E-dergi
e-dergi
Teknik

Galatasaray Üniversitesi Yangını

İNş. Müh. Zafer ÜLKÜ
Denge Yapı Genel Müdürü

Mart 2013 / Sayı: 108

23 Ocak 2013 tarihinde, İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Galatasaray Üniversitesi’nde saat 19:15 civarında bir yangın meydana geldi. Yangın kısa sürede yapı içerisinde yayılarak, 142 yıllık bir tarihin kül olması ile sonuçlandı. Yangının ardından bir çok konu kamuoyunda tartışılmaya başlandı. En çok tartışılan iddia, İstanbul İtfaiyesi’nin yangına müdahalede geç kaldığı ve yangınla mücadelede yetersiz kaldığı idi. Kamuoyunda, özellikle yazılı ve görsel basın tarafından, İstanbul İtfaiyesi’nin yıpratıldığı ve tartışmanın, yangının nedenlerinin belirlenmesi, önlenmesi veya zararlarının sınırlandırılması noktasındaki  eksiğin ne olduğuna dair, pek elle tutulur bir tartışmaya, rastlanmamıştır.



Yangından yaklaşık bir ay sonra, 24 Şubat 2013 tarihinde yazılı ve görsel basında, İstanbul İtfaiyesi’nin bu yangın hakkında yayınladığı 2 sayfalık bir rapor bilgisi yayınlandı. Raporun özet hali şöyleydi;

Öğretim Üyesi Birol Caymaz, saat 19.15 sıralarında üniversiteden çıkış yaparken güvenlik görevlisine, “Binada kablo yanığına benzeyen bir koku var, bir kontrol edin” dedi. Bu uyarı üzerine güvenlik görevlisi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyelerinin bulunduğu kata çıktı ve buradaki bir odada iki masa ile dolabın üzerindeki kağıtların tutuştuğunu gördü. Alevlerin tavana doğru yükseldiğini gören güvenlik görevlisi, seyyar yangın söndürme cihazıyla yangına müdahale etti. Daha sonra diğer güvenlik görevlileri ve öğretim üyeleri de gelerek yangını söndürmeye çalıştı.

Rapora göre tarihi binadaki yangın ihbarı İtfaiye Komuta Merkezi’ne saat 19.37’de ulaştı. Beşiktaş İtfaiyesi ekipleri saat 19.43’te olay yerine gelerek ilk müdahaleyi yaptı. Çatı katında yoğunlaşan dumanı fark eden itfaiyeciler çatı katına müdehale ederek yangını söndürmeye çalıştılar.



İtfaiye uzmanları yangının ilk başlangıç yeri olarak çatı katındaki asansör kabininin çevresi olduğunu tespit ettiler. Yangının bu kabinin çevresinde başladığı belirtilen raporda, yangının “Korlaşma” aşamasına geldikten sonra sıçradığı odada, eş zamanlı olarak birbirinden farklı 4 ayrı noktada alevlere neden olduğu bildirildi. Uzmanlar, asansörün elektrik tertibatı ve makine dairesini incelendiklerinde ise elektrik panosuna gelen kablolarda aşırı ısınmaya bağlı erime ve kaynamalar olduğununu tespit ettiler.

Raporun sonuç bölümünde ise elde edilen tüm bulguların ışığında yangının başlangıç yeri olarak asansör makine dairesi ve çevresi gösterildi. Rapora göre bu bölümde bulunan ve çatı arasından geçerek asansör elektrik panosuna ulaşan elektrik kabloları veya bağlantı noktalarında herhangi bir sebeple başlayan elektriksel ısınma, kablo yalıtımını tutuşturunca ahşap malzemeler de yandı.

Elbette bu raporun ana muhattabı yargıdır; teşbihte hata olmaz. Her zaman olduğu gibi, pirincin taşını yargı ayıklayacaktır.

Ancak rapor içeriğine bakıldığında, rapor, kamuoyunda yapılan tartışmalarda, itfaiyenin yangına geç müdahale ettiği savını çürütüyor.

Bununla birlikte, yangının başlangıç sebebini ve yerini işaret ediyor. Yangının nasıl yayıldığını belirliyor.
Yangının başladığı yer, asansör kovasının üzerindeki asansör makine dairesi içindeki elektrik panosu olarak belirlenmiş. Ayrıca basına yansıdığı kadarıyla üniversite yönetimi, asansörün periyodik bakımlarının yapıldığını belirtmiş. Bundan sonrası, yargının işidir. Yasalar, Yangından Korunma Yönetmeliği ve bu konu ile ilgili diğer yönetmelikler, tebliğlere göre, tespitleri yapıp, sorumluluğu olanları belirleyip, varsa müeyyide ve cezalarını belirleyecektir.

Yangın bir afet değildir. Öngörülebilir, engellenebilir, gelişiminde geciktirilebilir, mücadele edilebilir bir olgudur.

