E-dergi
e-dergi
Röportaj

Yalıtım Dergisi İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İsmail Ceyhan: “İlkeli ve Bağımsız Yayıncılık Yapmaya Çalışıyoruz”


Temmuz 2012 / Sayı: 100

“Derginin 100. sayısı için neler yapalım?” diye düşünürken, öncelikle sektör temsilcilerinden Yalıtım dergisi hakkında yorumlarını almamız gerektiğini düşündük. Bu süreçte elliye yakın profesyonelden yorumlarını istedik. Çoğu, zamanında ve uzun yıllar hatırlayacağımız olumlu görüşlerini bizlerle paylaştı. Bunun yanı sıra derginin 99 sayısını da özetledik... Fakat bir şeyin eksik kaldığını sezdik... Eksik şey, derginin kurucusu İsmail Bey’di...

Fax’la, e-posta ile resmi bir röportaj talebinde bulunmadık; “Abi senle de bir röportaj yapalım” dedik, güler yüzüyle hemen “Olur” dedi ve başladık...

“B2B Medya olarak evrensel yayıncılık kriterlerine göre ilkeli, tarafsız ve bağımsız yayıncılık yapmaya çalışıyoruz. Bir yayıncı olarak ‘dik’ duruyorsak, bu egomuz için değil, sektördeki özgür iletişim ortamına leke sürülmemesi, derginin tarafsızlığına halel gelmemesi içindir” diyen Ceyhan, tüm samimiyetiyle geçmişe dönük satır başlarını özetledi. Umarız bu sayfalarda da sektöre yararlı bir not düşebilmişizdir...

Sertaç Aytaç:
İsmail Bey Yalıtım dergisinin çıkış fikri nasıl oluştu?.. Kuruluş sürecini ve ilk yılları kısaca özetleyebilir misiniz?..

İsmail Ceyhan:
1992 yılında, mekanik tesisat sektöründe yayınlanan bir dergiyle yayıncılığa başladım. İlk dergimiz, nur içinde yatsın rahmetli Mühendis Dr. Sedat Özkol Hocamızın önderliğinde yayın hayatına başlamıştı. Türkiye’de tesisat ve inşaat sektörüne yönelik başka dergiler de çıkıyordu. Bu yayınlardan farklı olmamız gerekiyordu ve Sedat Hoca farkımızı derginin ilk sayısında, “Bilim ve tekniğin insanlık yararına kullanımı yönünde bir yayın politikamız olacak” şeklinde özetlemişti. Isıtma ve soğutma ağırlıklı olan derginin ilerleyen senelerinde mekanik tesisatın yalıtım malzemeleriyle olan ilişkisini kavramaya ve dergide tanıtmaya başladık. Bunlar birebir yapı ürünleri değildi, tesisata yönelik yalıtım malzemeleriydi. Bildiğiniz gibi mekanik tesisat projelendirirken binadaki ısı kayıpları ve kazançlarının hesaplanması da gerekiyor ve bu hesaba göre cihazlar seçiliyor. Hepsi çok iç içeydi. O zaman bu konuda bir boşluk olduğunu fark ettik. Yalıtım sektörü ise çok dar bir alandı fakat büyüme potansiyeli çok yüksekti. Bir yandan da Sedat Hoca’nın o dergideki ilk yazısında bahsettiği gibi “bilim ve teknikteki gelişmenin insanlık yararına olması”, yaşam konforu ve enerji tasarrufu demekti. Bu bizim dünya görüşümüzle ve felsefemizle de örtüşüyordu. O dönemde, o zamanki adıyla “izolasyoncular” da örgütlenme ve kendilerini ifade etme ihtiyacı duyuyorlardı. Birkaç büyük firma İZODER’i kurmuştu. Yalıtım dergisinin lansmanını 1996 yılında Yapı İstanbul Fuarı’nda yaptık. Bu noktada Ecvet Bey’in adını saygıyla zikretmek gerekiyor. Yalıtım’ın ilk Yayın Yönetmeni Ecvet Binyıldız, ülkemizin yetiştirdiği önemli bir Yapı Fiziği Uzmanı’ydı. İzocam’da ve sonrasında ODE’de değerli hizmetlerde bulunmuştu. Ecvet Bey ayrıca İZODER’in de kurucu başkanıdır. Hayatını yalıtımın yararını topluma anlatmaya adamış birisidir. Yalıtım’ın kendisini ifade etmesinde ve yayın çizgisinin belirlenmesinde Ecvet Bey’in imzası vardır.

