Kılavuz

Kılavuz

Ses Yalıtımı Kılavuzu

4. Bölüm

3.3 Gürültünün Kontrolü için Planlama Kriterleri

Sesin gürültü olarak algılanması, bir yandan o sesin düzeyine ve yüksekliğine,, diğer yandan da insanın fizyolojik ve psikolojik özelliklerine bağlıdır. Gürültünün fiziksel etkileri uykusuzluk, kalp atışının hızlanması gibi bozuklukların dışında işitme sistemine etkileri, geçici ve kalıcı olarak iki ayrı şekilde olmaktadır. Geçici etkilerin en çok karşılaşılanı geçici işitme eşiği kayması veya duyma yorulması olarak bilinen işitme duyarlılığındaki geçici kayıptır. Kulak ağrısı, 120 dB’den başlayarak, çınlama, uğultu olarak etki gösterir. Etkileşimin çok fazla olduğu ve işitme sisteminin eski özelliklerine kavuşmadan tekrar gürültüden etkilendiği durumlarda işitme kaybı kalıcı olmaktadır. Kalıcı işitme kaybı başlangıçta 4000 Hz ile 6000 Hz arasında oluşur, ilerleme halinde ise bu aralık dışındaki hem alçak hem de yüksek frekanslara da yayılır.
Gürültünün insan üzerinde oluşturduğu psikolojik etkiler ise gürültü düzeylerinin aşıldığı durumlarda davranış bozuklukları, aşırı sinirlilik (agresyon, şiddet), stres, depresyon, bulimia, insomniya olarak belirtilmektedir. Tüm bu etmenler de insanların performanslarını etkileyerek iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması, okuma hızının düşmesi ve çocuklarda konuşmanın gecikmesi gibi problemlere neden olmaktadır. Gürültünün insan üzerinde bıraktığı yukarıda belirtilen gerek fizyolojik gerekse psikolojik etkiler, gürültü kontrolünün sağlanması için planlama kriterlerini zorunlu kılmaktadır.
Gürültü Kontrolü, herhangi bir ses kaynağından yayılan gürültü niteliğine sahip sesleri, kabul edilebilir seviyeye indirgemek, akustik özelliğini değiştirmek, etki süresini azaltmak, hoşa giden veya daha az rahatsız eden bir başka ses ile maskelemek gibi metotlarla zararlı etkilerini tam olarak gidermek veya kabul edilebilir bir seviyeye indirme işleminin bütünüdür.
Gürültü, “Yapı Kaynaklı” (bir yapıdaki değişken kuvvetlerin oluşturduğu ve yapı yolu ile iletilen gürültü) ve “Hava Kaynaklı” (akış yolu ile ortaya çıkan gürültü veya kaynağı önemini yitiren gürültü) olarak iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Gürültü kontrolü ise gürültü kaynağında, gürültünün yayıldığı çevrede (kaynak-alıcı arasında) ve gürültüden etkilenen kullanıcıda olmak üzere üç şekilde sağlanabilir.

3.3.1 Gürültü Kaynağının Kontrol Altına Alınması
Gürültü kontrolünde kaynağın taşıt, araç, cihaz veya makine olması durumunda, tasarım ve üretim aşamalarında ele alınması gerekmektedir. Diğer bir deyişle gürültü, kaynakta kontrol altına alınmalıdır.
Gürültünün kaynakta kontrol altına alınması, yapısal tasarım ve üretim, kaynağın işletilmesi ve çalıştırılması ile bakım ve onarımı kapsar.
Eğer kontrol edilmesi gereken bir taşıt ise alınabilecek önlemler;
•    Motor ve motor kılıfında
•    İletimde, hava-fan ve soğutma sisteminde
•    Egzoz ve lastiklerde sessizleştirme sağlanması şeklinde
    sıralanabilir.
Almanya, İngiltere ve diğer ülkelerde ağır veya hafif taşıtların gürültü düzeyinde belirli bir azalmayı amaçlayan bazı deneyler yapılmış ve krank kutusu, motor kılıfı, iletim sistemi, paneller, vites, yakıt pompası ve turbo cihazında gürültü azaltıcı önlemler ile L10 düzeyinde 10 dB(A)‘ya yakın bir azaltım sağlanabilmiştir.