Yukarıdaki örnek rapor üzerinden hareketle, mevcut farklı bir çok yönetmelikte, böyle bir yangının öngörülmesi, engellenmesi, tesirinin geciktirilmesi ve müdahale ve mücadele için yapılması gerekenler, kimlerin ve nasıl yapması gerektiği, açık ve net ifadelerle belirtilmektedir. Elbette, çağımızın hızlı gelişimi ve değişimine uyum için sürekli güncellenen ve ileri doğru gelişen, değişen bir mevzuat gereklidir.

Elektrik tesisatı kaynaklı olduğu iddia edilen bu yangının, elektrik ile ilgili kısmını ilgili meslek gurubundaki kişi ve kurumlar ayrıca tartışacaktır. Tartışmalıdır.

Yalıtım açısından böyle bir yangının geciktirilmesi ve zararlarının en aza indirgenmesi için yönetmeliğimizin yalıtım noktasında bazı talepleri vardır. Eski standartlardaki, yanıcı ceketlere sahip kabloların, duman üretmesinin ve yanma anında, yangının yapı içerisinde kablo güzergahı boyunca yayılmasını engellemek için talepleri vardır. Burada yönetmeliğimiz şu kolaylığı da sağlamıştır: Eski bir yapıdaki tüm kabloları söküp, yenileri ile değiştirmelisiniz gibi bir yol izlemiyor. Elbette en iyi sonuç böyle alınır; ama yanıcı ve duman indeksi yüksek, zehirli gaz salacak nitelikteki kablo ceketlerinin, üzerine yapılacak muhtelif yangın korunum kaplamaları ile tedbir alınarak, yangın yayılımı engellenebilir veya gerekli süre kadar geciktirilebilir. Bunun için yalıtım sektöründe uluslararası bağımsız laboratuvarlarda test edilmiş,  markanın, ürün ve özel detayları vardır.
Örneğin, kablo tavaları yatayda ve düşeyde, elektriksel direnç yaratmayacak, nötr ve yangın anında farklı teknolojilerle şişerek veya endotermik reaksiyon vererek, ablatif tepki vererek yangın yalıtımı sağlayan;   

•    Kablo koruyucu yangın durdurucu boyalar
•    Yangın dayanımlı özel plakalar
•    Yangın dayanımlı örtü veya özel sargılar
ile kaplanabilir.

Yapının, yangın anında tüm katlarının tek bir yangın bölgesi haline dönüşmesinin engellenmiş olması gerekir. Bunun için yangın dayanımlı duvarlar, bölmeler teşkil edilmelidir. Türk yangın yalıtım sektöründe bu bölmeleri laboratuvar testlerine ve sertifikalarına dayandırarak üretmek mümkündür. Bunun için test edilmiş duvar detayları ve malzemeleri yangın yalıtımı piyasasından rahatlıkla temin edilebilir.

•    Yangın dayanımlı beton bloklar
•    Hafif Bloklar
•    Gazbeton bloklar
•    Alçı esaslı plakalar
•    Vermikulit esaslı plakalar

İle bağımsız laboratuvar testlerinden geçmiş duvar detayları üretilebilir. Bu duvarlar ile yangın kat içinde bir bölgede sınırlandırılır. Bu tür yangın dayanımlı duvar ve döşemelerin içinden geçen elektrik ve mekanik tesisatlar olacaktır. Yangın Yönetmeliği’nin 69 no’lu maddesi yangın durdurucu olarak belirtilen, yine laboratuvar testleri ile belgelenmiş uygulama detayları ile koruma yapılmasını şart koşuyor. Bugün yalıtım sektörü, duvarın derzlerinden tesisatların geçiş yaptığı bu boşluklara kadar birçok farklı cins malzeme ile çözüm sunmaktadır. Bunlar,

•    Yangın Durdurucu Yastık
•    Yangın Durdurucu Harç
•    Yangın Durdurucu Plaka
•    Yangın Durdurucu Mastik
•    Yangın Durdurucu Levha
•    Yangın Durdurucu Örtü
•    Yangın Durdurucu Sargı, Kelepçe, Manşet
•    Yangın Durdurucu Hazır Cihazlar
•    Mekanik Cephe Sistemleri için yangın durdurucu çözümlerdir.

Yapılarda, eskiden olduğu gibi günümüzde de ahşap taşıyıcı sistem kullanımı ile ilgili bir sınırlama yoktur. Mimarın tasarım özgürlüğüne müdahale yoktur. Ancak yönetmelik, ahşabın yangın dayanımı noktasındaki çekincelerini belirterek, tedbir alınmasını istemektedir.
Yalıtım sektörünün bu konuda da birçok çözüm sunduğu görülmektedir.

•    Yangın Geciktirici Vernik
•    Yangın Geciktirici Boya
•    Yangın Koruma Plaka Tipi Kaplama
•    Yangın Koruma Püskürtme Tipi Kaplama
•    Yangın Dayanımlı Örtü, Sargı
•    Yangın Dayanımlı Kalsiyum Silikat Plaka
vb. çözümler yangın yalıtım sektöründe bulunabilmektedir. Yangın Kapıları, artık ülkemizde yangın testinden geçmiş, yerli üretim olarak mevcuttur. 

