E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
ODE YALITIM
ARMACELL
BAU 2019
BLOKSAN
BTM
TUNÇMAN PLAST
MOLÜMER

'YAPI KABUĞUNUN KORUNMASINDA DIŞ CEPHE BOYALARININ YERİ'

'YAPI KABUĞUNUN KORUNMASINDA DIŞ CEPHE BOYALARININ YERİ'

1 Temmuz 2008 Salı / 17:32 | DOSYA
42. Sayı (Mayıs Haziran 2003)

Dış cephelerin görünen yüzü olan ve aynı zamanda cephelerin korunmasında önemli bir işleve sahip boyaların ele alındığı toplantımıza ÇBS, DYO, Marshall,Kalekim-Kaleterasit ve Merbolin firmalarının temsilcileri katıldı. Cephelerde yaşanan tüm problemlerin faturasının boyacılara çıkartılması ve sektördeki eğitim eksikliği firmaların ortak olarak dile getirdiği başlıca konulardı.
SADIK ÖZKAN Yalıtım Dergisi Yayın Yönetmeni

Özellikle TS 825’le birlikte bina dış cephesindeki kaplamaların daha büyük önem taşıdığı inancıyla dosyamızı boya sektörünün genel sorunları, yapıda boya ve hazır sıva konularına ayırdık. Toplantı davetimize ilginizden ve katılımınızdan dolayı herkese teşekkür ediyor, hoşgeldiniz diyorum.

TUNCER HİÇSÖNMEZ Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.

Öncelikle böyle bir konuyu seçtiğiniz ve böyle bir toplantı organize ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Konumuz, yapı kabuğunun korunmasında dış cephe boyalarının yeri. Kabuğu oluşturan her katmanın kendi içinde doğru bir şekilde düzenlenmesi ve sıralanması gerekiyor. Ama maalesef Türkiye’de insanların dikkatini çeken son kat cephe kaplamalarıdır. Burada da koruyuculuktan önce fiyat, renk ve doku sıralaması son yıllarda herkesin yöneldiği bir seçim şekli. Bizler müşterilerimizle konuştuğumuz zaman önce ‘olabilecek en kaliteli malzeme olsun’ diyorlar, ama en sonunda ‘en ekonomik malzeme olsun’ tercihinde karar kılıyorlar. Tabii bu ikisi bir paradoks, yani bir ürün, hem çok kaliteli hem oradaki tüm problemlere cevap verebilecek, hem de ucuz olacak... Açıkçası bu pek de gerçekçi bir yaklaşım değil. Fakat son zamanlarda, artık ülkenin ekonomisinin kötüye gitmesiyle beraber, insanlar tasarruf etmenin ve işi doğru şekilde ilk seferde yapmanın en ucuz maliyet olduğunu daha net bir şekilde anlamaya başladılar. Bu son Yapı Fuarı’nda herkesin dikkatini çekmiştir, ben abartmayayım ama en az yirmi tane dış cephede ısı yalıtımını ön plana çıkartan ya da yalnızca bunu yapan ya da böyle sistemlerin ciddi ve büyük birlikteliklerle lansmanını yapan firmaları gördük. Burada bulunan firmaların herhalde hepsi bu tür sistemlerin üzerine son kat kaplama malzemeleri vermişlerdir. Bildiğimiz bazı firmalar da artık bunun ara kademelerini de bünyelerinde bulundurup, nihai tüketiciye bir sistem olarak sunmak için çalışmalar yapıyorlar. Bu neyi gösteriyor, dış cephe kaplama malzemelerinin mutlaka ve mutlaka uygun yüzeylere tatbik edilmesi ön koşulunu getiriyor. Bu sektör gerek uygulama, gerekse eğitim yeterliliği açısından son derece kısıtlı kişilerin elinde bulunuyor. Mantolama, gerek yeni gerekse renevasyon yapılan binalarda dış cephe kaplama malzemelerinin uygulanabilmesi için çok güzel bir zemin oluşturuyor. Ama bunun birinci koşulu da bu sistemin doğru biçimde ve doğru kişilerce yapılması gerekliliği. Gene bildiğimiz kadarıyla bu konuda nitelikli, ciddi firmaların hepsi yatırımlarını yapmaya başlıyorlar ve yalnızca malzeme yatırımı değil, insana da, uygulayıcıya da yatırım yapmak için gerekli çalışmaları başlatmış durumdalar. Benim ümidim çok daha güzel, kalıcı, görevini yerine getiren cephe kaplama malzemelerini göreceğimiz yönünde. Bu, yapı fiziğinin ön koşullarından birisi. Yani bir duvarı oluştururken yalnızca ‘su emmesin’, ‘ısı kaçmasın’ diye değil ısı, nem, güneş... Bunların hepsi yapı fiziğinin genel kuralları. Bu konuda çok eksiğiz, bazı üniversitelerde yalnızca lisansüstü değil, lisans eğitimi esnasında da, kimilerinde seçmeli kimilerinde ise zorunlu ders olarak bu konular okutuluyor. Boya bilgisi ya da sıva bilgisi ya da onu hazırlarken kullanılması gereken malzemeler ve doğru şekilde sıralanması gibi konuları işlemeye çalışıyorlar. Yarın bu kişiler karar verici, denetleyici ya da müşteri konumunda doğru seçimi yapabilecekler.

