E-Dergi Oku 

İzocam A.Ş. Genel Müdürü Ali İhsan Yalçın: "Delikli Tuğladan Daha Düşük Isı Geçirgenlik Katsayısı Olan Her Malzeme Türkiye'de Kendini Yalıtım Malzemesi İlan Ediyor

SÖYLEŞİ
4. Sayı (Ocak Şubat 1997)

YALITIM: Öncelikle yeni görevinizden dolayı sizi tebrik ederiz, sektörümüze kendinizi tanıtır mısınız?

Yönetim anlayışınız nedir?A.İhsan YALÇIN: 1951 doğumluyum. Evliyim ve bir kız çocuğu babasıyım. 1973'te ODTÜ Makine Fakültesi'nden mezun oldum. 1975'te Amerika'da Georgia Institute of Technology'den Yüksek Makine Mühendisi olarak mezun oldum VVharton Graduate Scnool'da MBA yaptım, o arada askeriliği de tamamladım. 1978'de Türkiye'ye döndüğümde Koç Holding'te çalışmaya başladım. 1 yıl Koç Holding merkezde dış finans uzmanı olarak çalıştım. O zamanki amirim Sn. Erol Aksoy Bey'di. 1979'da Arçelik'e geçtim. Arçelik'te sırasıyla Genel Stok Kontrol Şefliği, ikmal Müdür Muavinliği, 1983'den 1990'a kadar da ihracat müdürlüğü yaptım. 1990 yılında Ardem'e Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak tayin oldum. 1994'te Amerika'da MİT'te 1 yıl Master Of Science İn Management programına katıldım. 1995 yılında Türkiye'ye döndüğümde Koç Holding'de bir yıl kadar pazarlama danışmanı olarak çalıştım. 1996 senesinin Ağustos ayında da izocam A.Ş.'ye Genel Müdür tayin edildim. Yani çalışma hayatımda uzunca bir seriyi dayanıklı tüketim sektöründe geçirdim, izocam'a geldiğimde şirketin uzun ve başarılı bir geçmişi olduğunu ve çok seviyeli yöneticiler tarafından idare edildiğini gözlemledim ve hakikaten piyasa saygınlığı olan büyük bir potansiyel arz eden bir müesseseyi devir aldığımı kısa zamanda fark ettim. Benim yönetim anlayışıma gelince her şeyden önce bir şirketin amacı, vazgeçemeyeceği değerleri, amacına yönelik stratejisi, bu stratejiyle ilgili birtakım hedefleri ve bu hedefleri gerçekleştirebilecek planları olması gerektiğine inanıyorum. Şirket kaynaklarını daima taktik, plan ve stratejiye hizmet eden bir şekilde kullanabilmeli. Şirketin amacını ve vazgeçemeyeceği değerlerini şirketin çalışanları ve şirketin müşterileri bilmeli ve benimsemeli. Üst kademe, amaca uygun stratejileri üretmeli ve stratejik hedeflere ulaşmada kullanılacak taktik planları izlemeli. Buna karşılık orta kademe ise taktik plan ların uygulanmasından sorumlu olmalı. Taktik planları oluştururken kaynakları etkin olacakları alanlara tahsisi ve verimli kullanımı ölçülmeli.Şirket amacı ve stratejisinde kilit durumunda tabi ki lider arayışı var Liderin dinlemeyi bilen, öğrenebilen ve örnek davranışlarda bulunabilen bir şahsiyet olmasında yarar var Kısaca benim yönetim anlayışım bu odaklardan geçiyor Modern yönetici bu temel noktaları izleyebilmeli ve benimsemeli diye düşünüyorum.

 

