaya çıkarılır, farklı açılar ortaya konur ki, bu da konunun gelişmesine yardımcı olur Ama bir taraftan da bütün bu çalışmalarda bir bütünlük olmadığından problemlerin net olarak belirlenmesi ve çözümlenebilmesi zorlaşır Herkes farklı problemler belirler ama öncelik sırası belirlenemediği için çözüm de belirlenemez. Bu anlamda yurtdışındaki kurumlara baktığımız zaman-ASHRAE örneğin- benzer alanda çalışan birçok kurumu bünyesinde topladığını görürüz. Yine NFB dediğimiz yangınla ilgili kuruluşa baktığınız zaman, ulusal nitelikle yola çıkıp uluslararası nitelik kazandığını görürüz. Çok sayıda, küçük ve etki gücü olmayan oluşumlar yerine az sayıda ama etkin örgütlenmeler olması tabii ki tercih edilmelidir Yaptırım gücü olabilecek güçlü bir yapının oluşabilmesi için konuyla ilgili derneklerin bir araya gelerek daha üst bir birlik teşkil etmesinde yarar var Bir Yalıtım Federasyonu gibi derneklerin üstünde bir yapı olur, ısı yalıtımı, su yalıtımı, ses yalıtımı, yangın yalıtımı ayrı oluşumlar halinde yer alabilir Yangın yalıtımı, yalıtım başlığı altında yer alırsa daha aktif olabilir Yoksa herbir yalıtım konusu ayrı ayrı örgütlenir ve çalışırlarsa, birarada olabilecekleri kadar etkin faaliyet göstereme-yebilir Yangın yalıtımı deyince ben sadece yalıtım malzemeleri ile -boya gibi, sıva gibi- sınırlı kalın-maması gereğine inanıyorum. Yangının gelişmesini önleyecek bir tedbir yangın yalıtımıdır Bu nu pasif sistemlerle de yapabilirsiniz. Aktif sistemlerle de. Mesela su perdesi aktiftir, veya kendiliğinden kapanan bir damper, bir koridor perdesi aktiftir Bunun gibi her sistem ele alınmaladır Mimari açıdan bir binanın ele alınarak yangının bir hacimden diğerine geçişinin engellenmesi konusu -konstrüksiyon olarak- yine yangın yalıtımı konularından biri olarak ele alınmalıdır Yangın yalıtımı sadece yapıyı inşaat değil, bir makinayı, kimyayı vb. ilgilendiren bir daldır Değerli okurlar geçen sayımızın gündeminde yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanı Sn. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin etkilerini bu sayımızda aktırdık. Gelecek sayımızın gü id imini ise istanbul Büyükşehi E eledi-yesi tarafından dergimizin baskıya girdiği günlerde kamuoyuna açıklanan "Isı Yalıtımı Kampanyası ve 1997'nin Yalıtım Yılı" olarak ilan edilmesi oluşturacak. İlginizi çekebilir... Isı Yalıtım Ürünlerinde Performans, Güvenirlilik ve Uygunluk: Avrupa Standartlarının Teknik ÇerçevesiBinalarda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve güvenlik hedeflerinin karşılanması, doğru tasarlanmış bir yalıtım stratejisinin varlığına bağlıdır.... Polimer Bitümlü Örtüler ile Etkili Su YalıtımıFosil esaslı bitüm bileşen ve asfaltın inşaatlarda kullanımı Avrupa'da 18. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Günümüzde Polimer modifiyeli bitümlü örtül... Pratik ve Çözüm Üreten Bitümlü Örtülerde Çeşitlilik ArtıyorGelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda dünya genelinde yapıların ve inşaat tekniklerinin değiştiğini gözlemliyoruz. Bu değişimlere bağl... |
|||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.