Sertaç Aytaç: O yıllarda ne tür sıkıntılar yaşadınız?

İsmail Ceyhan: İlk zamanlarda “Arkanızda kim var”  sorusuyla çok karşılaşıyordum. Ben de her zaman espriyle, “Arka kapağımıza bakın, kim reklam veriyorsa odur.” cevabını veriyordum. Arkanızda kim var diyen, derginin arka kapağına bakmalıdır. Onun dışında arkada herhangi birisi olamaz. Olursa da derginin ömrü bir sene olur. Tesisat sektöründe birçok örnek gördüm. Paravan dergiler çıktı, ömürleri en fazla bir sene oldu. İnsanları, kurumları en fazla bir sene kandırabildiler. Özellikle sektörel yayın yapan bir dergide arkana birini alacaksın, o seni manüple edecek... Bu mümkün değil. Hele ki 16 yıl hiç mümkün değil. Dergimiz için de ilk yıllarımızda spekülasyon yapıldı. Dava açtım. Mahkeme iftiracıyı mahkum etti. Onları geçmişte bırakarak doğru bildiğimiz yolda, ilkeli ve bağımsız yayıncılık hayatımıza devam ettik. Her zaman söylediğim gibi bütün yayınlar bu tip durumlara maruz kalıyor fakat kazanan namuslu, onurlu ve işini düzgün yapan yayıncılar oluyor. Şaibe yaratan, ithamda bulunan ve iftira atanların adı bile hatırlanmıyor.

Sertaç Aytaç: Derginin ilk yayınlandığı dönemde nasıl bir yalıtım sektörü vardı?

İsmail Ceyhan:
Aslında bir yalıtım sektörü vardı denemez. Kuvvetli birkaç firma vardı. Yalıtım bilinci gelişmemişti. Yalıtım ürünleri kendisini ayrıca ifade etmiyordu ve inşaat malzemesi grubunda nalburlarda, Perşembe Pazarı’nda satılıyordu. Yalıtım firmalarının Türkiye çapındaki en büyük bayileri buralarda yer alıyordu. Yalıtım malzemesi çeşitlenmediği gibi, uygulama tarafında da bir teknik eğitim çalışması yoktu. Uygulama firmaları bulunmuyordu. Belli semtlerde, belli kahvelerde kendilerini “izolasyoncu” olarak tanımlayan “Sür karayı al parayı” diyen insanlar vardı. Kamuoyunda ısı yalıtımının önemi de pek bilinmiyordu.

Sertaç Aytaç:
Yalıtım dergisinin yayın hayatındaki kilometretaşları nelerdir?