3.3.2 Gürültünün Yayıldığı Çevrede Alınabilecek Tedbirler
Gürültünün yayıldığı çevrede alınabilecek tedbirler, yapıların dışında veya içinde yer alan gürültü kaynaklarından doğan seslerin, yapı içindeki kişilere ulaşıncaya kadar yayıldığı ortamda yapılabilecek her türlü gürültü kontrolü çalışmasını kapsayan tedbirlerdir.
Gürültünün yayılmasında etkili olan çevresel faktörlerin değiştirilebilir olanlarında gerekli düzenlemelerin yapılması veya bazı olanaklardan (gölge bölgeleri) yararlanılması ile söz konusu faktörlerin olumsuz etkilerini azaltmak için aşağıdaki gibi genel çözümlere gidilebilir:
•     Gürültü kaynağında titreşim yalıtımı sağlayan kaynak bölgesinde ise ses yalıtımı sağlayan ses yutucu malzemelerin kullanımı (Duvar, tavan gibi yüzeylerin ses yutucu malzeme ile kaplanması, askılı ses yutucu yüzeylerin kullanılması),
•     Gürültü kaynağının kapalı veya çalışma durumuna göre yarı kapalı hücreler içine alınması,
•     Ses bariyerlerinin kullanılması.
Böylece;
•     Titreşim yalıtımı, gürültü azaltımı sağlar.
•     Makine parçalarının bölümlerini birbirinden ayırmak titreşimi azaltır.
•     Çeşitli titreşim yalıtıcıları, bariyer veya hücre kullanımı faydalı olacaktır.
•     Yapılan kalın ve yoğun duvarlar daha az ses üretir.
•     Esnek bağlantı kullanmak titreşim ve ses yayınımını azaltır.
•     Makineler için ses yalıtımı sağlayan kabinler kullanılabilir.
•     İyi bir duvar tasarımı daha iyi ses yalıtımı sağlar.
•     Mekan içinde ses yutucu panel kullanımı sesin yayılmasını azaltır.
•     Açık alanlarda bariyer olarak tampon bitki uygulanması, sesin absorbe edilmesini artırır.
•     Ses yutucu malzemelerden oluşan tavan sistemlerinin tercih edilmesi, gürültü kaynağından korunmayı artırır.
Ayrıca gürültünün etkilerini minimuma indirmek için yapının yapılacağı alanın da incelenmesi yapılmalıdır. Mevcut alanın sakin bölümlerinin belirlenmesi ve alanda bulunan ya da bulunması olası gürültü kaynaklarının saptanması ve planlama yapılırken bu kriterlere dikkat edilmesi, gürültü kontrolüne yardımcı olmaktadır. Tasarlanacak herhangi bir yapı için sesin uzaklıkla azalma özelliğinden yararlanılarak, ulaşım gürültüsü gibi çevreden kaynaklı gürültülerin azalabileceği gözönünde bulundurulmalıdır.
Meteorolojik faktörlerin de (sıcaklık değişimleri-rüzgârlar) ses yayılımına etkilerine dikkat edilmeli, yerleşmeler için uygun yerlerden gölge bölgelerinin sınırları belirlenmelidir. Çünkü araziyi etkileyebilecek hâkim rüzgârın bulunması durumunda üst rüzgâr bölgesine yerleşme, büyük ölçüde gürültü kontrolü sağlamaktadır.

3.3.3 Gürültünün Alıcıda Kontrolü
Sesin kaynakta ve yayıldığı ortamda azaltılamaması halinde gürültüye maruz kalan kişi üzerinde koruyucu tedbirlere başvurulur. Gürültüden etkilenen kişiler,
1.    Ses yalıtımı sağlanmış odalara alınabilir. Ses yalıtımı sağlanmış odalar için çift camlı yutucu panelli ve çok katmanlı yalıtımlı odalar kullanılmalı.
2.     Kulak koruyucu kullandırılabilir. Kulak koruyucuları, diğer yöntemlerin uygulanamadığı durumlarda kullanılabilir.
•    Kullanıcıya fiziksel ve psikolojik rahatsızlık vermesi nedeniyle fazla tercih edilmese de kulak tıkaçları ve manşonlar olmak üzere iki tip olarak bulunur.
•     15-20 dB(A) düzeyinde ses azaltımı sağlarlar.
3.    Gürültüye maruz kalma süresini azaltmak veya gürültülü yerlerde rotasyonla çalışma olanakları sağlanabilir.
4.    İdari tedbirlerle gürültü kontrolü yapılabilir.
Gürültünün insan üzerindeki etkisi gözönüne alınırsa özellikle uzun süre gürültüye maruz kalmış çalışanlar için, İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince periyodik odyometrik muayene öngörülmektedir.

