Çuhadaroğlu, Kale Kilit Dış Ticaret, Optimum Proje & Danışmanlık ve Siemens Ev Aletleri ana sponsorluğunda; Vorne sponsorluğunda ve Ulus Yapı alt sponsorluğunda düzenlenen konferansa, YEM Etkinlik Salonu ev sahipliği yaptı. “Konut Konferansı 2013”ün temasını, değişen kentlerin farklılaşan barınma ihtiyaçları çerçevesinde “Yeni Yollar” oluşturdu. 

Konferansın moderatörü olan, Cushman & Wakefield’in Yönetim Kurulu Başkanı, Emlak Konut GYO Yönetim Kurulu Üyesi ve ULI Türkiye Başkanı Haluk Sur, konferansta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Dünya genelinde, kentlerdeki 1,2 milyar insan gecekondularda, son derece sağlıksız koşullarda, teneke evlerde yaşıyor, 100 milyon kişi ise evsiz. Nüfus artışına paralel olarak tabii kaynaklara, enerjiye olan talep giderek artıyor. Yapılan araştırmalar, 2050 senesine geldiğimizde 2,8 tane gezegene ihtiyacımız olacağını gösteriyor. Dolayısıyla süratle bir şeyleri değiştirmemiz, dönüştürmemiz, sürdürülebilir yaşam alanlarını oluşturmamız gerekiyor.”

Ekim 2013 / Sayı 115

Yapı Fiziği kavramı sağlık, konfor, enerji etkinliği açısından optimum performans gösteren binaların kullanımı, yapımı ve tasarımında temel alan olarak ele alınmaktadır. Günümüzde yapıya ilişkin pek çok problemin çözümü mimarlığın yanı sıra fizik, malzeme, meteoroloji, yapım teknolojisi, insan psikolojisi, sosyoloji, mühendislik bilimleri gibi uzmanlıkların birlikte ele alındığı disiplinlerarası bir alan olarak görülmektedir. Bu bilgi ve uzmanlık alanları bütünü genellikle Yapı Bilimleri olarak ele alınmakta olup, Avrupa ülkelerinde bu alan geliştirilerek Yapı Fiziği alanı olarak tanımlanmaktadır.
Yapı Fiziği genel olarak, yapma çevreye fizik prensiplerinin uygulanması olarak da bilinmekte, bu açıdan Yapı Fiziği uzmanları yapılar ve onu çevreleyen alanların tasarımının geliştirilmesinde fiziğin temel kurallarını esas almaktadırlar. Bu alanda kullanıcı konforu, anahtar kelime olarak ele alınabilir. Yapı Fiziği alanı insanların temel gereksinimi olan barınma gereksiniminin sağlıklı, konforlu yapma çevrelerle karşılanması için profesyonel ve bilimsel bir uzmanlık alanıdır. Bu açıdan Yapı Fiziği alanında yer alan çalışma gruplarının ele aldığı en sık rastlanan temel konular,

• İklim kontrolü / Isı ve nem kontrolü
• Işık kontrolü
• Ses kontrolü
• Yangın kontrolü
• Yalıtım sistemleri
konularıdır. 

Yapı Fiziği alanında ulusal ve uluslararası platformdaki çalışma gruplarına bakıldığında yukarıdaki konulardan biri, birkaçı veya tümü ile uğraşan gruplar olduğu gibi, bu konulara HVAC sistemleri, kütle transferi, malzeme, konstrüksiyon gibi konuları da katarak, konuya daha geniş açıdan yaklaşan gruplara da rastlanmaktadır.

Günümüzde her alanda olduğu gibi sağlıklı, konforlu yapma çevre tasarlama görevini üstlenen mimarlık ve mühendislik alanında da uzmanlaşmaya olan gereksinim giderek artmakta, istenilen nitelikte yapma çevreyi yaratabilmek için Yapı Fiziği konuları mimarlık ve mühendislik alanında köşe taşı görevini görmektedir. Toplumsal ve teknolojik gelişmeye bağlı olarak artan gereksinmeler tek bir kişinin yukarıda sayılan Yapı Fiziği’nin alt alanlarında tasarım, yapım, performans değerlendirme gibi aşamalara her düzeyde hakim olmasını olanaksız kılmakta, alt alanlarda uzmanlaşma ve ekip çalışması, gelişimin zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.  