İsmail Ceyhan:
Kuruluş yılları diyeceğimiz ilk yıllar sektörü tanımak için önemliydi. Pek çok etkinliğe katıldık. Pek çok şehre gittik. 1997, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından “Yalıtım Yılı” ilan edildi. Daha birinci yaşımızda önemli bir ortam yaratılmıştı. 1999 Gölcük depremi, su yalıtımının öneminin kavranması, belediyelerin yalıtım sektörü ile ilgilenmesi, TS 825 ısı yalıtım yönetmeliğinin yayınlanması kilometretaşlarını oluşturur. Dergimizin bugüne gelmesinde 2000’li yılların başları da önemlidir. On yıl önce Yayın Danışmanımız Mimar Sadık (Özkan) Bey’le birlikte çalışmaya başlamamız bizim için dönüm noktalarından birisidir. Bilimsel bir disipline hitap ediyoruz. Her yazının, makalenin bir editörden-yayın danışmanından geçmesi gerekiyor. Teknik dergi olarak bir disiplini hedef alan dergide bu bir sorumluluktur. İlk dergimizde de ona çok dikkat ettik. Zaten kurucumuz Yüksek Mühendis Sedat Hoca’ydı. Yalıtım dergisinde Ecvet Bey’di. Dergimizin bu ikinci döneminde Sadık Bey sağolsun teklifimizi geri çevirmedi ve Yalıtım dergisinin Yapı Fiziği Uzmanı olarak, Mimar olarak ciddi bir güvencesi oldu. Arkadaşlığımız, dostluğumuz ve işbirliğimiz benim için hep gurur vericidir.



2001-2002 yıllarında ekibimizde bir deformasyon yaşamıştık. Bu olaylar biraz aklımızı başımıza getirdi. Özgüvenin kurbanı olmuştuk. Kendine aşırı güvenmek bazen güvenlik açıkları yaratır. Yaşadığımız olumsuzluklar kadrolaşmamızda, yayıncılık anlayışımızda, insan kaynağı yaratma çalışmalarımızda bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde yeni arkadaşlar kazandık. Görev tanımlarımız, iş süreçleri, prosedürler, istihdam anlayışımız daha kurumsal olmaya başladı. Sonrasında seninle Yalıtım dergisinde ciddi bir başkalaşım yaşamaya başladık. Gazetecilik geçmişin ve tecrüben, medyada aldığın görevler, PR ajansı deneyiminin dergimizin üretim sürecine ciddi katkıları oldu. Benim tarafımda sektörel yayın anlayışının, senin tarafında gazetecilik anlayışının kaynaşması çok kolay olmadı ama bizim için bir fırsat oluşturdu. O süreçte, 2003 yılında başka bir noktaya geldik, o da Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri fikridir. Ortaya, sektörün aklının ürünü olan bir ödül organizasyonu çıktı. Bu, son derece demokratik bir organizasyon oldu. Sektör için ciddi bir pazarlama iletişimi ortamı yaratıyor. Çok önemli bir dönüm noktasıdır dergimiz için.

Yalıtım’ın yayın tarihinde Antalya Yapex Fuarı’nda düzenlediğimiz Yalıtım Seminerleri’nin önemi olduğuna inanıyorum. Bunun dışında bir dönem üniversitelerde, firmalarla ortaklaşa düzenlediğimiz seminerler de çok ilgi çekiyordu. B2B Medya’nın kuruluşu da bir kilometretaşı olabilir. Yalıtım’ı, B2B Medya markasıyla yayınlamaya başladığımızdan itibaren pek çok şey değişti. Dergilerimizin ön kapaklarına ilan almaya başladık. Web sitemizi yeniledik ve e-dergi ile e-bülten uygulamalarımızı hayata geçirdik. Dergimizi 2012 yılı başından itibaren aylık olarak yayınlamaya başladık. Bu da önemli bir kilometretaşıdır. Ayrıca Yalıtım, yayın hayatı boyunca tabiri caizse çok doğurgan bir dergi oldu. Yalıtım sektörünün, inşaat sektörünün diğer alt sektörleriyle kesişmesi sonucu 2006’da Çatı&Cephe, 2010’da da Yeşil Bina dergilerinin yayınlanmasında ciddi katkılar yarattı.

Sertaç Aytaç: B2B Medya’nın ve Yalıtım dergisinin ilkeleri nelerdir?