YALITIM: izocam'ı yalıtım sektöründe ilk ve en büyük sanayi kuruluşu olarak tanıyoruz. Siz izocam'ın Genel Müdürü olarak, Türkiye Yalıtım Sektörünün geçmişi ile geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? A.İhsan YALÇIN: Yalıtım konu sunun Türkiye'deki konumuna ben Ağustos ayından beri bakıyorum, öğreniyorum. Fikirlerim son 4-5 ayın gözlemlerine ve bilgilerine dayalı. Ama şurası muhakkak ki yalıtım bir ihtiyaç. Türkiye'de ise bu ihtiyacın karşılanması kişi ve kuruluşların tercihine bırakılmış vaziyette. Gelişmiş ülkelerde ise bu ihtiyacın karşılanması keyfi görülmemiş ve tercihler kurallara bağlanmış. Bu kurallar hem uygulanıyor, hem de denetleniyor Hem de kişilerce kabul edilmiş durumda. Yalıtım kavramı Türkiye'de hâlâ çoğunlukla ısının bulunduğu ortamı terk etmesini önleyen bir kavram olarak görülüyor, öyle algılanıyor Halbuki mesela Ortadoğu'da yalıtım sıcaktan korunmakta kullanılıyor Yani Türkiye'nin güney bölgeleri bu konuda çok bakir ve çok ihtiyaç olmasına rağmen orada kışın ayrı ev, yazın yayla gibi birtakım pahalı çözümler benimseniyor. Batı'da ise yalıtım kavramı bu açıdan daha da geniş bir anlam taşıyor takip ettiğim kadarıyla. Yangın ve sesi de içeriyor Su yalıtımı, Türkiye'de belirli bir noktaya geldi, ama yangın ve ses yalıtımı ülkemizde pek istenilen yeri alamamış. Avrupalılar; yalıtımı ciddi bir sorun, her etapta insan sağlığı insan güvenliği açısından da değerlendiren bir perspektife erişmiş vaziyette. Bakış açıları, yalıtım ihtiyacının karşılanmasında ekonomik ve konfor boyutlarının dışında bir güvenlik faktörünü de içerdiği anlaşılıyor Bu Türkiye'de henüz tam kavranmış vaziyette değil. Bizdeki bu dar tarif ve keyfi uygulama sebebiyle de yalıtım pazarı Avrupa'ya nazaran 1/10 düzeyinde. Bizimle aynı iklim kuşağında olan Fransa'ya nazaran kişi başına yalıtım malzemesi kullanımımız 1/10 Yalıtım piyasamızın son 10 yıllık gelişmesine baktığımda petrol türevi hammadde kullanan yalıtım malzemeleri piyasasının % 55-60'a eriştiğini görüyorum. Avrupa'da da biliniyor bu ürünler ama yine de mineral yün, yalıtım piyasasının 2/3'ünü oluşturuyor Türkiye'de petrol türevi hammadde kullanan ürünlerin muazzam bir gelişmesi var Mineral yüne oranında da bir çarpıklık var Biz, ya Avrupa'nın bilmediği bir şeyi biliyoruz, ya da başka bir sıkıntı var Öte yandan da delikli tuğladan daha düşük ısı geçirgenlik katsayısı olan her malzeme Türkiye'de kendini yalıtım malzemesi ilan ediyor Bilinçli ya da bilinçsiz yapılan tüketicinin yanıltılması sorunu var Bu durumda herkesin aklına "Devlet tüketiciyi korusun" geliyor, ama devletin de durumu bugün malum. Onun için bilinçlendirmeyi doğru yapacak, halkın güvenebileceği, ticari çıkar gözetmeyen bir kuruluş, kurum ihtiyacı görüyorum Biliyorsunuz TSE'nin standartları mecbur edici değil, yol gösterici bir tavsiye niteliğinde, bir denetleyici, kontrol edici vazgeçirici yaptırım rolü yok. Dolayısı ile önümüzdeki döneme baktığımızda, enerji fiyatlarındaki artış ve halkımızın bilinçli bakış açılarının gelişmesi nedeniyle kişi başına yalıtım miktarının gelişmesini bekliyorum, izocam olarak zaten 30 yıllık bir çabamız var, bunu geliştirerek devam ettireceğiz. Biz, halkın kullansa da olur, kullanmasa da olur, diyebileceğiniz birtakım psikolojik zevklere, tam tariflenemeyen modalara uygun bir ürün satmıyoruz. Biz bir elbise kadar temel bir ihtiyaç maddesi sattığımıza inanıyoruz. Dolayısı ile bu yüksek değerlerin, anlayışın faaliyetlerimizde ön planda tutulması gayreti içindeyiz. Seminerlere, sempozyumlara, fuarlara katılıyoruz. Basında yer alıyoruz. Geleceğe yönelik güvenimiz tam, ümidimiz yüksek, izocam'ın mamul portföyünü, yurtdışındaki alternatiflerini çok iyi inceleyemedim ama Türkiye'deki birçok üreticiye nazaran daha avantajlı. Eğer tüketicinin yalıtım ihtiyacı çatıdaysa çatıya verilecek ürünümüz var Saha sıhhi tesisat ona uygun ürünümüz var.Sanayi çatısıysa ona uygun ürünümüz var. Yalnız belirli bir ürünü satmak zorunda kalmaktan kaynaklanan bir yanıltmaya girmek durumunda değiliz, ihtiyacımızda yok. Buna karşılık yalnız bir grup tecrit maddesini üreten şirketlerde, biraz da ticari kaygılarla, zaman zaman işin ölçüsü kaçırılıyor Kullanım yeri uygun olmasa da "Abi bu da idare eder" şeklinde biraz alaturka yaklaşımlar olabiliyor.

 

YALITIM: izocam'ın 1997 için planladığı atılımlar ve yeni ürünler var mıdır? Genel olarak yalıtım piyasasının gelişimi için önerileriniz nelerdir? A.İhsan YALÇIN: 1997de izocam'ın mamul portföyüne yeni bir giriş olmayacak ama bilhassa sanayi çatılarda mineral yün kullanımı kolaylaştıracak bazı çalışmalarımız var Böyle kompozit bir ürünü ve/veya ürün grubunu demem daha doğru olur yıl sonuna doğru sanayici ve ticari kuruluşların bilhassa çatılarına yönelik arz etmeyi planlıyoruz ve onun hazırlığı içindeyiz. Diğer bir konuda su yalıtım meselesi. Bu konuda izocam bildiğiniz gibi ithalat yolu ile piyasanın ihtiyacını karşılıyor.Fakat bu şekilde ithalata bağımlı davranmanın bazı dezavantajları var Hem maliyet açısından, hem müşteri ihtiyaçlarını tam olarak sınırlı bir grupla karşılama zorluklarının getirdiği sıkıntılar var Bunu aşmak için yerli üretim veya yerli bir üretici ile stratejik işbirliğine girerek ve markamızın da güvencesini böyle bir ürünün arkasına koyarak işlerimizi su yalıtımı sahasında da geliştirmeyi planlıyoruz. 1997'de bu yönde çalışmalarımız devam edecek.