AYSUN AVCI ÇBS Satış Pazarlama ve Planlama Uzmanı

Şirketimiz ürün paletinde dış cephe boyası olarak silikonlu, akrilik grenli ve grensiz ürünler bulunmaktadır. Biz tüketiciler olarak bir ürün ya da hizmet satın alırken fiyat ve kalite açısından kıyaslama yaparız. Tüketici en uygun fiyata en kaliteli ürünü almak istemektedir. Toplantı konumuz olan, dış cephe boya uygulaması zordur ve maliyeti de oldukça yüksektir. Boya yapılabilmesi için genellikle iskele kurulması gerekir. Bu nedenle de dış cephe boya uygulamasını 5-10 senede bir yaptırırız. Neticede, boya seçerken kaliteli ve yüzeye en uygun ürün seçilmeli, işi bilen bir uygulamacı ile çalışmalıdır. Tüketiciler boya konusunda pek bilgi sahibi olmadıkları için maalesef mağdur duruma düşüyorlar. İşi çok iyi bilen boyacılar olduğu gibi işsiz kaldığı için eline fırça alıp boya yapan kişi de çok fazla. Ek iş yaptıkları için fiyatı biraz daha düşük tutuyorlar, bu da tüketiciye çok cazip geliyor. Boya ve uygulama konusunda çok bilgi sahibi olmayan bu kişiler sorun yaşandığında sorumluluk almamakta ve boyanın bozuk olduğunu öne sürmektedirler. Bu da bizim için büyük bir problem. Bu nedenle firmalar olarak bizim boyacıyı eğitmemiz, tüketiciyi de bilinçlendirmemiz gerekmektedir.

Şirketimizde şikayet ve sorulara cevap veren, gerektiğinde şikayeti yerinde tetkik eden, teknik servis birimimiz bulunmaktadır, öde yandan mümkün olan çok sayıda boyacıyı eğitmemiz gerekiyor. Şirket bünyesinde oluşturduğumuz eğitim ekibimiz, merkezimizde ve Türkiye çapında boyacılara pratik ve teorik olarak sürekli eğitim seminerleri düzenlemektedir. Ben, tüm boyacıların sertifikalı olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü, şikayetlerin büyük çoğunluğu boyacı hatasından kaynaklanıyor.

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar Marka Yöneticisi

Yapı kabuğunun korunmasında ve dekorasyonunda boya önemli bir etken. Tek başına bir koruyucu olarak bakmıyorum boyaya. Hem korumaya katkıda bulunan hem de dekoratif görünmesini sağlayan bir eleman. Aslında binanızı boyasız ne kadar iyi korursanız koruyun boyayla dekorasyonu tamamlamadığınız zaman şık bir görüntüyü elde etmek mümkün değil. Boya, korumada son kat malzemedir. Boyama öncesindeki işlemler doğru yapılmamışsa, ortaya doğru tercihler konmamışsa, son kat malzemede çıkan problemler artık ciddi anlamda külfet haline geliyor. Ve problem de son kat malzemedenmiş gibi algılanıyor, çünkü görüntü noktası orası. Fatura boya üreticilerine, boya uygulamacılarına çıkıyor. Dolayısıyla bu sefer boya üreticileri yüzeyin aşağısına kadar inmeye çalışıyor. Yüzey hazırlığından gelen hatalar var, ve doğru yere doğru ürünün kullanılmamasıyla ilgili hatalar var, beklentilerin doğru algılanmamasından kaynaklanan problemler var. Bütün üretici firmaların ürün kataloglarına baktığınız zaman beş altı çeşit dış cephe ürünüyle karşılaşmak mümkün. Eğer tek bir ürünle bu problem halloluyor olsaydı herhalde firmalar stok problemleri ve maliyet problemlerinin olduğu koşullarda beş altı çeşit ürün çıkartmazlardı. Onun için tüketicinin bilinçlendirilmesi çok önemli. Türkiye’de tüketici, iç cephe ürünlerine nazaran dış cephede biraz daha araştırmacı ve öğrenme eğiliminde. Hala Türkiye’de boyanın, markanın ve boyanın cinsinin seçimine usta karar veriyor, yetmişe otuz olarak bakabiliriz bu orana, % 70 ustanın kararı söz konusu. Usta bilinçlenmesi ciddi anlamda önemli. Usta bilinçlenmesini iki boyutta almak lazım. Birincisi işçilik anlamında bilinçlenmesi lazım, ikincisi ürünlerin tanınması anlamında bilinçlenmesi lazım.  Türkiye’de usta olmak için gerekli olan deneyim, bilgi süreci tüm ustalar için aynı değil ve Avrupa’da olduğu gibi inşaat boyacılığında bir okul diploması da gerekmiyor.  İşsiz kalan herhangi bir vatandaş bir fırça bir rulo eline alınca ‘ustayım’ diye ortaya çıkabiliyor. Bunların hepsi tüketici, boya kullanıcısı ve üretici için dezavantaj. Oysa ‘usta’ tabiri farklı bir tabir. Ben onun için ‘boyacı’ ve ‘usta’ diyorum. Uzmanlık gerektiren bir tabir ustalık. Türkiye’de bu konuda ciddi bir sıkıntı var. Üreticilerin de bunun için seferber olması lazım. Boya üreticileri, boya uygulamacılarına eğitim, ürün tanıtımı yapmak konusunda ciddi şekilde yatırım yapıyor. Bu tanıtım bile olsa, orada verilen üç beş cümle bile çok önemli. Ben firmaların eğitim ve tanıtıma daha çok bütçe ayırmalarını, daha çok kadro ayırmalarını, daha da çok bu işin üzerine gitmelerini tavsiye ediyorum. Dış cephe yapı kabuğunun korunmasında bilinçli uygulamacı çok önemli. Üretici firmalar kolay oluyor diye bu toplantıları bilgilendirme yerine sadece promosyon dağıtma toplantıları haline getirmemeli. Eğitim ve tanıtım zor ve meyvesi geç toplanan bir süreç. Ancak aynı zamanda da kesin çözüm süreci. Nihai tüketicinin beklentileri belli, ucuza iyiyi bulmayı hepimiz isteriz. Biz doğru yönlendirmelerle, doğru ürünü doğru yere tavsiye etmeye çalışmalıyız. Mesela bir sorun var, ‘silikonlu boya sorunu’... Ben buna sorun diyorum, her yere silikonlu boya sürülmesinin doğru çözüm olduğu gibi yanlış algılamalar var ve silikonlu boyalardan da beklentiler gerekenin çok üstünde. Tabii ki kullanımının iyi olduğu yerler var, kullanımının gerekli olduğu yerler var, hiç kullanılmaması gereken yerler de var. Her yerde kullanılması gerekmiyor bence. Doğru ürünü doğru yere tavsiye etmek çok önemli... Bunu mutlaka vurgulamalıyız ve hepimizin de buna katkısı olmalı, ticari kaygıları bir yana bırakarak, eğitim sürecini geliştirerek ve iyileştirerek bu sürecin daha hızlanmasını sağlamalıyız.