İsmail Ceyhan: Öncelikle doğruluk ve dürüstlükten yanayız. Dergi 3 bin basılırken 5 bin demeyiz. Keşke 5 bin, 10 bin basılsaydı ama ülkemiz koşullarında maalesef olmadı. Sektördeki rekabet ortamı içinde taraf tutmuyoruz. Firmaları büyük, küçük diye ayırmıyoruz. Büyük firmaya da küçük firmaya da ticari iletişim fırsatını özgürce sunuyoruz. Bazı baskılara karşı eğer dik duruyorsak, bu egomuz için değil, sektördeki özgür iletişim ortamına leke sürülmemesi, derginin tarafsızlığına halel gelmemesi içindir. Evrensel yayıncılık kriterlerine göre ilkeli, tarafsız ve bağımsız yayıncılık yapmaya çalışıyoruz. Yayıncılıkta sadece ilkesel olarak, manevi olarak değil, maddi varlıklarınızla da güçlü olmak zorundasınız. Ekonomik krizlerde hiçbir yayınımızı durdurmadık. Yayıncılık tekniğine ve üretim sürecine çok hakimiz. Bununla da her zaman gurur duyarım. Her türlü ortamda, her türlü olumsuz durumda kararlılığımızı sürdürdük. Çünkü dergiyi bağımsız bir şahsiyet olarak görüyoruz. O bizim canlı bir parçamız. Yaşaması gerekiyor. İlan yok, kağıt zamlandı, basmayalım diye düşünemeyiz. Sayfa sayısını azaltırız, daha ucuz kağıda basarız ama periyodunda dergiyi çıkartırız. Bu biraz da Nadir Nadi’lerin, Simavi’lerin, Karacan’ların ve Türkiye’de idealist olarak gazetecilik yapan büyüklerimizin geleneği.

Sertaç Aytaç: Yalıtım dergisinin inşaat ve yalıtım sektörüne katkısı sizce nedir?

İsmail Ceyhan: Sektörün, kendisini “Yalıtım Sektörü” olarak tanıtmasına, kimlik kazanmasına ciddi bir katkısı oldu. Önceden izolasyon denilirdi, şimdi yalıtım diyoruz. Hem öz Türkçe, hem de yalıtım denilince insanların gözünde enerji tasarruflu, konforlu yapılar, uzun ömürlü ve güvenli binalar canlanıyor. Bunun başlangıcında var olmak güzel bir duygu. O süreçte iyi bir misyonu yerine getirdi Yalıtım dergisi. İçeriğiyle, sektör profesyonellerine teknik bilgi taşımasıyla, fuarlarda aldığı pozisyonla sektöre katkı sağladı. Yurtdışı fuarları da gezdiğimizden, yurtdışındaki gelişmeleri okurlarına aktardı ve bilgi transferi sağladı. Yalıtım dergisi bir bakıma yalıtım sektörünün tarihini yazdı. Sektörün tarihine kalıcı notlar düştü. Derginin geçmiş 99 sayısı incelenirse unutulan pek çok şeyle karşılaşılır.

