E-dergi
e-dergi
Röportaj

Eryap, Taşyününde de İddialı





Haziran 2012 / Sayı: 99

Geçtiğimiz mart ayında Sakarya’da Wooler markasıyla taşyünü üretimine başlayan Eryap, önümüzdeki sene sonuna kadar kapasitesini yıllık 120 bin ton’a çıkartmayı planlıyor. Taşyünü üretiminin 2007’den beri sürekli gündemlerinde olduğunu dile getiren Eryap CEO’su Emrullah Eruslu ise konuyla ilgili olarak “Tam kapasiteye ulaştığımızda ürünlerimizin yüzde yirmisini ihraç etmeyi planlıyoruz. Taşyününü, Türkiye’de kimsenin yapmadığı vakumlu paketlerde sunacağız. Bu sayede yakın coğrafyadaki komşu ülkelere taşyününü ihraç etme şansımız olacak” diyor...

Tüm yalıtım malzemeleri (ısı, su, ses ve yangın), polimer dış cephe kaplama sistemleri ve polimer kapı-pencere sistemleri üretimi alanında faaliyet gösteren ve yenilikçi kimliğiyle dikkat çeken Eryap, Gaziantep, İstanbul ve Sakarya’daki üç üretim tesisiyle güçlü bir üretici konumunda... American Siding, Bonuspan, Focus Membran, Bonusmax, Winer ve Focus Shingle gibi önemli markaları Türkiye’ye kazandıran Eryap, şimdi de yeni ürünü Wooler ile yalıtımdaki iddiasını bir adım öteye taşıyor.

2010 yılı Ocak ayında başlanan fizibilite ve kurulum çalışmaları, beş Avrupa ülkesinden, alanında uzman 9 farklı firma ile yürütülen Sakarya’daki Eryap Taşyünü Tesisi geçtiğimiz mart ayında devreye alınmıştı. 60 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisin başlangıç kapasitesi ise 40 bin ton/yıl. Bununla birlikte tesis, önümüzdeki yılsonunda tamamlandıktan sonra 120 bin tonluk kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük taşyünü üretim tesisi olacak.

Söz konusu tesiste halen Wooler Plus-Ara Bölme Levhası, Wooler Premium F-Mantolama Levhası, Wooler Premium R-Teras Çatı Levhası, Wooler Pro-Çatı Şiltesi, Wooler Platin-Yüzer Döşeme Levhası, Wooler Gold-Dış Cephe Levhası, Wooler Private-Klima Levhası, Wooler Industrial MW-Sanayi Şiltesi, Wooler Industrial Batt-Sanayi Levhası ve Wooler Panel-Sandviç Panel Levhası üretiliyor. Wooler Marine-Gemi Levhası ve Şiltesi ise önümüzdeki aylarda piyasaya sürülecek.

Taşyünü üretiminin 2007’den beri sürekli gündemlerinde olduğunu dile getiren Eryap CEO’su Emrullah Eruslu, 2010 yılında yatırım kararını alıp dokuz ay boyunca projelendirme çalışmalarını yürüttüklerini ve 2012 Mart ayında da üretime geçtiklerini belirtiyor. Fabrika yeri olarak, hem pazara hem de hammaddeye olan yakınlığı dolayısıyla Sakarya’yı tercih ettiklerini ifade eden Eruslu, yatırım sürecinde yaşadıkları sıkıntılar, tesis, taşyünü piyasası ve yalıtım sektörü hakkındaki görüşlerini ise şöyle özetliyor: “Tesis ve altyapı yatırımlarımızı 120 bin ton/yıla göre planladık. Önümüzdeki yılsonuna doğru hedeflediğimiz yatırımı tamamlayacağız. 100 milyon TL olarak projelendirilmiş bir yatırımdı. Fakat 2011 yılında kurlardaki yüksek artışlar nedeniyle toplam yatırım bütçemiz kesin olmamakla beraber 120 milyon TL’lere çıkacak gibi gözüküyor. Sadece yatırım bütçemizdeki TL bazındaki şaşma bile 20 milyon TL’ler mertebesinde. Öz sermaye yeterliliğinin önemi böyle durumlarda ortaya çıkıyor. Ayrıca taşyünü üretimiyle ilgili dünyada bu işin teknolojisini tek bir noktadan üretip, tüm hizmeti verebilecek bir tedarikçi olmaması da yoğun bir mesai harcamamıza neden oldu. Çok farklı kaynaklardan know-how ve teknoloji edinmek mecburiyetinde kaldık. Konusunda uzman dokuz farklı Avrupalı firmayla çalıştık. Makineleri ise beş farklı Avrupa ülkesinden ithal ettik. 11 ay gibi gerçekleşmesi gerçekten zor bir zaman diliminde, tesisimizin inşaatı da dahil olma üzere tüm altyapı, makine kurulumu, tesisat işlemleri ve sosyal donatıları bitirerek imalata başladık.”