3.3.4 Bina İçi Planlaması
Gürültüye karşı çevresel tedbirlerin belirlenmesinden sonra bina için gürültü kontrolünün planlanması gerekir. Bu aşamada gürültü kaynakları ve çeşitleri-özellikleri detaylı olarak belirlenmelidir. Binadaki sesin kontrolü, cephenin seçimi, ses faktörünün önemi ve binanın amacına göre değişir.
Planlamada mekânlar akustik açıdan “Gürültüye karşı hassas mekânlar”, “Gürültüye karşı toleranslı mekânlar”, “Gürültüyü oluşturan mekânlar” olmak üzere üçe ayrılabilir.
Bu mekânların planlanması sırasında gürültüye hassas olan mekânlarla gürültü oluşturan mekânların yan yana getirilmemesine dikkat edilmelidir. Gürültülü ve gürültüye hassas olan mekânları tampon bölgelerle ayırmak ve her mekânı gürültü sınır değerine göre gruplandırmak gereklidir.

3.4 Gürültü Denetimi ile İlgili Uluslararası Kuruluşlar
Gürültünün denetimine katkıda bulunan ve kamuya bilgilendirmede görev alan Avrupa Çevre Ajansı, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı, Federal Karayolu Kurulu, Federal Havacılık Kurulu gibi bazı uluslararası kuruluşlar aşağıdaki gibidir.

3.4.1 Avrupa Çevre Ajansı (EEA)
Çevre ile ilgili karşılaştırılabilir verileri biraraya getirip dağıtma amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Buna göre, uygun ve etkili çevre politikaları oluşturmaları için Avrupa Birliği üye ülkelerine gerekli olan temel bilgileri oluşturarak çevre hakkında güvenilir bilginin yayılmasını sağlamaktadır. Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerin de katılabildiği kuruma Türkiye de dahildir.

3.4.2 Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EPA)
Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin, Kongre’de kabul edilen yasalar ve yönetmenlikler çerçevesinde uygulamalarını sürdüren insan sağlığı ve çevre koruma kurumudur. EPA, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon tarafından önerildi ve yönetmeliğin Kongre’de onaylanmasından sonra 2 Aralık 1970’ten günümüze kadar çalışmalarını sürdürmektedir.

3.4.3 Federal Karayolu Kurulu (FHWA)
Federal Karayolu Kurulu (FHWA) çeşitli federal arazilerde tasarım, yapım ve bakımlarda devlet ve yerel yönetimlerin desteklediği bir kurum olup, devlet ve yerel yönetimlerin mali ve teknik yardımı ile Amerika’daki karayollarının güvenlik ve teknolojik bakımdan en uygun ses değeri arasında devam etmesini sağlamaktan sorumludur.

3.4.4 Federal Havacılık Kurumu (FAA)
Federal Havacılık Kurulu ya da İngilizce resmî adıyla Federal Aviation Administration (FAA), ABD Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir federal kuruluştur. Kurulun görevi, A.B.D hava sahası içinde, geniş anlamda hava ve havacılıkla ilgili her türlü uçak, uçuş, üretim, müdahale, etkinlik ve geçerli güvenlik mevzuatların takibi ve uygulanmasını kontrol edip, ABD’de hava güvenliğini sağlamaktır. Karmaşık ve teknik olan uçak gürültü sorunlarının oluşturduğu etkileri azaltmak, çözüm üretmek ve kamuyu eğitmek amaçlı çeşitli programlar geliştirmektedir.

3.5 Gürültü Yönetmelikleri ve Uygulanması

3.5.1 ABD’nin Gürültü Yönetmeliği
Amerika Birleşik Devletleri Kanunları, Kongre tarafından kabul edilmiş federal yasalar olup, gürültü kaynakları için bazı sınırlandırmalar getirmektedir. ABD kanunlarının gürültü ile ilgili bölümünde; gürültü, toplum sağlığı ve refahına karşı büyüyen bir tehlike olarak nitelendirilmektedir. Eyaletler ve yerel yönetimlerin gürültü kontrolünde öncelikli görevi, ticari ürünlerde gürültü emisyonu kontrolü için federal hareketin gerekliliği olarak belirtilmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin bir kuruluşu olan Çevre Koruma Ajansı (EPA)’na diğer tüm ajansların gürültü kontrolü ile ilgili yapacakları çalışmaları yönetme yetkisi ve gürültü araştırmaları ile kontrolü hakkında belirli zamanlarda rapor yayımlama görevi verilmiştir. ABD’deki her eyalet ve şehir ise buna bağlı olarak kendi gürültü kontrolü yönetmeliğini uygulamaktadır. Çoğunluğu gürültüyü kaynağında kontrol etme ilkesi uyarınca yapılırken, belirli zaman aralıklarında arazi kullanımında da gürültü sınırları ile ilgili kontrol yönetmelikleri bulunmaktadır.