Öte yandan sektöre katkısının kimlik boyutunu açmaya çalışayım... Sanayici ve tacir, kendisini özgürce ifade edebileceği ortamlar ister. 80 öncesi sektör dernekleri yoktu. Meslek Odaları, Sanayi Odaları, Ticaret Odaları gibi ortamlar vardı. Bir büyük  olarak TÜSİAD vardı. Girişimci sayımız, 1980’li yıllarda başlayan Türkiye ekonomisinin dünya entegrasyonu sürecinde çok fazla arttı. Küçük işletmelerde biriken sermaye ciddi yatırımlar yapma ihtiyacı hissetti ve yaptı. Fakat kendilerini var olan sınırlı sayıda örgütte ifade edemediler. Ana akım medyada kolayca haber yayınlatamazlardı. TÜSİAD’a üye olmak zordu. Sanayi ve ticaret odalarında kendilerini yeterince ifade edemezlerdi. Sıra gelmezdi. İşte bu süreçte hem iletişim mecrası tarafına hem de mesleki örgütlenme tarafına bakıldığında kendilerini ifade edebilecekleri yerler olarak sektörel dernekler, sektörel yayınlar, sektörel toplantılar ve sektörel fuarlar yegane seçenek olarak çıktı ve bir misyon yerine getirdi. Yalıtım dergisi ve diğer sektörel yayınlarla, sektörel fuarlarla sağlanan özgürlük ortamı bilgiyi paylaşmak, kendini ifade etmek, kendi ürününü, üstünlüğünü anlatabilmek için ideal ortamlardı. Yalıtım bilincinin nihai tüketiciye aktarılması gerekiyor, fakat son kullanıcıdan önce proje aşamasında mimarlar ve mühendisler, satış ve uygulama aşamasında satıcı bayiler, uygulamacılar ve ustalar gibi kanaat önderlerinin bu bilince sahip olması gerekiyordu. Yalıtım dergisi bu işlevleri yerine getirdi, hala da getiriyor. Malzeme satan firmalar da bu dönemde bilinçlendi. Kamuoyu yaratıldı ve kamu kurumları ikna edildi ve hala kamu yöneticileri ile müşterek çalışmalar devam ediyor. Standartlar revize edildi, kalınlıklar artırıldı. Derginin bu süreçte ciddi katkıları oldu. Olmaya da devam edecek.

Sertaç Aytaç: Sizi bu süreçlerde en mutlu eden şeyler nelerdi?

İsmail Ceyhan: Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri’ni ilk organize ettiğimiz yıl, yani 2004’te, bugün Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Erdoğan Bayraktar TOKİ Başkanıydı. İlk ödül törenimizde, davetimizi kırmayarak bizlerle birlikte olmuştu. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş’ın Başkan seçilmesinin akabinde katıldığı ilk toplantı “Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri 2004” ödül töreniydi. 2004 ve 2005 yıllarındaki ödül törenlerimizi beni çok mutlu eden anlar olarak hatırlarım. 

Yalıtım dergisiyle çok güzel şeyler yaşadım. Ama beni mutlu eden en önemli unsur 16 yıldır bir dergiyi kalitesinden taviz vermeden yayınlayabilmemizdir. Çok değerli çalışma arkadaşlarım var ve zorluklara rağmen dergi sektördeki duruşundan, gördüğü destek ve ilgiden bir şey kaybetmiyor. Aksine ilgi katlanarak devam ediyor. Aylık periyoda dönmemiz de bunun kanıtı. İki aylık dergiyi destekleyen sektör, aylık dergiyi de destekliyor. Reklam veren sayımız artıyor. Dergimizin gördüğü ilgi ve övgüden, olumlu, yapıcı eleştirilerden mutlu oluyorum.

Sertaç Aytaç: Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri hakkındaki yorumlarınız nelerdir?

İsmail Ceyhan:
Sektör için çok önemli bir organizasyon olduğuna inanıyorum. Ticarette fark yaratmak ve farklı olanın altını çizmek cesaret istiyor. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Başlarda, reklam verenlerimize yönelik bir yarışma olduğu için biraz riskli olabileceğini düşünmüştük ama bu riski demokratik, katılımcı ve sektöre açık yöntemlerle bertaraf ettik. En başında, sektör temsilcilerini ziyaretlerimiz ve geniş katılımlı Danışma Kurulu toplantıları sonucu sistemi çok iyi kurabildik. Anlaşılan, ölçülebilir bir yapı yarattık. Üzerine herhangi bir leke gelmeyecek şekilde bir sistem organize ettik. Aslında bütün sorumluluğu sektörün sağduyusuna devrettik. Editörler Kurulu olarak kazananları seçerdik ve kimse de bir şey diyemezdi. Ama saygınlığı tartışılabilirdi. Sektörün ve paydaşlarımızın ortak aklına, iradesine güvendik ve demokratik bir yapı oluşturduk. Yalıtım sektörünün gelişmişliğini, başarıyı ödüllendirebildiğini, centilmenliğini ve rekabetçi yapısıyla birarada varolabildiğini gösterdik. YSBÖ’nün en önemli işlevlerinden birisi de sektörel bir envanter çıkarması aslında. “Hangi yıl hangi yatırımlar yapılmış; hangi firma o yıl yeni bir ürün çıkarmış” gibi verilerin envanterini tutuyoruz. YSBÖ bugün on yılın ardından, geriye dönük araştırmalara da kaynaklık ediyor.