CEMİL DEMİRGİBİ Boyataş Merbolin Genel Müdür Yard.

Böyle bir toplantıyı organize ettiğiniz için öncelikle sizlere teşekkür ederim. Yapı kabuğunun korunması için mutlak surette boyaya ihtiyacımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Benden önce konuşan arkadaşlarım da bunları dile getirdi. Biliyoruz ki boyanın dekoratif özelliğinin yanında koruyucu özelliği daha önemlidir. Boyanan malzemelerin dış etkenlere karşı korunması gerekmektedir. Fakat tüketiciler dekoratif özelliğine daha çok önem vermektedirler. Koruyucu özelliklerini anlatmamız, onları bilinçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Tatbikatlarda bazı yanlış seçimler ve uygulamalar yapıldığına şahit oluyoruz. Elastik veya silikonlu boyayla boyanmış, yüzeylere uygun olmayan malzemeler tatbik ediliyor. Uygulama hatasından kaynaklanan olumsuz işler yapılıyor. Bunun için imalatçı olarak bizlere çok iş düşüyor. Tatbikatçıları eğitebiliriz, üniversitelerle işbirliği yaparak ortak programlar hazırlayıp eğitimler verebiliriz. M.E.B.’nın da bu konuda ilgilerini bekliyoruz. Bu arada üniversite ile tüketiciler arasında boya sektöründe olmasa da bazı sektörlerde çok yakın çalışmalar gözlemlenmektedir.

Boyada en mühim konu yüzeyin hazırlanmasıdır. İyi hazırlanmış bir yüzeye uygulanan doğru seçilmiş ürün, boyanan yüzeyi yıllarca koruyacaktır. Bence en büyük sorun tatbikatçıların yüzey hazırlığı ve uygun boya seçimi konularındaki eksiklikleridir. Bu nedenle bültenler seminerler, fuarlar gibi etkinliklerle tatbikatçıları eğitmek ve bilgilendirmek gerekmektedir. Biz firma olarak her bölgede boyacılarla toplantılar yapıyoruz. Fakat üç beş firmanın bu etkinlikleri yapması ne derece faydalı olabilir o biraz düşündürücü.

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar Marka Yöneticisi

Üretici firmalar eğitimlerde ortak projeler geliştirebilir. Çünkü o ustaların önünde üretici firmaların ortak olarak var olması ‘bu doğrudur’ demesi, tüm firmaların bunu hep birlikte söylemesi, onları ikna etmekte daha önemli bir etki yaratır. Çünkü firmaların tek başlarına yaptıkları toplantılarda dile getirilen talepler ister istemez hep firmanın istekleriymiş gibi değerlendiriliyor.

NURETTİN TAŞDELEN Dyo Teknik Servis Müdürü

Aslında boya bir prosesin son halkası. İnşaattaki imalat sürecini ortaya koyarsak boya, bu sürecin son halkası, belki de ambalajı diyebiliriz. Eğer konumuz yalıtım ve dış kabuğun korunması ise iki temel nokta var. Birincisi ısı yalıtımı, diğeri de suya karşı yalıtım. Şimdi buradaki boyanın koruyuculuk kısmını oluşturan noktası da suya karşı oluşturduğu yalıtım, ona destek... Bu yalıtımı sağlarken bir prosesten bahsettik, örneğin bir terasın prosesindeki bir hatadan dahi en son nihai proses etkilenebiliyor. Dolayısıyla bu süreçte bütün halkaların gerçekten güçlü olması gerekiyor. Bu halkalarda oluşabilecek sıva dahil en ufak hatalarda son prosesinizin performansı bundan etkilenebilmektedir. Burada bir başka nokta daha var. Boyada birçok özelliğin olması gerekiyor. Bir dış cephede dış kabuğu koruyabilmesi için de bir çok özelliğe sahip olması gerekiyor, su buharı geçirgenliği, su emme miktarının düşük olması, yapışma performansı vb. Ancak Emine Hanım’ın burada söylediği bir şey vardı, yüzeye göre ürün seçmek. Usta diyor ki ‘moda ne?’, ‘silikon’, ‘hadi silikonlu yapalım’. Hayır bu değil. Sıvanızın durumu nedir? Örneğin sıvada deniz kumu kullanılmış olabilir, sıvadaki tuz oranı çok yüksek olabilir, sıva yapılırken kullanılan kireç oranı yüksek olabilir veya sıva uygulamasında sıva suyunu hızlı kaybetmiştir, sıvada yanma tabir edilen olay gerçekleşmiş olabilir. Binanın  yüzeyindeki çatlak oranları nedir? Ne tip çatlaklardır? Yüzeyde boya var mı? Varsa ne tip ve durumu nasıl? Tüm bu soruları ve detayları inceledikten sonra en uygun boya tipi seçilmeli ve tüm riskleri minimize edecek yüzey hazırlama sistemi oluşturulmalıdır.

