Röportaj

Entegre Harç Satış & Pazarlama Direktörü Ergün Sevim: “Yalıtım Sektörünün En Zayıf Yönlerinden Biri, Uygulama Firmaları”



Mayıs 2012 / Sayı 98

“Türkiye’de ısı yalıtım sektöründe pazar büyüdüğü için birçok şirket, teknik kökenli olmasa dahi bu işe soyunmaya başladı” diyen Entegre Harç Satış & Pazarlama Direktörü Ergün Sevim, “Uygulamacı firmalar konusunda, tıpkı deprem alanında olduğu gibi hassasiyet gösterilip, daha bilinçli ve daha uzun vadeli finans gücü olan firmaların bu işte olmasını sağlamak gerekli.” diyor…
Yalıtım pazarına Turuncu Paket Isı Yalıtım Sistemi’ni sunan Entegre Harç, tüm toz grubunu kendi tesislerinde ürettiği Turuncu Paket’e sistem garantisi veriyor. Turuncu Paket’in Entegre Harç’ın çok güvendiği markalarından biri olduğunu söyleyen Entegre Harç Satış & Pazarlama Direktörü Ergün Sevim, “Entegre ailesi olarak önümüzdeki yıllar için stratejilerimizi yaparken, 5-6 temel ürün grubu arasında Turuncu Paket’i biraz daha ön planda görüyoruz. Turuncu paket, şu anda sektörde iyi bir konumda, daha da iyiye gitmesi yönünde yatırımlar yapıyoruz. Büyüyen pazarda hedefimiz her zaman ilk üç arasında yer almak. Çünkü çok sağlam bir bayi altyapımız;  bilinirliği ve güvenirliği yüksek bir markamız var. Bu alanda büyümeye devam edeceğiz.” diyor.

Entegre’nin Ata Holding bünyesinde, yüzde 100 yerli sermayeli bir organizasyon olduğunu belirten Ergün Sevim, “Fabrika merkezimiz Ömerli’de. Aynı zamanda güney bölgelere de hitap eden Burdur fabrikamız var. Temel ürünlerimiz alçı ve çimento esaslı sıvalar, seramik yapıştırıcıları, kireç grubu, teknik harçlar, su yalıtım malzemeleri ve ısı yalıtım sistemleri. Bütün bunların hepsinin birarada olduğu firma yok denecek kadar az. Zaten Entegre’yi diğerlerinden farklı kılan da bu özelliği.” şeklinde konuşuyor.

Türkiye’de yalıtım pazarının özellikle son yıllarda sürekli büyüdüğünü sözlerine ekleyen Sevim, “Henüz pazarın yüzde 10’u bile bitmemiştir. Şu an için yalıtımda lider şehirlerimiz İstanbul, Ankara, Eskişehir, Konya, Kayseri ve Bursa olarak görünüyor. Buna karşın 2-3 yıl içerisinde güney bölgelerde de sıcağa karşı yalıtımla ilgili bir hareketlenme olacağını öngörüyoruz. Zira orada da soğutma için çok ciddi bir enerji harcaması yapılıyor. Bu gelişmelerin yalıtım pazarını daha da büyüteceğini düşünüyorum.” ifadelerini kullanıyor.

“Büyüyen yalıtım pazarının SWOT analizi yapıldığı zaman, en zayıf yönlerinden bir tanesinin uygulamacı firmalar olduğunu görüyoruz.” diyen Entegre Harç Satış & Pazarlama Direktörü Ergün Sevim, şöyle devam ediyor: “Türkiye’de maalesef ısı yalıtım sektöründe pazar büyüdüğü için birçok şirket teknik kökenli olmasa dahi bu işe soyunmaya başladı. Uygulamacı firmalar konusunda tıpkı deprem alanında olduğu gibi hassasiyet gösterilip, daha bilinçli ve daha uzun vadeli finans gücü olan firmaların bu işte olmasını sağlamak gerekli. Türkiye’de önemli bir iş gücü var. Daha önce alçıda çalışan ya da çimento esaslı sıva yapan ekipler, son 3-4 yılda kendilerini bu işte de geliştirdiler. Yurtdışına bakıldığında ekip bulmak daha zor ve ekipler genelde farklı ülkelerden insanlardan oluşuyor. Ama bizim ülkemizde böyle bir dinamik var ve ekip problemi yok.  Ama maalesef bizde de güvenlik problemi oluyor. Kötü iskeleler kullanılıyor. Bunların hepsi, sadece fiyata odaklanarak iş yapılmasından kaynaklanıyor.”

Yalıtım kalınlıkları artırılmalı
“Türkiye’de ısı yalıtımının genellikle 5 cm kriterlerine göre yapılıyor olması da bir başka önemli nokta. Oysa Orta Avrupa’ya baktığınız zaman bu kalınlıklar 20 cm’lere çıkıyor.  Dünyadaki enerji kaynaklarının giderek azalmasıyla yakın gelecekte pasif binalara, yani enerjiye ihtiyacı olmayan binalara daha fazla ihtiyaç duyulacak. Buna bağlı olarak öncelikle uyguladığımız kalınlıkları daha radikal kararlarla değiştirmemiz lazım. Aksi takdirde bugün yapılan uygulamaları 15-20 yıl sonra yeniden yapmak zorunda kalacağız. Tüm bu konuların özünde asıl önemli olan, bu işin halkın da anlayabileceği şekilde, bir devlet politikası olarak güdülmesi gerektiği.”

İnovasyon ön plana çıkarsa haksız rekabet engellenir
“Sektörde haksız rekabet maalesef hem üretici tarafında hem de uygulamacı tarafında karşımıza çıkıyor. Bir yanda standartlara uygun olmayan, maliyet odaklı, küçük imalathanelerde üretilen, yetersiz ürünler; bir yanda her şeyin en iyisini yapmaya çalışan bizler gibi marka bilinirliği yüksek firmalar. Tabi sonuç olarak ciddi bir fiyat farkı ve üretici tarafındaki haksız rekabet çıkıyor ortaya. Uygulama kanadında da, uygulama firmalarının bazılarının işi resmi bir şekilde yapmamaları maalesef haksız rekabete yol açıyor.”
“Bana göre uzun vadede bilinçlenme artacak. Dolayısıyla sistem garantisi veremeyen firmalar elenecek. İnovasyon ön plana çıkacak, kalınlıklar artacak. Kalınlıklar artınca merdivenaltı üretim yapan firmaların teknik bilgisi yeterli olmayacak. Böylece daha nitelikli, daha uygulanabilir bir yalıtım pazarı olacağını düşünüyorum.”

Karar verirken öncelikle fiyata değil kaliteye bakılmalı
“Standartlarda en son nokta depremdir. Çünkü deprem standardı dediğiniz zaman işin içine can giriyor. Deprem standartlarında bile hala standartların uygun olup olmadığını ve 99’dan sonra yapılan binalarda bile problemlerin olup olmadığını sorguluyorsak, ‘yalıtımdaki standartta kim bilir neler atlanıyordur’ diye düşünüyor insan. Maalesef bu konuda tam oturmuş bir mekanizma yok. Bu nedenle yalıtım yaptıran kişilerin ve bina sahiplerinin daha dikkatli olması, uygulama yapacak firmayı seçerken referanslarına bakması gerekiyor. Bunun yanı sıra karar verirken öncelikle fiyata değil kaliteye de bakılmalı.”
Geri