Yapının kullanım amacına maksimum uygunluk, gereksinmelerin optimum karşılanması ve üretkenliğin sağlanması, kullanıcıların sağlığının ve konfor koşullarının sağlanması, estetik ve sürdürülebilirlik açısından uygunluk gibi ana başlıklar altında toplanabilecek olan bu parametrelerin iyi anlaşılması, eldeki olanaklarla en iyi yapma çevreyi tasarlamak isteyen tüm tasarımcı ve mühendisler için büyük önem taşımaktadır. Yaşadığımız çevre problemleri karşısında gereksinmeler kullanıcı tarafından yapıda yer alacak eylemlerin özelliklerine, insanların fiziksel, sosyolojik ve psikolojik gereksinmelerine, enerji ve kaynakların sınır değerlerine bağlı olarak ortaya konmaktadır. Gereksinme ve olanakların tanımladığı pek çok çözüm olabilir. Gereksinme ve olanaklar, sağlanabilecek tüm çözüm alternatifleri için gerçekleştirilmesi gereken şartlardır ve geçerli çözümleri sağlayan sınırı tanımlayabilir. Bu noktada tasarımcı ve yapımcıya düşen görev, eldeki olanaklarla gereksinmelerin tanımladığı sınır içinde kalan bir fiziksel çevre tasarlamayı başarmaktır. 
Fiziksel çevrenin karmaşıklığının artışı, bu çevreyi yaratacak veya geliştirecek tasarımcının diğer alanlardaki uzmanlarla doğru bir bilgi alışverişinde bulunmasını gerektirir. Bu bilgi alışverişi özellikle günümüzde mimar ve mühendislerin en önemli görevlerinden biri olan sürdürülebilir bir çevrenin sağlanması için zorunludur. Küreselleşen dünyada yaşamı tehdit etmeye başlayan çevre ve enerji sorunları karşısında ortaya çıkan, ekolojik tasarım ve yapım,  çevreye duyarlılık, geri dönüşüm, ekonomik olma, yaşam kalitesi, temiz enerji ve doğal kaynaklar, enerjinin verimli kullanımı gibi kavramlar sürdürülebilir çevre anlayışının bileşenleridir.

İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Çalışma Grubu, her ölçekte sağlıklı ve sürdürülebilir çevre yaratabilmek için ısı, ışık, ses, yangın gibi yapma çevre denetim sistemleri, ısıtma-havalandırma, iklimlendirme, aydınlatma, yangın güvenliği, sağlık donatımı gibi yapı servis sistemleri, enerji denetimi, sürdürülebilirlik ve kalite, alternatif enerji kaynakları, iç ve dış çevrede yaşam kalitesi, ısı, su ve nem yalıtımı, ses yalıtımı, yangın yalıtımı konularıyla, bu konularda ülkemiz için uygun yöntem, teknik ve yasal sınırlamaların oluşturulması ve geliştirilmesi konularında uzun yıllardan beri lisans, yüksek lisans eğitimi vermekte, ulusal ve uluslararası düzeyde araştırma, uygulama ve bilimsel çalışmalar yapmaktadır. Uzun yıllardır yapılan çalışmalar, kazanılan bilgi birikimi ve deneyim, sağlıklı, konforlu, enerji etkin sürdürülebilir çevre tasarlama ve gerçekleştirme konusunda yeni açılımlara yönelmeyi gerekli kılmıştır. Bu yönelim, mimarlar ve mühendisler ile yapma çevre arasında sürdürülebilirlik çerçevesinde ortak bir dil geliştirmede çok önemli yeri olan Yapı Fiziği alanında çalışanların resmi bir organizasyon altında birarada olmasının benimsenmesine ve Yapı Fiziği Derneği’nin kurulmasına ivme kazandırmıştır. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde Yapı Fiziği alanında, başta Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Çalışma Grubu’nun tüm üyeleri olmak üzere Yapı Elemanları Birimi, Malzeme Birimi’nde konu alanında çalışanlar, Yapı Fiziği Derneği oluşumunu geliştirmek için çalışmaktadır.