Gerek ürün seçiminde, gerekse yüzey hazırlama sisteminde yapılacak hatalarda boyalar koruyuculuk görevlerini yerine getiremezler. Koruyuculuk görevinin yerine getirememesi durumunda binalarda  korozyon başlayacaktır. Bu korozyonun başlaması şu şekilde olur;  yüzeyden emilen veya çatlaklardan giren suyun geri dönüşte yüzeye geri taşıdığı tuzlar olur. Bu, sıvanın parçalanmasını destekler. Sıvanın kaybedilmesi ile taşıyıcı aksamlardaki pas paylarındaki azalma, ilerleyen safhalarda taşıyıcı aksamlardaki metal korozyonunu geliştirecektir. Korozyon başladığında demir oksit oluşumuna bağlı olarak hacimsel genişleme olacağı için, dışından o tutunduğu ana taşıyıcıdan ayrılmalar başlayacaktır. Ustalarımızın bu konuda tam anlamıyla teknik bilgiye sahip olduklarını düşünmüyorum. Bir çok büyük firmanın bu anlamda teknik hizmeti de var. Bölgelerimizde konumlandırdığımız teknik elemanlarımız var, niye?.. Doğru ürünü seçmek için. Ticari kaygılardan uzak, hatta belki biraz daha maliyetli olduğundan satamayacağınızı bildiğiniz halde kesinlikle doğru ürünü önermek için. Zaten teknik hizmetin temel mantığı da bu. İkinci kısma geldiğiniz zaman, biraz önce de tüm arkadaşlarımın söylediği gibi uygulayıcı unsuru var. Çünkü boya tek başına bir performans sergileyemez. En son proseste ürün ve de usta var. Doğru ürünü seçtiğinizi kabul edersek, yine de yüzde elli şansınız var. Yüzde ellisi daha hala ustaya bağlı, yüzeyi hazırlama yöntemlerine, uygulama yöntemlerine, uygulama sırasındaki detaylara, her şey ona bağlı... Bu anlamda bütün firmalar eğitim için çok ciddi bütçe ayırıyorlar. Yani oradaki % 50’lik riski ne kadar aşağı indirebilirizin hesaplarını yapıyorlar. Çünkü her gelen problem sizin markanızdan kaybedeceğiniz bir imaj. Bu riski yok etmeye çalışıyoruz, Marshall dünyanın bütçesini ayırıyor, biz dünyanın bütçesini, ÇBS dünyanın bütçesini ayırıyor, bunu çoğaltabiliriz. Benim şu son üç aylık dönemde ulaştığım usta sayısı 8500... Eminim diğer firmalar da o kadar ustaya ulaşmıştır. Hepsini topladığınız zaman bir anda 30-35 bin kişi eder. Pekala yol alabiliyor muyuz? İstediğimiz sürece daha henüz gelemedik. Bu işe Milli Eğitim Bakanlığı’nın da girmesi gerekiyor. Yani artık tabandan gelen sertifikalı, belgeli, yetişmiş insan gücüne ihtiyacımız var. ‘Usta’ tabiri gerçekten çok önemli. Usta dediğiniz kişi uzmandır, uzman ise bilgiye daima açık olmak zorunda, sektörün şanssızlığı bir çok noktadan kaynaklanıyor. Dış kabuğu biz koruyoruz ama hatalar inşaatın mimarisiyle başlıyor. Mimar öyle bir mimari çiziyor ki ona uygun yalıtım yapamadığınız anda sorunlar çıkıyor.

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar Marka Yöneticisi

Milli Eğitim Bakanlığı’nın tatbikat konusunda bir çabası var. Çıraklık eğitimi sertifikasının moda olmaktan öteye gidemeyecek bir boyutu var. M.E.B. kendinin çizdiği müfredattaki çıraklık eğitimini verip ve ‘firmanın da logonu sertifikaya koyarım’ tavrı benim gönlümde yatan prosedür değil. Bu bizim bugüne kadar anlattığımız problemleri çözecek bir eğitim ve bu eğitimin sertifikası değil. Bu bizim nihai tüketicilerimizi yanıltır. Demek ki biz bugünkü şekli ile ‘M.E.B. sertifikası veriyoruz’ dersek tekrar yanlış bir uygulamanın içerisine sürükleniriz. Firmalar M.E.B. ile sertifika müfredatını görüşmeli ve uygun şekle getirilmesini sağlamalı, ve ancak ondan sonra ortak sertifika verilmesi anlamlı olur. Boya firmalarının duyarlı davranması gerektiğini düşünüyorum.

NURETTİN TAŞDELEN Dyo Teknik Servis Müdürü

M.E.B’nın eğitime el atmasındaki kastımız şu, artık tabandan sıfırdan bir adam yetiştirmesi... Ve bunu da tüm boya firmalarından destek alarak ortak bir müfredat, program dahilinde halletmesi. Ancak M.E.B.’nın yürüttüğü iki alan var, bunlardan biri çıraklık eğitimi, diğeri ise mesleki geliştirme ve uyum kursu. Mesleki Geliştirme Uyum Kursları, 20 saat veriliyor ve katılımcılar rahatlıkla sertifika alabiliyor. Burada sadece işin detaylarını anlatıyorsunuz. Bir de Meslek Edindirme Kursu var. Orada minimum 120 saat devamlılık söz konusu. Ancak 120 saate katılacak eleman bulamıyorsunuz, problem bu... Çıraklık eğitimine dönelim, onda da bizim boya sektöründeki boyayı yapan kişilerin sabit bir mekanları yok. Ve bu adamı da dükkanından alıp da kendi eğitim merkezlerinize getirip eğitim yapamıyorsunuz. İnşaat sektöründe bunu çok kolay başaramıyorsunuz. O yüzden geçici çözümlerle değil de sorunun gerçekten temelden halledilmesi gerekiyor.