Sertaç Aytaç: Yalıtım sektörünün bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?

İsmail Ceyhan:
Bugün son derece rekabetçi, dünyayla entegre olmuş, hızlı büyüme gösteren, hem ürünlerin çeşitlenmesinde ve uygulama tekniğinde hem yönetim becerilerimizde, kurumsallaşma ve pazarlama yönünden gelişmiş bir sektörüz. Fakat altını çizmem gereken bir şey var...

Yalıtım sektörü son yıllarda çok fazla nihai tüketici odaklı bir sektör oldu. Kaynakların çok doğru kullanılmadığını düşünüyorum. Kanaat önderlerinin biraz ihmal edildiğini inanıyorum. Bunun dışında sektörde ciddi anlamda yatırım planlaması sorunu yaşanıyor. Tesislerimizin kapasite fazlalığı ve yüksek üretim maliyetleri, sert rekabet, fiyat öncelikli rekabet, katma değer yaratılamaması gibi unsurlar bu düşüncemizi destekliyor. Yalıtım sektörünün kaynaklarını iyi yönetmeye, doğru işletme mantığına ve doğru pazarlama bakış açıları geliştirmeye ihtiyacı var. Hükümetimizin, Bakanlıklarımızın enerji verimliliğiyle ilgili çalışmalarının çok da yeterli olduğunu düşünmüyorum. Yalıtım yapan tüketicinin kredilendirilmesi bakımından yeterli değil, vergi indirimleri, muafiyetler bakımından yeterli değil. Az enerji tüketen, yalıtım yaptırmış, enerjiyi verimli kullanan sanayiciye ve konutta oturan insanlara kamu otoritesi, yapacağı düzenlemelerle daha fazla destek vermeli, vergi muafiyetleri ve/veya indirimleri ile teşvik edici, özendirici olmalı...

Sertaç Aytaç:
Genel anlamda yayıncılıkla ve iletişim faaliyetleriyle geçen 25 senenin ardından 2009’da kurduğunuz B2B Medya hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İsmail Ceyhan:
B2B Medya’yı 2009’da çalışma arkadaşlarımla beraber kurduk. Ortak olmasak da, uzman gazetecilikte yetişmiş, en az 5-10 senelik tecrübesi olan arkadaşlarımla gönül birliği yaptım. Aslında çok uygun bir dönem de değildi. Küresel kriz döneminde cesaretle, kendimize olan güvenle yeni bir sektörel yayın kuruluşu var ettik. Yeni firmamız 4 dergiyle oluştu ve bu bize yetmedi. Sen de çok yakından biliyorsun marin sektöründe çok zayıftık ve marin  sektöründe bizi güçlü kılacak yeni dergi satın alma yoluna giderek Boat Builder Türkiye ile dergi sayımızı ilk etapta beşe, akabinde de bizim mekanik tesisat sektöründen ve yalıtım sektöründen gelen birikimimizi taçlandıracak diye düşündüğümüz sürdürülebilir yapı teknolojileri dergisi Yeşil Bina’yı yayınlamaya başlayarak dergi sayımızı 6’ya çıkardık. Dergilerin kapandığı, bütün dünyada süreli yayınların, basılı yayınların düşme trendinde olduğu bir dönemde ülkemizde böyle bir şeye kalkışmak cesarettir. Biz o cesareti gösterdik. Onda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

Bununla da yetinmedik, B2B Medya kuruluşundan itibaren büyüme odaklı bir strateji izliyor. Bu bağlamda son iki senedir, üç kurumsal dergiyi de yayımlamaya başladık. Dolayısıyla B2B Medya çatısı altında çıkan süreli yayınları 9 olarak sayıyorum. Yanı sıra dergilerimizin adını taşıyan 7 ayrı web sitemiz var. Web ortamında,  hitap ettiğimiz sektörlerdeki firmaların işine yarayacak bilgileri paylaşıyoruz.