Yapı Fiziği Derneği’nin başlıca amaçları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
• Bir bilim dalı olan yapı fiziğinin; Isı, Işık, Ses, Su, Yangın, Enerji gibi çeşitli konularında ülke kalkınmasını, bilim ve teknolojinin gelişmesine yönelik akademik ve teknolojik çalışmaları desteklemek; ekonomik, ekolojik ve sürdürülebilir mimari çevrelerin oluşturulmasına katkıda bulunmak
• Yukarıda belirtilmiş konulara eğilmiş araştırmacılar arasında iletişimi sağlayarak bilimsel çalışmaların etkinliğini artırmak, dokümantasyon ve enformasyon sağlamak, yürütmek, ulusal ve uluslararası seminer, sergi,  kongre vb. toplantılar düzenlemek, eğitim vermek ve uzman yetiştirmek amacıyla sertifika programları ve benzer uygun faaliyetleri yürütmek
• Yurtdışında bu amaçla kurulmuş çeşitli yapı fiziği dernekleri, enstitüleri ve araştırma merkezleri ile ilgili mercilerden izin almak kaydıyla mevzuat gereklerine uygun ilişkiler kurarak iletişim ve işbirliğini sağlamak
• Yukarda belirtilen konularda yurtiçinde ve yurtdışında sanayi ve sektör ile işbirliği yapmak ve gelişimine katkıda bulunmak
• Dernek amaçlarının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyduğu gelirleri temin etmek amacıyla iktisadi, ticari ve sanayi işletmeler kurmak ve işletmek. 
Bu amaçlar doğrultusunda Yapı Fiziği Derneği, Türkiye’de önümüzdeki yıllarda önemi daha da artacak ve yapı alanında köşetaşı olan Yapı Fiziği konusunda bilimsel çalışmalar yapmayı, sektörle işbirliği içinde konu alanındaki sorunlara çözüm üretmeyi ön plana almaktadır.

Ülkemizin çevre, enerji ve yalıtım sorunlarının çözülmesi hiç kuşkusuz aynı hedefe yönelik misyonları üstlenen farklı üniversitelerde çalışanlar ve sektörün işbirliği ile mümkün olabilecektir. Bu işbirliğinin güçlenmesi için Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü alanında çalışanları biraraya getirme, harekete geçirme, bilginin ve bilimsel çalışma çıktılarının paylaşımı ile gelecekteki çalışmalara ışık tutacak bir platform oluşturma hedefleri ile 13-14 Mart 2014 tarihleri arasında “1. Ulusal Yapı Fiziği ve Çevre Kontrolü Kongresi” düzenlenmektedir. Kongrenin başarılı geçmesi için çalışan Düzenleme Kurulu, Bilimsel Kurul ve kongreye katkı sağlayan değerli firmalar ve medya desteğine teşekkür ve saygılarımı sunarım.

Kasım 2013 / Sayı 116

Remmers 1949 yılında Almanya’da kurulmuş bir aile şirketi. Yapı kimyasalları pazarında başlayan çalışmaları, ahşap grubuyla ilgili çalışmalar takip etmiş ve 1991’de köklü bir ahşap koruma işletmesi olan Avenarius satın alınmış. Bu sayede Remmers, ahşap grubunda da büyük bir ivme kazanmış. Güçlü bir Ar-Ge yapısı oluşturan firma, bu yapıyla birlikte tarihi eser koruma ve restorasyonuna yönelik çok geniş ve güçlü bir ürün gamı oluşturmuş. Bu alanda birçok patentli ve ödüllü ürünü olan firma, önce Almanya ve çevresindeki ülkelerde, ardından da üçüncü kuşak yöneticilerin organizasyonun başına geçmesiyle birlikte tüm Avrupa’da daha etkin bir şekilde faaliyetlerine devam etmiş.
Remmers’in ahşap grubu ürünlerde Avrupa’da söz sahibi bir firma olduğunu söyleyen Remmers Yapı Malzemeleri Pazarlama ve Ticaret Müdürü Dilek Egüz, “Tarihi eser koruma ve restorasyon grubunda ise Avrupa’da pazar lideriyiz” diyor.