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar Marka Yöneticisi

Yapı meslek liselerinden bir okul bize müracaat ederek, ‘biz ders okutmak istiyoruz, bize müfredatını hazırlayın, ister eğitim notu olarak destek verin, ister hoca olarak destek verin, içeriğini de siz hazırlayın’ dedi, biz bununla ilgili önümüzdeki günlerde o okulla görüşeceğiz. Ciddi bir eğitim nosyonuyla, bunlara doğru şeyleri vermek için bir müfredat hazırladık. ‘Senenin son günleri de kendi ürünlerinizi anlatın’ dediler, bu çok güzel bir yaklaşım. Aynı şekilde bazı üniversitelerin de yaklaşımı var. Üniversitelerdeki hocalar bu konuya duyarlı yaklaşmaya başladılar. Öğrencileri yakalamak, bilinçlendirmek hem güzel hem de kolay. Asıl handikaplı kısım, hem ekonomik kriz gibi nedenlerle bu işi yapanlar ve yapacak olanlar hem de birikimleri yetersiz olanları doğru bilgilerle donatıp her birini doğru boya ustası haline getirme sürecinde ciddi bir özveri gerekiyor. Bütçemiz var, ama o bütçemizi daha rasyonel kullanmamız gerekiyor. Belki tanıtımı azaltıp eğitimi artırarak, tanıtımı başka tanıtım aktivitelerine yükleyip eğitim aktivitesi olarak kullanmak lazım.

TUNCER HİÇSÖNMEZ Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.

Konuşmaların geldiği nokta hep eğitim. Uygulayıcıların kalitesi... Çünkü Türkiye’de belli bir markayı üstünde taşıyıp üretim yapan hiçbir firma, kalitesiz ürün üretme riskini göze alamaz. Türkiye çapında bir markayla ortaya çıkıyorsanız, tabii ki üretiminizde ufak tefek üretim hataları olabilir, ama kalitesiz üretimi sırf para kazanma amacıyla hiçbir firma göze alamaz. Karşılaştığımız herşey ürünün doğru şekilde uygulanmamasından kaynaklanıyor.  ‘Dış cephe boyası kalitesiz, dökülüyor...’ gibi, bize de şikayetler geliyor. Öyle bir boya olsun ki ‘cephemiz su emmesin’ veya ‘su emiyor bunu nasıl çözeriz’ gibi taleplere cevap versin. Ben şuna inanıyorum. Dış cepheye sürülebilecek boya, olabilecek en kötü boya dahi olsa bir - iki yılda hemen bu hasarları veremez... Cephenin hasar görebilmesi veya deforme olabilmesi mutlaka uygulandığı yüzeyle alakalıdır. İkincisi, çok kaliteli bir dış cephe boyası uygulasanız da, boya çatlayabilir, alttaki yüzey eğer tam uygun niteliklerde hazırlanmadıysa ya da gerek sismik gerek binanın oturmalarından dolayı da ufak tefek hareketlenmeler varsa bu gibi şeyler yaşanabilir... Bazı boya türlerine bazı hammaddeler katarak elastikiyet kazandırabilirsiniz, ama bunlar milim mertebesindeki hareketlerdir. Dolayısıyla o cephede öyle ya da böyle bir çatlama olacaktır. Boyanın kalitesiyle doğrudan orantılı değil bu olay, evet boyanın içindeki bağlayıcı oranını düşürüp dolguyu arttırırsanız elastikiyeti azalır ve çatlar. Ama bir yapıda içeride oluşabilecek nemin, suyun kaynağı eğer hala o dış cephedeki çatlak olarak algılanıyorsa, biz bu sektördeki kişiler olarak ciddi bir eğitim eksiğimizin olduğunu söylememiz gerekiyor. Yapı fiziği kurallarını herkes gözardı ediyor. Yapı kabuğunu nasıl koruyacağız?.. Burada amaç, yapı kabuğunun korunması değil, ilk önce yapının doğru bir şekilde biçimlendirilmesi gerekiyor. Bizim buradaki asıl problemimiz ısı yalıtımı, su problemi bile değil. Isı yalıtım eksiğinin neden olduğu nem, yoğuşma kondensasyonunu neden göz ardı ediyoruz?.. Bir çok tüketici bize ‘evimde nem, küf var, buna ne yapacağız’ diye geliyor. ‘Bakın’ diyoruz ‘sizin cepheniz su mu alıyor?’. Gidip bakıyoruz, dış cephenin boyası biraz deforme olmuş, su emmesi biraz da yüksek olabilir, ama o boyanın niteliği, içeride olacak hasarı o boyuta çıkarabilecek güçte ve yetenekte değil. En büyük problem bu ve bu problem Türkiye’de had safhada... 2000 yılında kabul edilen TS 825 çok net bir şekilde uygulanmalı, 2000 öncesi yapılan hemen hemen bütün yapıların duvarlarında ısı yalıtım eksiği var. Mantolamanın da  mucize olmadığını kabul etmeliyiz.  Eğer mantolamada da  yanlış şeyler yaparsanız, yeni doğmaya başlamış bir pazarı öldürürsünüz.  Neden öldürürüz, çünkü mantolamanın maliyeti çok yüksek. Bugün dış cephe boyasının metrekare maliyetini 4-5-6 milyona yaparken, mantolamada bahsedilen rakamlar 20 milyon, 25 milyon, 30 milyon liraya kadar çıkıyor... Bu çok ciddi bütçeler gerektiriyor. Önceden bizim yaptığımız hesaplarda nitelikli bir cephe kaplama malzemesinin toplam bina maliyetindeki yeri % 1.5 ile 3 arasında değişirken, mantolamada bu rakam % 5’lere 7’lere çıkabiliyor, bu çok ciddi bir rakam. Bunun harcanması gerektiğini öncelikle insanlara kabul ettirmemiz lazım. Evet devlet kendi ürettirdiği binalarda bunu şart koşuyor. Özel sektördeki bina yapıcıların da artık bunu maliyet unsuru olarak gözetmeleri gerekiyor. Bu olmazsa olmaz bir kural. Yoksa her seferinde ‘boya kabardı’, ‘boya döküldü’ gibi tartışmaları yapar dururuz. Silikonlu boyanın normal akrilik boyadan ne farkı var?.. Yakın zamana kadar silikon bağlayıcılı boya diye bazı firmalar bunu pazarladılar. Silikon bağlayıcı, yapı itibariyle zor ve çok da performansı yüksek bir bağlayıcı değil, klasik boyalardan çok da iyi olan bir malzeme değil. Herkes şu anda akrilik boya imal ediyor, içine katkı olarak silikon katıyor. Bu silikon ne işe yarar?.. İlk iki-üç yıl silikonun su iticiliği hissediliyor.