B2B Medya, Yalıtım dergimizin 9 yıldır düzenlediği Yalıtım Sektörü Başarı Ödülleri ve bu yıl Çatı ve Cephe dergimizin ilk kez düzenlediği Çatı Cephe Malzemeleri Ödülleri ile yayın yaptığı sektörlerde dergilerinin yanısıra ciddi pazarlama ortamları ve fırsatları da yaratıyor. Birçok yeniliği B2B Medya ilk kez uyguluyor ve örnek oluyor. Örneğin önemli bir yeniliğimiz e-dergi uygulaması. Birçok yayıncı amatör programlarla e-dergi yapıyor.  Fakat bizim e-dergilerimiz, uluslararası yayıncıların kullandığı lisanslı yazılımla yapılan bir uygulama ve sadece aboneler okuyabiliyor. Türkiye’de e-dergi aboneliği yapan başka yayıncı görmedim. Bu anlamda da okurlara teşekkür borçluyum. Okurlarımız e-dergiye de abone oluyorsa, demek ki doğru yayıncılık yapıyoruz diye düşünüyorum.

Sertaç Aytaç:
Bu tür yayın kuruluşları genelde farklı alanlarda da hizmetlerde bulunuyorlar... B2B Medya sadece yayıncılık mı yapacak?

İsmail Ceyhan:
B2B Medya bugün sadece yayıncılıkla ilgileniyor. Dünyada ve ülkemizde pazarlama iletişimi hizmeti sunan yayıncıların aynı zamanda fuar organizasyonları da var. B2B Medya’nın ise böyle bir faaliyeti yok. Bu, ileride de olmayacağı anlamına gelmiyor. Hizmet sunan firmalar tarafında çok ciddi bir enflasyon var. Yayıncılıkta bunu çok net görebiliyoruz. Dergi adı altında bir sürü yayın çıkıyor karşımıza ve bir haksız rekabete maruz kalıyoruz. Aynı haksız rekabet ortamını, işini ciddi yapan fuar firmalarına karşı yaratmamak lazım. Bizim iddiamız hep şuydu, yaptığımız işin eğitimini almış, belli bir formasyona sahip insanlarız. Sektörel yayıncılıkta uluslararası terminolojiyi, literatürü önce biz fark ettik ve yayıncılığımızı buna göre yapılandırdık. Sektörel dergi, yayın, yayın grubu, uzman gazeteci kavramlarını Türkiye’de ilk biz kullandık. Belli bir sektörde derinlemesine bilgisi olan gazetecileriz. Belki başka işler yapsaydık çok daha başka paralar kazanabilirdik. Ama mesleğimizi yapıyoruz. Hem bağımsız sektör dergileri yayınlıyoruz hem de kurumsal dergiler hazırlıyor, yayınlıyoruz. Yarın belki B2B iş görüşmeleri organize edebilir, belki hitap ettiğimiz firmalarla pazarlama iletişimiyle ilgili bilgi birikimimizi paylaşabiliriz. Gelişmelere bakarak kararlaştırabileceğimiz hizmet çeşitliliğimiz olabilir. Farkımız ve rekabetçi bir yönümüz de var;  biz aynı zamanda mesajı veren tarafındayız. Bu çok önemli. Mesajı yayınlayan mecra-medya tarafında olduğumuz gibi, mesajı üretenlerin de tarafındayız. İlişkide olduğumuz firmaların öncesini biliyoruz, üstünlüklerini ve zayıf taraflarını da biliyoruz. Bir iletişimci olarak bu mesajları en iyi dizayn edebilecek noktadayız.
Geri