3.5.2 Avrupa’nın Gürültü Yönetmeliği
Avrupa Birliği Çevre Bakanları, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu ile birlikte çevre ile ilgili kanunları hazırlarlar ve bu kanunlar üye devlet kanunlarına göre entegre edilir. Bu kanunlardan kirlilik ve gürültü konusunda hazırlanan yönergeler ise uygulanmaya devam etmektedir.
Yeşil Kitap (Green Paper): 4 Kasım 1996 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan ve gürültü kirliliği alanında Avrupa düzeyinde bir danışma süreci başlatmayı amaçlayan “Gürültüye Karşı Hareket: Yeşil Kitap” başlıklı metinde, gürültü emisyonunun kaynağında azaltılması ve gürültüyle mücadelede topluluk programlarına uygunluğun geliştirilmesi öngörülmüştür. 1993 Beşinci Eylem Programı tarafından üretilen Yeşil Kitap, gürültü politikasının gelecekteki yaklaşımı için toplum katılımını desteklemeyi amaçlamaktadır.
Çevresel Gürültü Yönetmeliği (END): Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 25 Haziran 2002 tarihli ve 2002/49/EC sayılı Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Direktifi tüm AB üye devletlere yönelik olup, her bir üye devlet tarafından ulusal mevzuata aktarılması zorunludur. Bu yönetmeliğin hedefi çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimine ilişkin, rahatsızlık hissi de dahil olmak üzere çevresel gürültüye maruz kalmaya bağlı olarak meydana gelen zararlı etkileri öncelikli olarak önlemeyi, engellemeyi veya azaltmayı amaçlayan ortak bir yaklaşımı belirlemektir.

3.5.3 Türkiye’de Gürültü Yönetmeliği
Gürültü kirliliğinin kontrol altına alınmasına ilişkin ilk düzenlemeler 1983 tarihli 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (5491 Sayılı Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) 14. maddesinde belirtilen “Kişilerin huzur ve sükûnunu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde yönetmelikte belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılması yasaktır” ifadesi ile yapılmaya başlamıştır.
Avrupa Birliği uyum süreci içerisinde Ulusal Programda Çevre ve Orman Bakanlığı (ÇOB)’nın sorumluluğunda yer alan 25/6/2002 tarihli 2002/49/EC Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Direktifine paralel olarak 01 Temmuz 2005 tarih ve 25862 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği” hazırlanmıştır. Yönetmelik, 4 Haziran 2010 tarihinde revize edilerek yenilenmiş hali Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan bir diğer gürültü ile ilgili yönetmelik ise 28 Temmuz 2013 tarih ve 28721 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik’tir.
(Bu makale, 31 Mayıs 2017 günü Resmi Gazete’de yayınlanan “Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik” öncesinde yazılmıştır)

3.5.3.1 Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği 4 Haziran 2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin amacı, “Çevresel gürültüye maruz kalınması sonucu kişilerin huzur ve sükûnunun, beden ve ruh sağlığının bozulmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak ve kademeli olarak uygulamaya konulmak üzere; değerlendirme yöntemleri kullanılarak çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin, hazırlanacak gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu ile belirlenmesi, çevresel gürültü ve etkileri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi, gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu sonuçları esas alınarak; özellikle çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin insan sağlığı üzerinde zararlı etkilere sebep olabileceği ve çevresel gürültü kalitesini korumanın gerekli olduğu yerlerde, gürültüyü önleme ve azaltmaya yönelik eylem planlarının hazırlanması ve bu planların uygulanması ile ilgili usul ve esasları belirlemek”tir.
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan 2009-2020 Çevresel Gürültü Eylem Planlamasına göre, Çevre Kanunu’nun hükümlerine uyulup uyulmadığının denetleme yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığına (Merkez ve taşra teşkilatı) aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; İl Özel İdarelerine, çevre denetim birimlerini kuran Belediye Başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığı’na, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre belirlenen denetleme görevlilerine devredilebilir.

3.5.3.2 Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 28 Temmuz 2013 tarih ve 28721 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin amacı, çalışanların gürültüye maruz kalmaları sonucu oluşabilecek sağlık ve güvenlik risklerinden, özellikle işitme ile ilgili risklerden korunmaları için asgari gereklilikleri belirlemektir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde uygulanacak Yönetmelik ile, 23 Aralık 2003 tarih ve 25325 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gürültü Yönetmeliği” yürürlükten kaldırılmıştır.

Geri
share on twitter share on facebook