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar Marka Yöneticisi

Silikonlu boya yüzeyi hafiften kayganlaştırıyor ve üzerine düşen yağmur suyunun kaymasını sağlıyor. Ama yağmurun yağma hızı vb. bunların hepsini göz önüne alırsanız, ‘su almıyor’ diyemezsiniz. Ülkemiz, çok farklı iklimleri yaşayan bir coğrafyada bulunuyor... Fiyat unsurunun önemli olduğu günümüzde doğru yere doğru ürünleri önererek, doğru korumaları yaptırmak çok önemli sanırım. Dolayısıyla hepimiz ürünlerimizi doğru tanıtmak ve doğru öğretmek zorundayız...

TUNCER HİÇSÖNMEZ Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.

Bugün gerçekten Türkiye çapında konut üreten bir çok firmanın ürettiği binalarda ciddi anlamda problemler yaşanıyor. Biraz önce paslanmadan, korozyondan bahsettik. İşin başında öncelikle betonu doğru üretmemiz, donatıyı doğru şekilde yerleştirmemiz gerekiyor. Betonun içindeki donatı iki milim, üç milim kadar dış cepheye yakın olursa bir müddet sonra bunu zaten korumanız mümkün değil, doğal olarak paslanacak, genleşecek, oradan dışarıya sıva da atacak. Bazı firmalara çok güzel bir pazar çıktı buradan. İşte epoksili, şunlu, bunlu bir sürü yöntemle tamir yapılıyor. İşin hep başına geliyoruz. Bir kere doğru biçimde bina üretmeyi öğrenmemiz lazım.  Bu hatayı firmalar mı yapıyor?   Hayır, bu hatayı yapan kontrol mühendisi ya da demiri döşeyen usta yani uygulama ya da denetleme yeterliliği olmayan kişiler. Eğitime geldik yine. Mutlaka duymuşsunuzdur, Kale Grubu ustaların eğitilmesi ve yetiştirilmesi için çok ciddi bütçeler ayırıyor. Yıllardan beri usta yetiştirme kursları düzenleniyor, yaklaşık 3 aylık kurslar bunlar... Buradaki amaç herhangi bir mesleği olmayan kişileri seramik ustası olarak yetiştirmek. O’na seramik ustası demek yanlış. M.E.B.’nın kurslarını bitirenler hemen usta olamıyor. Usta olabilmek için öncelikle çırak ve kalfa olması ve en sonunda bir sınava girerek ustalık belgesi  alması gerekiyor, bu da 5-6 yıllık bir süreyi kapsıyor. Ama bu 5-6 yıllık süre nasıl bir sistematikte kontrol ediliyor?.. M.E.B. da hala bu konuda sıkıntı içinde. Yani o sürenin doğru şekilde geçirildiğinin bir şekilde kanıtlanması gerekirken, bunun mekanizmasını oluşturmak çok zor. Ama hiç olmamasından daha iyi. İbrahim Bodur Eğitim Vakfı aracılığıyla yeni bir projeyi başlattık. Usta yetiştirme değil, usta geliştirme kursları düzenlenmeye başlandı. Piyasada ‘ben ustayım’ ve ‘bu işi yaparım’ diye dolaşan kişileri sertifika sahibi yapmak amaçlanıyor, 50 saatlik bir eğitim müfredatı var. Beş ile yedi gün arasında fulltime bir meslek lisesi ya da anlaşmalı bir mekanda, gerek teorik gerekse uygulamalı olarak bu eğitim veriliyor. Bundaki amaç nedir, neden usta geliştirme kursları düzenleniyor?.. Hepimizin bildiği ve yakındığı şey, mesela adamla konuştuğunuz zaman 20 yıllıktan aşağıya usta bulamıyoruz. Minimum 20 yıllık usta, adamın yaşına bakıyorsunuz 25, telafuz ederken usta olarak tanımlanıyor. Belki bilginiz var, 2006 Haziran ayından itibaren eğer Türkiye, AB Uyum Yasaları’nı kabul ederse, sertifikası olmayan usta çalışamayacak, çalıştıramayacaksınız. Mutlaka bir belge almak zorunda. Peki Avrupalı niye böyle bir şart koşuyor, adamların ihtiyacı mı var? Evet ihtiyacı var, onlar da aslında benzer problemleri yaşamışlar. Belki Almanya, Fransa yaşamamış ama İspanya, İtalya yaşıyor. Türkiye’de bazı sorunları abartılı yaşamamızın nedeni, bizdeki temel eğitim süresinin henüz çok düşük olması. Bu kanun yürürlüğe girdiğinde ortada çalıştıracak usta bulamayacağız ya da kaçak usta çalıştıracağız. Bunun önüne geçmek için piyasada usta olarak çalışacak kişilerin mutlaka eğitilmesi lazım. Seramik müfredatı ile bize bunun bir ön similasyonunu yaptılar. İşe doğru yüzeyi hazırlamakla başlatıyorlar. Doğru yüzeyi hazırlamakla ne amaçlanıyor, siz son kat seramik türü kaplama malzemesini uygulayacağınız yüzeyi eğer doğru hazırlamazsanız kullandığınız malzemeler ne kadar nitelikli olursa olsun mutlaka bir müddet sonra problem çıkartıyor, terasta problem çıkartıyor, mutfakta, havuzda çıkartıyor. O similasyonda, işin başından başlatıyorlar. Son ürünlerin uygulama özellikleri, teknikleri vb. bunlara kadar bizi son derece tatmin eden bir müfredat hazırlamışlardı. Bu ustalar nasıl seçiliyor, öyle sıradan her ‘ustayım’ diyen adam gelip de bu işi yapamıyor. Tabii burada gerek bölge teşkilatlarımızın gerek bayilerimizin desteğini alarak, ‘bizim bu kurslara kabul edeceğimiz kişilerin kriterleri şu, şu, şu olması lazım, en son halinde de bu ustanın görsel olarak bazı değerleri taşıması lazım. Kıyafetine, hitabetine dikkat etmesi lazım...’ diyoruz. O niteliğe uygun insanlar eğitilecek ve doğru iş yapmaları için gerekli her şeyi öğrenecekler.  50 saat yeterli mi? Belki de 80 saat olması lazım. Ama piyasada çalışan insanları getirip de ‘sen burada haftanın 5 günü sürekli devam mecburiyetiyle eğitim alacaksın’ denildiği zaman  insanlar biraz çekiniyor. Ama artık bir koşul var, 2006’dan itibaren sizin elinizde belge yoksa kaçak işçi durumuna düşeceksiniz. Boyada da, sıvada da biz bunun ön çalışmalarını yapıyoruz. Ciddi bir müfredat hazırlanıyor. Tüm boya firmaları bir araya gelip bu eğitimin formasyonunu konuşmalı, marka kaygılarını bir kenara bırakmalı. Bilinen büyük firmaları takip edebiliyoruz, hoşumuza giden bir şey var. Her firmanın Internet sitesinde ‘problemler ve çözüm yolları’ adı altında bir takım sayfalar var. Burada çok ciddi bir bilgi birikimi ve bilgi paylaşımı var. Bu bilginin değerinin ustalar tarafından da algılanması gerekiyor. Her şeyin başı eğitimden geçiyor. Türkiye’de markayla çıkmış hiçbir firma kalitesiz ürün üretme riskini göze alamaz.    

