Yalıtım Dergisi 225. Sayı (Mayıs-Haziran 2026)

DOSYA 37 YALITIM • MAYIS - HAZİRAN / 2026 rülebilir olmayan bir yapı yaratmaktadır. Birçok aktör bu kısır döngüden çıkmaya çalışıyor. Ancak mevcut yapı içinde rekabet çoğunlukla fiyat üzerinden şekillendiği için, kaliteyi yukarı taşımak bireysel çabalarla sınırlı kalıyor. Özellikle yalıtım gibi hayati teknik işlerde kalite seviyesinin düşmesi, sadece sektörel bir problem değil; doğrudan yapı güvenliği, yaşam konforu ve uzun vadeli ekonomik kayıplar açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Peki bu yapıyı oluşturan temel dinamikler neler? İlk olarak, yalıtım “görünmeyen” bir iştir. Doğru yapıldığında fark edilmez, yanlış yapıldığında ise çoğu zaman etkisi gecikmeli ortaya çıkar. Bu durum, karar vericilerin kaliteyi ikinci plana atmasına neden olur. Proje süreçlerinde maliyet ve hız öncelik haline gelirken, performans çoğu zaman geri planda kalır. İkinci olarak, sektörün en kritik halkası olan uygulama tarafı yeterince kontrol altında değildir. Aynı ürün, farklı ustaların elinde tamamen farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu noktada önemli bir eksiklik de, uygulama ve kontrol süreçlerinde görev alan kişilerin çoğu zaman gerekli teknik eğitime ve yeterliliğe sahip olmamasıdır. Yalıtım, detay bilgisi gerektiren bir uzmanlık alanı olmasına rağmen, sahada bu işi yapan ya da denetleyen kişilerin önemli bir kısmı sistematik bir eğitimden geçmemektedir. Bu durum, hataların fark edilmesini zorlaştırdığı gibi, doğru uygulamanın da sürdürülebilir olmasını engellemektedir. Üçüncü ve belki de en kritik konu ise gözetim ve denetim eksikliğidir. Projelerde yalıtım uygulamaları çoğu zaman ya yüzeysel kontrol edilmekte ya da tamamen ustanın inisiyatifine bırakılmaktadır. Oysa yalıtım, detay hassasiyeti yüksek bir iştir ve önceki süreçte de sektör devlet projeleri ile devam etmekteydi. Güncel ekonomik şartlar 1. El konut alımını ve konut inşaatında düşüşe sebebiyet verdi. Büyük avm, hastane vb. projelerde ise geçmiş yıllara oranla bir gerileme gözlemlenmekte. Deprem sonrası inşaatlar da tamamlanmak üzere olduğu için sektörde hissedilir bir küçülme oldu. Yukarıda da belirttiğim gibi bu hormonlu büyümeden sonra ciddi bir arz fazlası oluştu. Bu arz fazlası fiyatlarda gerilemeye, buna bağlı olarak karlılıkta azalmaya sebep oldu. Karlılık düştükçe firmalar ürün kalitesini düşürerek kapasite fazlalığından oluşan mali kayıplarını ve artan genel giderlerini kapatmaya çalışıyorlar. Maalesef ülkemizde inşaat malzemelerinde kalite algısı en son sırada gelmekte. İnşaatlarda görünmeyen noktalarda kullanılan malzemelerde Halkımızın genel düşüncesi ‘günü kurtarma’ olduğundan kalite her gün daha da düşmektedir. Sorunuzun cevabını yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığım üzere Kapasite Fazlası Fiyat Rekabetini, Fiyat Rekabeti de Kalite algısını aşağıya çekmektedir. Kalite algısından sonra dikkat çekmek istediğim son nokta ise Denetim Eksikliği bu konudaki hassasiyetin en üst seviyede olması gerekmektedir. n küçük bir hata dahi ileride büyük maliyetlere yol açabilir. Etkin bir denetim mekanizması olmadığında, hatalar fark edilmez; fark edilse bile çoğu zaman geri dönüşü zor hale gelir. Dördüncü olarak ise fiyat odaklı rekabet, kaliteyi sistematik olarak aşağı çekmektedir. Kapasite fazlası ve yoğun rekabet ortamında, firmalar projeye girebilmek için fiyat kırmakta; bu da doğrudan uygulama süresine, işçilik kalitesine ve detay çözümlerine yansımaktadır. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şudur: Kalite, rekabet avantajı olmaktan çıkmakta; maliyet unsuru haline gelmektedir. Oysa yalıtım, doğası gereği bir “ürün” değil, bir “performans” işidir. Isı yalıtımı enerji tasarrufu sağlar, su yalıtımı yapı ömrünü korur, yangın yalıtımı ise doğrudan can güvenliği ile ilgilidir. Bu kadar kritik bir alanda başarının ölçütü kullanılan malzeme değil, elde edilen sonuç olmalıdır. Bu nedenle sektörün geleceği, daha fazla üretimde değil; daha doğru sistemlerde, daha eğitimli insan kaynağında ve daha güçlü denetim kültüründe, sürdürülebilir bir yapı içinde şekillenmelidir. 6 ŞUBAT DEPREMİNDEN SONRA ÇOK CIDDI BIR TALEP FAZLASI OLUŞTU NEVZAT GOLOĞLU UKS Satış Müdürü Tekrarını asla istemeyeceğimiz 6 Şubat 2023 de meydana gelen deprem ile beraber sektörümüzde hormonlu bir büyüme oluştu. Çok ciddi bir talep fazlası oluştu. Bu durum bir çok firmanın kapasite artırımına gitmesine sebep oldu. Depremden

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=