Remmers’in ürün gamının “yapı” ve “ahşap” olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını ifade eden Dilek Egüz, “Ahşap grubunda mobilya dolguları, cilaları, vernikler ve lakeler ürün gamımız içinde. Yine ahşap grubunda zararlılarla mücadele ürünleri, yangın geciktiriciler, endüstriyel ahşap için emprenyeler, astarlar, boyalar güçlü olduğumuz alanlar. Yapı grubunda ise beton katkıları, su yalıtım sistemleri, ısı yalıtım sistemleri, zemin koruma ve kaplama sistemleri ürün gruplarımız içinde. Yine yapıda onarım ve güçlendirmede de geniş bir ürün gamımız var. Zemin grubunda epoxy ürünlerde çok güçlüyüz. Bu alanda ülkemizde de büyük referanslara sahibiz. Bu referansların başında Akmerkez kapalı otopark zeminleri geliyor. Tarihi eser koruma ve restorasyon, ahşap grubu ve su yalıtımı alanındaki ürünlerimiz daha ön plana çıkıyor. Kısaca Remmers, detay ve teknik gerektiren her alanda daha etkin diyebiliriz” şeklinde konuşuyor.

Su yalıtımında yeni ürün: “Kiesol C”
Remmers ürün gamının su yalıtımında da “çimento esaslı” ve “bitüm esaslı” malzemeler olarak iki gruba ayrıldığını belirten Egüz, “Çimento esaslı malzemelerde tek ve çift bileşenli ürünlerimiz var. Çift bileşenli ürünlerimiz de çatlak köprüleme özelliği oldukça geliştirilmiş. Ayrıca içten uygulama gerektiren alanlar için kristalize malzememiz de bulunuyor. Bitüm esaslı grupta ise sürme esaslı malzemelerde geniş bir ürün çeşitliliğimiz var. Zaten Almanya’daki tesisimizde bitüm malzememizi kendimiz üretiyoruz. Yani bitümlü malzemelerimiz Almanya’dan geliyor. Ar-Ge’miz sürekli yeni ürünler geliştiriyor. Yaklaşık üç ay önce Türkiye pazarına sunduğumuz Kiesol C yeni ürünlerimizden biri. Kiesol C, krem teknolojisi kullanılarak üretilen çok yüksek aktif içeriğe sahip,  yerden yükselen nemlenmeye karşı kullanabilecek eşsiz bir ürün” ifadelerini kullanıyor.

“Remmers IQ-Therm” yakında Türkiye’ye geliyor
Isı yalıtımında Remmers’in bir paket mantolama sistemi bulunduğunu hatırlatan Egüz, “Paket, mantolama sıvası, yapıştırıcısı, dübeli, filesi ve  ısı yalıtım levhasından oluşuyor. Bunun üzerine verdiğimiz bir de cephe boyamız var. Isı yalıtım sistemi ile ilgili çalışmalarımız aktif olarak devam ediyor. Biliyorsunuz enerji verimliliği bilincinin artması bu alandaki ihtiyaçları artıracak ve dolayısıyla pazarı büyütecek. Biz de bu nedenle pazarın ihtiyaçlarına yönelik yeni çalışmalar yapıyoruz. Yakında Remmers IQ- Therm’i ülkemize getiriyoruz. Bu sistem hem içten hem dıştan uygulanabilen, yangın yönetmeliği açısından da güvenli bir sistem. IQ-Therm Avrupa’da oldukça başarılı sonuçlara ulaştı” diyor.