En önemlisi, gerek devletin, gerekse özel sektörün ülke içinde hizmet veren, test laboratuvarları mevcuttur. Yapı malzemesi ve yapı elemanı üreticilerinin artık ürünlerini yurtdışında test etmesi zorluğu da kalmamıştır.
Detaylarımızda ve tasarımlarımızda, uluslararası test standartlarında, testlere dayandırılmış, yapı elemanları tasarlamak, yangın yönetmeliğinin bizlerden yaptığı en önemli taleptir. Tasarımlarımızda, yangın olgusunu dikkate alarak, kullanacağımız detayların içeriğindeki yapı malzemesi üreticilerinden yangın ile ilgili testleri talep etmeliyiz.

Yangın Yönetmeliği’nin talepleri bağlamında elektrik, elektronik ve makine mühendisliği dallarının, aktif yangın korunumu açısından daha ileri bir pozisyonda olduğu görülmektedir. Ancak, gerek mimarlarımız, gerekse inşaat mühendislerimiz açısından  yapısal yangın korunumu, veya pasif yangın korunumu dediğimiz, içeriğinde yangın yalıtımı konusunun önemli bir yer tuttuğu tedbirlerin alınmasında çok geride kaldığımız, bu yangın ve yakın zamanda gerçekleşen yangınların getirdiği çaresizlik, itfaiyeleri dışarıdan, yangını kontrol altında tutma ve komşu yapılara sıçramasını engelleme çalışması yapmaya mahkum ediyor. Yangın raporunda, 5-6 dakikaların tartışılmasına sebebiyet veriyor. Bu kısa sürelerin ne kadar önemli olduğu, bu yangının neticesinde ortaya çıkıyor. Halbuki yönetmeliğimizin talepleri, 60-90-120 dakikalar ve ötesi sürelerde dayanımdır. Eğer yangın yalıtımında çağdaş normlarla ve test edilmiş ürün ve detaylarla çözüm üretirsek, oluşan yangınların temel sebeplerini doğru teşhis ederek, uygulamaları çağdaşlaştırabilirsek, zararımız kısıtlı ve telafi edilebilir, kabul edilebilir seviyelere inecektir.
Tasarımcı ve uygulamacılarımızın, elbette bu standartları ve hassasiyetleri içeren işleri var. Ama bunlar azınlık ve bireysel çalışmalar düzeyindedir. Mimarlık ve inşaat mühendisliği eğitiminde yangın olgusu, günümüz koşullarının dayatması sonucu artık daha ön plana çıkmalıdır. Yangından korunma bir zincirdir ve mimarlık, inşaat mühendisliği bilimi, bu zincirin önemli bir halkasıdır. Hatta, diğer halkaların işlerini yapmasını sağlayabilecek vazgeçilemez bir öneme sahiptirler. Türkiye’de yangın yalıtım sektörü, dünya genelinden ayrışmış değildir. Hatta uluslararası projelerde çok önemli hizmet ve arz gerçekleştirmektedir. Birçok coğrafyada yangın yalıtımı noktasında, bayrağımız dalgalandırılırken, ülke içinde eksilikler yaşamak, düşündürücü ve üzücüdür. Artık inşaai çözümlerimizde, kozmetik bitişlere gösterdiğimiz hassasiyetten daha fazlasını güvenli yapılar üretmeye göstermeliyiz.

Zamana karşı yarış şeklinde gerçekleşen inşaa faaliyeti içinde yangın yalıtımı, yapısal yangın korunumu, hak ettiği önemi görmelidir. Bütçesel anlamda, yangın korunumundan yapılan her kesinti misli ile zarara sebebiyet verir. Tek tesellimiz, bahse konu yangında can kaybı yaşanmamış olmasıdır. Ama her zaman bu kadar şanslı bir sonuç olamaz.

Bu konuda üniversitelerimize çok önemli görevler düşmektedir. Mimarlık ve mühendislik fakültelerinde, artık yangın mühendisliği bölümlerinin kurulması bir mecburiyettir.

Yapıların ruhsatlandırılması aşamasında, yönetmeliliğin ilk sürümünde, itfaiyelere, yönetmelik şartlarına uygunluğu denetleme görevi verilmişti. Ancak nitelik ve nicelik bakımından insan kaynağı ile gerekli besleme yapılmayınca, bu görev layıkıyla ifa edilemedi. Sonrasında, bu görev belediyelere devredildi. Orada da nitelik ve nicelik bakımından insan kaynağı yetersiz olunca, denetimler kağıt üzerindeki formalitelere dönüşmeye mahkum oluyor.

Sorunun kalıcı olarak çözümü, kısa vadede mümkün değildir. Kalıcı çözüm için yeterli eğitime tabi olmuş kalifiye insan kaynağını, üniversitelerin, etkin çabası ile sisteme kazandırmak zorundayız.

Kısaca, son yangınlar bize şunu öğretmeye çalışıyor. Mevzuat ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar detay içerirse içersin, uygulamayı sağlayacak olan insan ve insan kaynakları olmadıkça rafları süsleyen metaya dönüşmeye mahkumdur.

Geri