Nasıl olsa bayilik ağımız var yapalım, satarız diye bakmıyoruz.Diğer su yalıtım malzemesi üretici firmaların durumlarına da bakarak hem bizim ticari kıstaslarımızı tatmin edecek hem de piyasadaki bazı beklentileri yerine getirecek bir strateji oluşturmaya çalışıyoruz. Güney bölgelerimizde klima kullanımı artıyor. O yörelerde yalıtım çözümü geliştirmek lazım. Soğutma için kullanılan enerji, ısıtmanın birkaç katı olduğuna göre olay daha da acil. Bunun için güneyde biraz yöresel reklamlarla akla gelen klasik çatı şiltesinin bu yörede bir şey ifade etmediğini de göz önüne alarak, güneydeki vatandaşlarımızın Ortadoğu'dakiler kadar sıcaktan madur olmamaları için mesajlaımızr ve bu yönde bir iletişim faaliyetimiz olacak. Yalıtımı biz hep tasarruf aracı olarak lanse ettik bu piyasaya. Türkiye'nin bu ortamında maalesef tutumluluk geri planda kalmış bir kavram. Tutumluluk şu anki ekonomik ortamda cazip bir fikir değil.

 

YALITIM: Türkiye'deki en büyük üretici olarak, üretimde malumunuz olan üretim kapasitesi farkını ihracata yönelik çözüm olarak değerlendirir misiniz? A.İhsan YALÇIN: ihracatın bir şirketin kapasitesinin fazlasını çeken bir iş olarak görülmemesi lazım. Antakya'ya yaptığımız satış, iç satış, Halep'e yapılan satış ihracat olarak görülmemeli. Başarılı olabilmek için milli sınırlarımız içindeki tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamakta nasıl titiz davranıyorsak hedef seçtiğimiz dış pazarlarda da oradaki tüketicilerin ihtiyaçlarını oradaki ticari şartları iyi ölçüp ona göre kalıcı politikalar üretmek lazım. Yoksa "işte iç piyasa bu yıl büyüdü dolayısı ile kapasite kullanım sınırına dayandım, ihracatı kesiyorum" Ya da "bu sene ihracatı arttırmak lazım çünkü iç piyasada daralma var" şeklinde ilerigeri bir faaliyet dayanıklı bir ihracat için uygun değildir En azından, bu sene için söyleyeyim, taşyününde geçici bir kapasite darlığımız vardır. Buna rağmen dış pazarlara ihracatımız devam ediyor iç piyasadaki tüketicilerimizin de ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz ama iç piyasada ihtiyaç arttı, hemen ihracatı kısalım tipinde bir davranışı politik olarak benimsemiyoruz, iç piyasadaki ihtiyaçların da dışarıdakilerden çok farklı olmadığını daima gözönünde bulundurmak lazım. Türkiye ve çevresindeki tüketicilere hizmeti hedef olarak benimsemek lazım. (Bir hedef seçerken yalıtım malzemelerinin havaleli olduğu gerçeğini de unutmamak gerek, çok uzaklara bakmanın yararlı olduğuna inanmıyorum. Onun için Amerika'ya malzeme satılabilir ama ilk önce coğrafi yakınlığı açısından avantajlı olan erişebileceğiniz ülkeleri hedef seçmeniz lazım). Hedef aldığımız piyasalarda kalıcı olabilmek için süreklilik, tutarlılık çok önemli.

 
 


R E K L A M

İlginizi çekebilir...

İzocam Genel Direktörü Murat Savcı: 'Yalıtımlı Bir Bina %60'ın Üzerinde Enerji Tasarrufu Sağlar'

Binalarda tüketilen enerjinin yüzde 80'inin ısıtma ve soğutma amaçlı tüketildiğini ifade eden İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, sadece yönetmel...
24 Ekim 2022

Selena Türkiye Su Yalıtımı İş Geliştirme Müdürü Volkan Keskin: "Çevreci Bir Sistem Oluşturmak Orta Vadeli Planlarımız Arasında"

'Fotovoltaik sistemlerle ürün yelpazemizi genişletiyor, yeşil enerji üreticisi olmaya hazırlanıyoruz' diyen Selena Türkiye Su Yalıtımı İş Geli...
23 Haziran 2022

ODE Yalıtım Pazarlama Direktörü Ozan Turan: "2022 Mottomuz: ODE Seninle Güçlü"

Başarılı bir dönemi geride bırakan ODE Yalıtım 2022-2024 yıllarını kapsayan üç yıllık stratejik planını uygulamaya başladı....
23 Haziran 2022

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • BAU Teknolojileri Dergisi
  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2023 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.