“Tarihi bina restorasyonunda Avrupa’da lideriz”
Firmanın tarihi binaların restorasyonuna yönelik ürünleri hakkında da bilgi veren Dilek Egüz, şunları söylüyor: “Bu alandaki ürünlerimizi ‘temizleyiciler’, ‘tamir ve güçlendirme grubu’, ‘boya’, ‘dolgu malzemeleri’ ve ‘koruyucular’ olarak sınıflandırabiliriz. Tarihi eser yapıların hem maddi hem manevi değeri çok yüksek. Bunlar, bugünkü teknolojilerin dışında doğal teknolojilerle yapılmış yapılar. Dolayısıyla bugünkü her ürünü o binalarda kullanmanız mümkün olmuyor.”
“Ürün gamımızda temizleyiciler ve tamir ürünleri ilk sırada yer alıyor. Bunlar tamamen tarihi yapıların doğal yapısına uygun özel bileşenlerle yapılmış ürünler. Ayrıca yapıların güçlendirilmesine yönelik özel enjeksiyon ürünlerimiz var. Bunun dışında görüntüde bütünlük sağlayacak birtakım dolgu malzemelerimiz ve tamir harçlarımız da bulunuyor. Tarihi binaların yapısına uyumlu bu malzemelerin yanı sıra yine bu binalar için kullanılan özel boyalarımız var. Ve yine bu alan için geliştirdiğimiz ama tarihi binaların dışında modern binalarda özellikle doğaltaş malzemenin korunmasında kullanılan koruyucu malzemelerimiz de mevcut. Özellikle maliyeti çok yüksek olan doğaltaşların kullanıldığı projelerde bu doğaltaşları koruyacak şeffaf koruyucularımız tercih ediliyor.”
“Tarihi bina restorasyonu konusunda sadece teknik bilgi yetmiyor, bu konuda büyük bir tecrübe de gerekiyor. Dolayısıyla bu alanda çok fazla firma yer almıyor. Biz bu alanda Avurpa’da lideriz ve Türkiye’de de lider olacağız. Bu konuda ülkemizdeki referanslarımızın başında Dolmabahçe Sarayı geliyor. Bunun dışında da birçok tarihi binada ürünlerimiz kullanıldı. Şu anda Edirne Selimiye Camii’nin restorasyonunda da yine bizim malzemelerimiz kullanılıyor.”

“Yalıtım, artık bir güvenlik unsuru”
“Remmers için yalıtım çok önemli bir alan. Yalıtım artık temelden çatıya kadar tüm alanları kapsıyor. Sadece ısı kaybını ya da su akışını keserek konfor sağlamaktan öte artık bir güvenlik unsuru oldu. Günümüzde çok yüksek binalar yapılıyor ve bu binalarda yüzlerce insan yaşıyor. Ülkemizde deprem gibi bir gerçeğin de olduğunu göz önüne alarak bu binaları güvenli yapmak zorundayız. Su binada beton ve demir üzerinde olumsuz bir etkiye sahip; bu nedenle de suyu ve nemi binalarımızdan uzak tutmalıyız Yani temelden başlayarak yalıtıma gereken önemi göstermeliyiz. Bunu yaparken de sadece kaliteli ürün kullanmak yeterli değil. Bu kaliteli ürünlerin doğru şekilde kullanılmasını da sağlamak gerekiyor. Çünkü yalıtım hem ürünle hem de uygulamayla birlikte performans gösteren bir sistem.”
“Artık dünyada doğal kaynaklarımız sınırlı ve bunları verimli kullanmak zorundayız. Burada da ısı yalıtımı devreye giriyor. Isı yalıtımı da sadece mantolamayla bitmiyor. Camların, kapının, çatının yapısına kadar bütün bir sistem olarak değerlendirmek gerekiyor. Remmers, çevre bilinci çok yüksek bir firma. Zaten hem ısı hem su yalıtımında bu kadar teknik ürün geliştirmesinin nedeni de bu.”

“Remmers şu anki geldiği noktaya yüksek kalite anlayışıyla ulaşmış bir firma. Hem ülkemizde hem de Avrupa’da aynı çizgide ilerlemeye devam edecektir. Yaşam alanlarımızı daha konforlu ve güvenli hale getirmek için doğa dostu çözümlere yönelik güçlü ürünler geliştirecektir. Biz Remmers olarak hızla büyüyen yapı sektöründe güvenilir, çevreci ve etkin bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Ürünlerimizin büyük kısmında ‘Mavi Melek Sertifikası’ olmasının ardındaki neden de bu yüksek çevre bilinci. Umuyorum ki pazarımız kalite algısı ve çevre bilinci yüksek firmalarla daha güçlü bir geleceğe emin adımlarla gidecek ve Remmers bu alanda adından daha güçlü bir şekilde söz ettirecektir.”
Sayı 106