Sektör adına bir kazanım
“Türkiye’de halihazırdaki en büyük üreticinin 2007 yılındaki kapasite artışıyla beraber bu tarihten sonra taşyününe erişilebilirlikle ilgili sıkıntı kalmamıştı. Türkiye’de son yıllarda ısı yalıtımı denilince genelde mantolama anlaşılıyor. Fakat yalıtım sadece ısı yalıtımı demek değil. Ses, yangın ve su yalıtımları da çok önemli. Yaşam kalitesi ve daha güvenli yapıların inşası için ses yalıtımı önem kazanmaya başladı. Bunları düşünerek taşyünü yatırımımızı başlangıç olarak yıllık 40 bin ton kapasite olarak tuttuk. Bu kapasitemizle bile, Türkiye’deki geçtiğimiz yıl gerçekleşen satış kapasitesine yönelik bir arz fazlası olduğunu söyleyebiliriz. Eryap olarak, pazardaki talebi artıracak yoğun faaliyetlerde bulunacağız. Özellikle ısının yanında ses ve yangın yalıtımıyla ilgili talebin artması için bilinçlendirme faaliyetlerinin içinde yer alacağız. Bu zamana kadar taşyünü üreticilerinin ne yazık ki ürünle ilgili yeterli derecede son tüketiciye yönelik bilinçlendirme çalışmaları yaptıklarına inanmıyorum. Taşyününün sadece endüstriyel alanlarda kullanılıyormuş gibi bir algısı oluşmuş durumda. Biz Eryap olarak taşyününü daha fazla anlatacağız. Türkiye’de taşyününün kullanımı çok önemli. Çünkü üretiminde tamamen doğal kaynaklarımız olan bazalt ve türevi taşlar kullanılıyor ve ithalata bağımlı neredeyse hiçbir girdisi yok. Ürün olarak kullanımıyla ilgili ciddi bir enerji tasarrufu sağladığı gibi, üretimi esnasında yerel kaynaklar kullanılarak, ayrıca dış ticarete dair cari açığımıza pozitif yönde katkı sağlıyor. Kendi taşımızı toprağımızı ısı, ses ve yangın yalıtım malzemesi haline getirip yapılarımızda kullanacağız...”
“Düzeyli bir rekabetin sektördeki herkese faydalı olacağını düşünüyoruz. Hiçbir taşyünü üreticisinin, bizim yatırımımızdan rahatsız olduğunu sanmıyorum. Çünkü geniş dağıtım kanallarımızla ürünü sadece mevcut pazarlara sunmayacağız. Bununla birlikte ciddi bir bilinçlendirmeme çabamız olacak. Bu çabalarımız meyvelerini vermeye başladı bile. Anadolu’da mahalle arasındaki sıradan bir inşaatta, müteahhit katlar arası sesleri kesmek amacıyla Wooler ürünümüzü kullanıyor. Önemli olan o algıyı oluşturup insanlara malzemenin faydasını aktarabilmek. Eryap’ın yaptığı yatırım, sektör adına bir kazanımdır...”

Olumlu tepkiler alıyoruz
“Üretim prosesimizde kullandığımız farklı ve yeni bir teknoloji sayesinde, yün haline gelmemiş, erimemiş parçacıklar gibi bir takım safsızlıkları ayrıştırdığımız için ürünlerimizin ısıl iletkenlik değeri, piyasadaki diğer ürünlere göre daha iyi durumda. Bunun yanı sıra ürünün içerisindeki erimemiş safsızlıklar, başta sandviç panel üretimi olmak üzere birçok proseste taşyünü kullanımını zorlaştırıyor. Şu anda geçen kısa süre zarfında piyasadaki hemen hemen tüm sandviç panel üreticileriyle ürünlerimizi buluşturduk ve genel anlamda çok olumlu tepkiler aldık.”

Vakumlu paketlerle ihracat yapacağız
“Tam kapasiteye ulaştığımızda ürünlerimizin yüzde yirmisini ihraç etmeyi planlıyoruz. Türkiye’de şu anda kimsenin yapmadığı vakumlu paketler yapacağız. Taşyünü,  vakumlanması pek uygun bir ürün değil; fakat yine de ilk olarak düşük yoğunluklu ürünlerimizi yüzde 30 civarında sıkıştırarak vakumlu paketler haline getirip, ürünün nakli konusunda avantajlı duruma geçeceğiz. Bu sayede yakın coğrafyadaki komşu ülkelere taşyününü ihraç etme gibi bir şansımız olacak...”