SADIK ÖZKAN Yalıtım Dergisi Yayın Yönetmeni

Genelde firmaların sıkıntısı ustaların eğitimi, bilgilendirilmesi doğrultusunda... Ancak yıllarca şantiyecilik yapmış bir kişi olarak da şunun eksikliğini çok görüyorum. Evet ustalar bir çok şeye karar veriyor ve tüketiciyi genelde ustalar yönlendiriyor. Yapılmakta olan ciddi şantiyeler mutlaka mühendislik veya mimarlık diplomasına sahip kişiler tarafından yönetiliyor. Fakat bu insanların da diğer konularda bir takım eksikliklerini görüyoruz. Hatta Maslak’taki plazaların proje müdürlüğünü yapan insanların bile yalıtımda çok basit bir takım ilkeleri bilmediğini görüyoruz. Aynı şekilde herkes tarafından çok yaygın olarak kullanılan boya konusunda da şantiye yöneten insanların oldukça yetersiz olduklarını göz önüne almak gerekiyor. Mesela, yalıtım sektöründe bu tip insanlara, bence çok yetersiz boyutta kalmakla beraber, seminerler uyguluyorlar, biz de Yalıtım dergisi olarak bu firmalarla üniversitelere gidiyoruz, katılımda bulunuyoruz, destek sağlıyoruz... Bu anlamda şantiyelerdeki teknik personelin ticari kaygılardan çok uzak bir takım prensipleri de ön plana çıkartır tarzda eğitilmeleri gerekiyor. Aksi takdirde sadece piyasadaki boyacıları eğitirsek, o insanlara anlatacağımız 100 kelimeden bir tanesi akıllarında kalacağından yeteri kadar aşama katedemeyeceğiz. Oysa o işi yaptırmak zorunda kalan o işin sorumluluğunu üstlenen teknik insanların eğitimine daha fazla ağırlık verilirse daha fazla yol alınacağı düşüncesindeyim. Boya sektöründeki yetişmiş usta eksikliği tüm inşaat sektörünün ortak problemi. Şantiyeciliğe başladığım ilk günden beri rahatsızlığını duyduğum bir şey var, ve kafamda şöyle bir ütopya oluşturdum. Bir gün çok param olursa orada kalıpçı yetiştireceğim, fayansçı yetiştireceğim ama işi hiç bilmeyen insanları alarak yapacağım bunu... Usta yetiştirirken de meslek geliştirme anlamındaki eğitim çalışmaları elbette ki çok önemli, ama sıfır kilometredeki insanları alırsanız, ağaç yaşken eğilir, bu bence daha önemli. Uzun vadeli baktığınız zaman bu tip çalışmalara daha fazla önem vermek gerekir diye düşünüyorum.

NURETTİN TAŞDELEN Dyo Teknik Servis Müdürü

Temel sorun da burada, bir iki saat içerisinde insanların kafasındaki eski alışkanlıkları yıkacaksınız ve yenisini vereceksiniz, bu oldukça zor.

Bunları yok etmek çok zor. Bu yüzden yeni meslek edindirme kursları çok daha önemli. Biz yaklaşık üç yıl önce yaklaşık 1.5 Ğ 2 ay süren boyacılık meslek okulu açtık. Maalesef katılımcı bulamadık, talep yok. O zaman biz de ‘mevcut ustaları eğitelim’ dedik ve mesleki geliştirme ve uyum kursuna döndük.

TUNCER HİÇSÖNMEZ Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.

