
2026 Yılı Ödülleri Sahiplerine Törenle Takdim Edildi
2025 Sektör değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
|
ABD Deniz Kuvvetleri Ulusal Müzesi![]()
Fentres Bradburn Architects tarafından tasarlanan müzeyi ziyaret edenler kendilerini İkinci Dünya Savaşı veya Vietnam Savaşı koşullarının canlandırıldığı mekanlarda ve iklim şartlarında bulabiliyorlar. Gerçekçi sergi salonlarının havası, gelişmiş klima sistemleriyle kontrol ediliyor. Tasarım ve konstrüksiyonu ile yenilikçi bir mimariye sahip bina, bir sergi salonundan diğer sergi salonuna iklimsel olarak büyük farklılık gösteriyor ve enerji tüketimi açısından sürdürülebilir dizayn kriterlerini yerine getiriyor. Binada uzun vadeli işletme giderleri de asgariye indirilmiş. Ziyaretçiler müzeden içeriye girmeden önce bile müzenin dramatik görüntüsünden fazlasıyla etkileniyorlar. Binanın temel malzemeleri hazır beton, demir ve camdan oluşuyor. Yapının en göze çarpan özelliği ise yaklaşık 49 metre uzunluğundaki atriyum tavanından yükselen 64 metrelik eğik dikme. Dikme, 60 derecelik bir açıya sahip. Galerilerin merkezinde 3252 m2 büyüklüğünde bir giriş ve tarihi eserler ile multimedya sunumlarından oluşan 7897 m2 bir sergi mevcut. Deniz Piyadesi Galerisi’nde uçaksavarlar ve diğer büyük eserler sergileniyor. Deniz Piyadesi Galerisi ve müzenin diğer alanları üstün görsel ve sessel etkilere sahip olsa da ziyaretçileri en çok etkileyen unsur, galeriler arasındaki iklimsel farklılıklar. Mesela Kore Chosin Havzası, 1950 yılındaki oldukça soğuk ve sert iklimsel koşullarıyla temsil edilmeye çalışılmış. Ziyaretçiler bu sergi alanına cam kapılardan girerken, sıcaklığın düşüşünü rahatlıkla hissedebiliyorlar. Diğer sergi salonundaki fiziksel koşullar ise Chosin Havzası sergisine tam bir tezat oluşturacak şekilde yüksek sıcaklığa ve nemli bir ortama sahip. Örneğin, Vietnam’ın büyük ormanlarına benzetilmiş ve 1968 yılındaki Khe Sanh kuşatmasını temsil eden salona bir helikopterden geçilerek giriliyor ve ziyaretçiler hemen farklı sıcaklık ve nem ile karşılaşıyorlar. Tüm bu farklılıklar oluşurken ziyaretçilerin aklına yalıtım ve konstrüksiyon konuları pek gelmiyor... Yalıtım Çözümleri Müzenin her bir galerisindeki farklı iklimsel koşulların nasıl elde edildiği konusunda projenin mimarı Charles Cannon şunları söylüyor: ‘Farklı atmosferler, mekanik sistemler tarafından yaratıldı ve kontrol edildi. Tekil VAV (Değişken Hava Hacimleri) kutuları ile her bir galerideki iklimlendirme sağlandı. Ayrıca, mekanik sistemin desteklenmesi için ise değişik türde yalıtım malzemeleri, binadaki yerleşimler göz önüne alınarak kullanıldı. Galerilerin zemin altı iç yüzeyleri için (1. Tür) ASTM C 578’e uygun ekstrüde, önceden şekil verilmiş hücreli polistiren özelliklere sahip yalıtım malzemesi kullanıldı. Diğer kısımlarda, alüminyum folyo kaplı rijit ve hücresel poliizosiyanat malzemeler, ASTM C 1289’a uygun olarak tercih edildi. (2. Tür). Buhar geçirgenliğinin 1. Tür’ün kullanıldığı yerlerde 1,1 perms’in üzerine, 2. Tür’ün kullanıldığı yerlerde ise 1,03 perms’in üzerine çıkmaması istenmişti. Sıkıştırma direncinin de 1. Tür için 15 psi’den ve 2. Tür için ise 25 psi’den az olmaması istenmişti. Aynı anda bazı sergilerin iklim şartları farklı olsa da tüm müze genelinde tarihi eserlerin zarar görmemesi için bağıl nem oranı % 50 RH seviyesinde tutuldu. Bina paha biçilmez ve eşsiz eserlerden oluşan bir müze olsa da asıl odaklanılan konu bu eserlerin korunmasıydı. Müzede, helikopterlerden mektuplara kadar tarihi öneme sahip binlerce eser var. Tüm uygulamalarda toplam termal direnç R10 seviyesinde. Yangından korunma konusunda ise alev yayılma indeksi 75 veya daha düşük. Duman gelişme indeksi ise 450 veya daha az seviyede...’ Atriyumun çatısı yaklaşık olarak bir akrenin 3’te 2’si kadar cam kullanılarak yapılmış; ki bu kısa bir bina için pek olağan bir uygulama değil. Hava sirkülasyonu çalışırken, ortamın nasıl en ekonomik olarak ısıtılıp soğutululabileceği üzerinde durulmuş. Yaz aylarının yüksek sıcaklıkları düşünülerek, dikmenin üstünden fan kontrollü panjurlar ile hava sirkülasyonu sağlanıyor. Temel Başlıklar Tasarımcıların, eserlerin ömrünü uzatabilecek bir ortam oluşturmak için göz önüne aldıkları temel başlıklar: - Uygun sıcaklık ve bağıl nemi sağlamak - İklim kontrolü ile oluşan artan maliyetlerin önüne geçmek - Eserlerin üzerinde oluşabilecek ve onlara zarar verebilecek yoğuşmanın önüne geçmek - Rutubet oluşumunu önlemek Dolaylı olarak üzerinde durulan bir problem de ziyaretçilerin minimum rahatsızlık duyarak, sergilenen eserlere odaklanabilmesini sağlamak olmuş. Müzenin kendisinin de bir eser olması dolayısıyla yukarıda anlatılan kaygıların boyutu artıyor. Örneğin müze binası günümüz yalıtım ürünlerine ve sistemlerine uygun olmayan tarihi bir binanın içerisine yapılmış. Ayrıca, bu tarz binalar tahta ve deri gibi doğal malzemeler kullanılarak inşa edilmiş. Eğer eserler iklim kontrolü sağlanmış muhafazalar içerisinde sunulmamış olsaydı, tarihi eserleri konforlu bir şekilde saklamak ve bina cephesindeki yoğuşmanın önüne geçmek için (yaklaşık % 55-60 bağıl nem) büyük bir uğraş verilmesi gerekecekti. İlginizi çekebilir... Isı Yalıtım Ürünlerinde Performans, Güvenirlilik ve Uygunluk: Avrupa Standartlarının Teknik ÇerçevesiBinalarda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve güvenlik hedeflerinin karşılanması, doğru tasarlanmış bir yalıtım stratejisinin varlığına bağlıdır.... Polimer Bitümlü Örtüler ile Etkili Su YalıtımıFosil esaslı bitüm bileşen ve asfaltın inşaatlarda kullanımı Avrupa'da 18. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Günümüzde Polimer modifiyeli bitümlü örtül... Pratik ve Çözüm Üreten Bitümlü Örtülerde Çeşitlilik ArtıyorGelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda dünya genelinde yapıların ve inşaat tekniklerinin değiştiğini gözlemliyoruz. Bu değişimlere bağl... |
|||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.