Wooler yatırımını daha fazla önemsedik
“Yalıtım sektöründe faaliyet gösteren tüm firmalar, eminim yalıtımın sağladığı faydalardan dolayı yaptığı işten gurur duyuyordur. Çünkü enerjide tamamen dışarı bağımlı bir ülkeyiz. Tükettiğimiz enerjinin yüzde 75’i yurtdışından geliyor. Yapılan her tasarruf bizim yurtdışına olan bağımlılığımızı azaltıyor. Yerli hammadde kullanarak ısı yalıtım malzemesi ürettiğiniz zaman ülkenin döviz kaynakları da ülke içinde kalıyor. Eryap olarak petrol türevi hammaddeler ithal ederek çok sayıda ürün de üretiyoruz. Bu ürünler, sağladıkları faydalar itibariyle tabii ki yapılar için olmazsa olmaz ürünler; ama Wooler öyle bir ürün ki doğada bulunan kayayı alıp yün haline getiriyorsunuz ve bu ürün ısı, yangın ve ses yalıtımı yaparak ciddi bir fayda sağlıyor. Tüm bu nedenlerden dolayı Wooler taşyünü yatırımı, bir miktar daha fazla önemsediğimiz bir yatırım oldu...”
“Sevkiyata başlayalı iki ay olmasına rağmen Türkiye’de erişmediğimiz bölge olmadığını söyleyebilirim. Birçok projede ürünümüzle ilgili onaylar anıldı. Örneğin Trump Towers’ın hem AVM katında hem de üst katlarda ara bölme elemanı olarak Wooler kullanıldı. Yine DAP Yapı’nın projelerinde ürünümüz tercih edildi. Endüstriyel alanlarda da birçok projede yer aldık. Haziran ayında TSE süreçlerimiz bitmiş olacak. CE ve diğer kalite sertifikalarına dair tüm müracaatlarımızı gerçekleştirdik. Bugün itibariyle ürünümüz her türlü yapıda ve detayda kullanılabilecek durumda...”

Yatırımlarımız devam edecek
“Yalıtım sektöründeki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Mevcut ürün gamımızı yatay anlamda tamamlayacağız. Her ürün grubumuzda neredeyse eksiksiz bir çeşitliliğimiz var. Bonuspan XPS olarak son iki yıldır inşai pazarda kullanılan ürün gruplarında satış lideriyiz. Endüstriyel tipte kullanımına yönelik alanlarda geliştirmelere devam ediyoruz. Bilhassa kartonpiyerlik Bonuspan ürünümüz için bu yıl yapılan iyileştirmeler ve hassas ölçümlemelerle çok ciddi mesafe katettik. Focus membran ve American Siding ürünlerimizde yıllardır oluşturduğumuz kalite ve marka bilinirliğimize dair yatırımları sürdüreceğiz. Eryap olarak üç yıllık yatırım planı çerçevesinde taşyününe yapılacak olan ilave 80 bin tonluk yatırımımız 2012 ve 2013 yıllarında devam edecek. Sonrasında tabii ki diğer yatırım hedefleri ve başta çalışanlarımız olmak üzere marka ve değerlerimize yatırımlarımız devam edecek...”

Ciddi bir eleme olacak
“Önümüzdeki on yılda ülke genelinde yalıtım harcamaları artacak. Kentsel dönüşümle beraber hem yalıtım kalınlıkları artacak hem de yüksek hacimli işler yapılacak. Fakat ilk 2-3 yılın biraz sancılı geçeceğini düşünüyorum. Bunun nedeni ise kentsel dönüşümle beraber oluşan beklentiyle, son tüketicilerin evlerine masraf yapmak istememesi. Bunun yanı sıra son yıllarda fazlaca pohpohlanan sektörümüzde oluşan üretim kapasitesi fazlalığı. Ve en büyük tehdit, yapılan kötü uygulamalar. Sektörde ciddi bir eleme olacağını tahmin ediyorum...”
“Şu an XPS’te kapasite kullanımı yüzde 65 civarında. Biz 2005 yılında XPS imalatına başladığımızda arzla ilgili problem vardı. Arz ettiğinizi bir anda satabiliyordunuz. Bu kadar gözde olan bir sektörün kapasite kullanımı bu seviyeye düştüyse iyi düşünmek ve iyi irdelemek lazım. Doğru bölgede doğru yatırım yapmak şart. Ülkemizde kişi başına düşen yalıtım malzemesi tüketimi 0,15 metreküp. Gelişmiş ülkelerde ise bu rakam 1 metreküpü buluyor. Yalıtım konusunda uzun bir yol bizi bekliyor. Fakat bu da çok zaman istiyor. Bir anda yapılarımızın hepsini yalıtımlı hale getiremeyiz. Bunun için bir finansman kaynağı gerekiyor...”

Su yalıtımı standart hale getirilmeli
“Bitümlü membran sektöründe de geçen yıl en fazla satış yapan üç firmadan birisiydik. Kalite her zaman kazanıyor. Çizgimizi bozmadan kaliteli ürünler üreterek devam edeceğiz. Bugün Türkiye’nin birçok prestijli projesinde tercih edilir hale geldik. Bitümlü membranı ucuzlaştırmamak lazım. Fakat ne yazık ki ürünle oynamak çok kolay. Bir şekilde bitümlü membranın ayakta durabiliyor olması alıcılar için başlangıçta yetiyor. Ama iş uygulamaya geldiği zaman kötü sonuçlarla karşılaşılabiliyor. Su yalıtımıyla ilgili geri dönüşün de pek mümkün olmaması, riski çoğaltıyor. Bu yüzden proje müelliflerinin, müdürlerinin bu duruma çok dikkat etmeleri gerekiyor. Uygulama standardı devreye girdi. Fakat bunun geniş kitlelere yayılması ciddi zaman alacak. Sivil toplum kuruluşları olarak bu işi anlatmaya çalışıyoruz. Su yalıtımını zorunlu bir standart haline getirmek en büyük hedefimiz...”

Geri