DOSYA Bostik olarak biz, Türkiye ve Orta Asya bölgesinde teknik performansı yüksek, sürdürülebilir ve uzun vadeli değer yaratan çözümlerin önemine inanıyoruz. Sektörün sağlıklı büyümesinin; kalite standartlarının korunması, uygulama bilincinin artırılması ve toplam fayda yaklaşımının güçlendirilmesi ile mümkün olacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli kırılım noktalarından biri; fiyat rekabetinden değer rekabetine geçiş olacaktır. Bu dönüşümü başarabilen markalar ve iş ortakları, yalnızca bugünün değil geleceğin de kazananları olacaktır. YALITIM SEKTÖRÜNÜN GENEL SORUNU: BÜYÜMEYI DEĞERE DÖNÜŞTÜREMEMEK C. LEVENT ÜRKMEZ BTM A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye’de yalıtım sektörü; enerji verimliliği, deprem güvenliği, kentsel dönüşüm, sürdürülebilir yapılaşma ve yeni mevzuat düzenlemeleri açısından son derece yüksek bir potansiyele sahiptir. Buna rağmen sektörün bu potansiyeli her zaman sağlıklı bir verime, kalite artışına ve sürdürülebilir rekabete dönüştürebildiğini söylemek zordur. Bana göre sektörün en büyük sorunu tek bir başlıkla açıklanamaz. Kapasite fazlası, fiyat rekabeti ve kalite algısı birbirinden bağımsız problemler değildir; aksine birbirini besleyen bir yapının parçalarıdır. Ancak bu üç başlık içinde en kritik unsurun kalite algısının ve kalite bilincinin yetersizliği olduğunu düşünüyorum. Çünkü kalite algısı yeterince güçlü olmadığında, kapasite fazlası doğrudan fiyat rekabetine dönüşür; fiyat rekabeti de zamanla nitelikli üreticinin, doğru uygulamanın ve uzun ömürlü ürünlerin değerini görünmez hale getirir. Yalıtım, yapının yalnızca konforunu artıran bir uygulama değildir. Isı yalıtımı enerji tüketimini azaltır, su yalıtımı taşıyıcı sistemin korozyona karşı korunmasına katkı sağlar, ses yalıtımı yaşam kalitesini yükseltir, yangın yalıtımı ise can güvenliği açısından kritik rol oynar. Bu nedenle yalıtım ürünlerini yalnızca metrekare fiyatı üzerinden değerlendirmek, yapının uzun vadeli performansını göz ardı etmek anlamına gelir. Kısa vadede ucuz görünen ürün veya eksik uygulama, uzun vadede enerji kaybı, bakım-onarım maliyeti, yapı hasarı ve güvenlik riski olarak geri dönebilmektedir. Bugün sektörümüzde özellikle su yalıtımı alanında çok belirgin bir sorunla karşı karşıyayız. Üretim kapasitesinin artması tek başına olumsuz bir gelişme değildir; hatta doğru yönetildiğinde ihracat, ölçek ekonomisi ve ürün çeşitliliği açısından önemli fırsatlar yaratır. Ancak kapasite artışı, standart dışı üretim ve yetersiz denetimle birleştiğinde pazarda fiyatı tek belirleyici unsur haline getirebiliyor. Bu durumda kaliteli üretim yapan, Ar-Ge’ye, sürdürülebilirliğe ve teknik hizmete yatırım yapan firmalar haksız bir rekabet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Enerji ithalatı yüksek olan bir ülkede doğru ısı yalıtımı, yalnızca yapı kullanıcısının faturasını azaltmaz; aynı zamanda ülkenin enerji verimliliği hedeflerine katkı sağlar. Benzer şekilde doğru su yalıtımı, sadece rutubeti önlemez, betonarme yapının servis ömrünü koruyan temel unsurlardan biridir. Bu bilincin, hem yatırımcıda hem müteahhitte hem uygulamacıda hem de son kullanıcıda güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada sektörün kendi içinde de daha sorumlu bir pozisyon alması gerektiğine inanıyorum. Üreticiler olarak yalnızca daha fazla satmayı değil, doğru ürünün doğru detayda ve doğru uygulamayla kullanılmasını öncelik haline getirmeliyiz. Uygulamacı eğitimleri, paydaş bilgilendirmeleri, teknik şartname desteği, ürün belgelendirme süreçleri ve uzun vadeli performans garantileri bu anlayışın parçası olmalıdır. Sektör ancak bu şekilde fiyat rekabetinden değer rekabetine geçebilir. Yalıtım sektörünün önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli yüksektir. Kentsel dönüşüm, deprem güvenliği, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, karbon azaltımı ve mevcut bina stokunun yenilenmesi bu potansiyeli desteklemektedir. Ancak büyümek tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, bu büyümeyi kaliteli üretime, nitelikli uygulamaya, kurumsal güvene ve sürdürülebilir kârlılığa dönüştürebilmektir. Sonuç olarak, sektörümüzün temel sorunu kapasite fazlası ya da fiyat rekabeti değildir; bunlar daha derindeki bir problemin sonuçlarıdır. Asıl sorun, yalıtımın yapı güvenliği, enerji verimliliği ve uzun ömürlü yapı performansı açısından taşıdığı değerin yeterince güçlü algılanmamasıdır. Bu algıyı değiştirebildiğimiz ölçüde, sektörümüz yalnızca büyüyen değil, aynı zamanda kazanan, kazandıran ve ülkeye değer üreten bir sektör haline gelecektir. 32 YALITIM • MAYIS - HAZİRAN / 2026 C M Y CM MY CY CMY K
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=