Düzenlenen bir geliştirme kursuyla, ustanın bizim istediğimiz seviyeye gelmesi için ciddi bir sınav mekanizması, firmalardan bağımsız bir ölçme mekanizması lazım. Kalekim’in önayak olduğu usta geliştirme kurslarında ciddi bir sınav mekanizması var, bunu yapan da meslek liselerindeki ya da tekniker okullarındaki hocalar. Bunun sulandırarak değil de katı bir şekilde uygulanmasını sağlamak gerekiyor. Orada ders verecek hocayı da ciddi olarak eğitmek gerekiyor. İkinci kademede ise elini taşın altına koymak gerekiyor. O eğittiğiniz ustanın yaptığı işin sorumluluğunu taşıyabilecek misiniz? O sertifikayı eline verdiğimiz zaman o ustanın yaptığı işin de sorumluluğunu üzerimize almamız gerekiyor. Burada kimsenin bu sorumluluğu taşıma yükümlülüğü yok. Bunu deklare edebilme cesaretini göstermemiz gerekiyor. Bu cesaret ne zaman gösteriliyor, o ustayı tam manasıyla eğittiğimize ikna olduğumuz zaman gösterilebiliyor. Garanti mekanizması, yani firmalar kendi ürünleriyle yapılan işe uygulama garantisini verebilecek konumlara geldikleri anda dış cephe problemlerinin sona ereceğini düşünüyorum. Dış cephedeki problemler yoldan geçen adam tarafından bile kolayca fark edilebiliyor. Bir iki sefer bize de geldiler, diyor ki ‘bu cephe boyası falanca boyayla boyanmıştır, rezil edeceğim sizi, sizin boyanız kabardı, döküldü’ diyor... Canı yanan, cebinden para çıkan insan, kimi yakalarsa ondan bir şeyler koparmaya çalışacaktır. Maalesef dış cephe boya üreticilerinin en büyük sıkıntılarından birisi de bu. Çünkü insanlar yakasına yapışılabilir nitelikte yegane merci olarak dış cephe boyacılarını görüyorlar. Asansörcüyü yakalarsınız, pencereciyi yakalarsınız; sıvacıyı yakalayamazsınız, mermerciye hiçbir şey yapamazsınız, ahşap doğramanız varsa ona da bir şey yapamazsınız...       

SADIK ÖZKAN  Yalıtım Dergisi Yayın Yönetmeni

Yakalanabilir insanları uygulamacı olarak seçip onların arkasında durabilmek de çok önemli. Sabit, kaçar göçeri olmayan, bir vergi dairesine kayıtlı, en azından küçük bir ofisi olan insanları seçmekte, eğitim verirken de en azından bu tip insanları hedeflemekte de büyük yarar var.

TUNCER HİÇSÖNMEZ Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.

Rusya’ya baktığınız zaman orada boya, sıva, yalıtım işi yapan herkes üniversite mezunu. Ustalıktan kaynaklanan yanlış oranı çok düşük.

NURETTİN TAŞDELEN Dyo Teknik Servis Müdürü

‘Arkasında durma’ meselesine gelecek olursak, bizim ‘Uygulamacı Bayilik Sistemi’ adlı bir uygulamamız var. Ticaret odasına kayıtlı, vergi ödeyen, ofisi olan bayilerle çalışıyoruz... Dış cephede proje bazında, apartman bazında garanti mekanizması bu şekilde çalışıyor. Ben ürünüme garanti veriyorum, uygulamacı da yaptığı işe garanti veriyor.

TUNCER HİÇSÖNMEZ

Kaleterasit İş Geliştirme Müdür Yrd.  Ekonomik krizin bir avantajı da düzenlediğimiz tanıtım toplantılarımızda istatistiklere baktığımız zaman lise mezunu oranı önceden % 1 bile değildi, şu anda % 4-5 seviyelerinde... Toplantılardaki sorulan soruların bile niteliği değişmeye başladı.

SADIK ÖZKAN  Yalıtım Dergisi Yayın Yönetmeni

Eğitim probleminin dışında Türkiye’deki boya üreticilerini bir çatı altında toplayan bir dernek yok, bir mesleki örgüt de yok. Büyük bir pazarı olan ve başlı başına bir uzmanlık alanı olan boya konusunda da böyle bir örgüt, dernek kurulmalı mı?

EMİNE ARSLANDOK Marshall Dekoratif Boyalar  Marka Yöneticisi

Bizim genel müdürümüzün öncülüğünü yaptığı böyle bir mücadele var, epey bir koşuşturmaca var. Bu bir ihtiyaç. Ama ne yazık ki TSE’yi yeniden standardize etmekte bile zorluklar yaşayan bir sektörüz, ama yine de böyle bir çaba var.

SADIK ÖZKAN  Yalıtım Dergisi Yayın Yönetmeni

Yapı kabuğunun korunmasında büyük bir önemi olan boyanın üreticisi firmalarımızın temsilcisi olarak sizlere toplantımıza katılarak bizlerle ve okurlarımızla görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. Umarız bu toplantı siz boya sanayicilerinin mesleki örgütlenmelerine de katkıda bulunur.


 


İlginizi çekebilir...

2018 Nasıl Geçti? 2019'da Ne Olacak?

Yalıtım Sektöründe faaliyet gösteren firma ve dernek temsilcilerinin 2018'i değerlendirip, 2019 ve sonrasıyla ilgili öngörülerini özetledikleri &#...
7 Aralık 2018 Cuma / 14:51

Yapı Kimyasalları

İnşaat sektörünün en önemli yapı malzemelerinden olan betonun uygulamasında ortaya çıkan bazı sorunları giderebilmek için ortaya çıkan "Yapı Kimyasall...
3 Temmuz 2008 Perşembe / 07:12

SEKTÖREL FUARLAR

Bu sayıdaki ‘DOSYA’ bölümümüzde ‘Sektörel Fuarlar’ı ele aldık... ‘Firmaların Pazarlama Faaliyetlerinde...
1 Temmuz 2008 Salı / 15:51

©2018 Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | 19.12.2018 / 07:17:09 | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.