Yakın Plan

İTÜ Fiziksel Çevre Kontrolü Laboratuvarı


Mart - Nisan 2008 / Sayı 71

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde bulunan Fiziksel Çevre Kontrolü Laboratuvarı, 1970’li yıllarda kurulmuş. Taşkışla binası bodrum katında yer alan laboratuvarda “İklim Kontrolü”, “Ses Kontrolü”, “Işık Kontrolü”, “Yangın Kontrolü” ve “Sağlık Donatımı” birimleri yer alıyor.

Laboratuvarda yer alan her alt birimin ayrı bir yürütücüsü var. Bu alt birim üyeleri laboratuvar yürütücülünü de dönüşümlü olarak sürdürüyorlar. Laboratuvar yürütücülüğü görevini şu anda sürdürmekte olan Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, laboratuvarın öncelikli olarak eğitim ve araştırma amaçlı kurulduğunu belirterek, “Laboratuvarda lisans, yüksek lisans derslerinde ve tez çalışmaları kapsamında deneysel çalışmalar yapılıyor. Bunların yanı sıra danışmanlık hizmetleri veriliyor ve sanayi-üniversite işbirliği kapsamında çeşitli projeler yürütülüyor” diyor.

Fiziksel Çevre Kontrolü Birimi’nin farklı ölçeklerde, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre yaratmak için 1950’li yıllardan bu yana faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Gül Koçlar Oral, bu birimin İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde iklimlendirme, ısıtma, havalandırma, aydınlatma, yangın denetimi, ses kontrolü, sağlık donatımı gibi yapı servis sistemleri, enerji denetimi, sürdürülebilir çevre, ısı-ses-su-yangın yalıtımı gibi konularda ders verdiğini, ulusal ve uluslararası düzeyde araştırmalar yaptığını söylüyor. Prof. Dr. Gül Koçlar Oral şöyle devam ediyor: “Birimimizde, eğitim-araştırma çalışmaları sürerken, elde edilen deneyim ve bilgi birikiminin hayata geçirilmesinde sanayi ile işbirliğinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu işbirliği zaman zaman oluyor ama istenilen düzeyde değil. Sanayide üretkenliği artırmak için üniversite ile işbirliği gerekli. Bugün pek çok kuruluş araştırma- geliştirmeye çok önem vermeye başladı. Özellikle yalıtım sektörü, inşaat sektöründen çok daha hızlı gelişiyor. Yalıtım sektöründe pek çok firmanın kendi araştırma-geliştirme kurumları da oluşmaya başladı. Ancak bu noktada üniversitelerdeki uzman kişilerden faydalanmak ve işbirliği yapmak da gerekiyor. Sanayi kuruluşlarının üniversitelere, kendi problemlerinin çözümüne yönelik, üniversitenin de kalkınmasını sağlayacak proje talebinde bulunması, sanayinin de gelişmesi açısından büyük bir önem taşıyor.”

İklimlendirme Ünitesi
Rüzgar Kontrolü Ünitesi ve İklim Kontrol Ünitesi olarak iki farklı birimden oluşan Rüzgar Kontrolü Ünitesi’nin yürütücüsü Prof. Dr. Vildan Ok ise üniteyle ilgili şu bilgileri veriyor: “İklimlendirme ünitesinde iç iklim ve dış iklim koşullarının ölçülmesiyle ilgili araç-gerecimiz var. Bu konuda 90’lı yıllardan bu yana çalışmalar yapılıyor. Rüzgar Tüneli ise çok büyük bir aygıt ve ayrı bir ünite gibi çalışmak zorunda. İç iklim ve dış iklim koşullarıyla ilgili çalışmalar hem sahada, hem modeller üzerinde; Rüzgar Tüneli’nde ise modeller üzerinde yapılıyor. Rüzgar Tüneli’nde çeşitli ölçeklerde modeller kullanılarak yerleşme dokularında, binalar etrafında ve bina dış yüzeylerinde iç mekanlarında rüzgar hızı ve basınç dağılımı incelemeleri, rüzgar kırıcılar, yönlendiriciler gibi elemanların performans değerlendirme çalışmaları yapılabiliyor. Mevcut deney düzeneği 0.01- 35 m/s hız aralığında değişebilen, 1/1000'den 1/200’e komşuluk ölçeğinde, bina ya da eleman ölçeğinde, modelin bir yöndeki kesit alanı 0.40*0.40 ölçüsünü geçmemek koşuluyla diğer ölçeklerdeki modeller kullanılarak yapılabiliyor.
 
“İTÜ Mimarlık Fakültesi Rüzgar Tüneli’nin doğuşu 80’li yıllara dayanıyor. Tünelde birçok akademik çalışma yapıldı. O çalışmalardan aldığımız geri beslemelerle rüzgar tünelinin standartlara uygun sonuçlar verebildiğini düşünüyoruz. Rüzgar Kontrolü Ünitesi’nde bugüne kadar rüzgarın çevresel etkileriyle ilgili birçok deney gerçekleştirildi. Son dönemde, 2004- 2007 arasında yaptığımız altyapı birikimiyle ünite, rüzgarın statik yükler üzerine etkisiyle ilgili bir takım deneyler de yapabilecek hale geldi.”

“Rüzgarın binalar ve insanlar üzerinde çok çeşitli etkileri var. Bina modelleri üzerinde deneyler yapıyoruz ve iç-dış mekanların havalandırma problemlerini binalar yapılmadan önce, tasarlanırken çözümlüyor ve tasarımcıya verilerini sunuyoruz. Bina yüzeylerini etkileyen rüzgar basıncı dağılımını, çevredeki diğer binaların, topografya gibi çevresel etkilerin bunu nasıl etkileyebileceğini ortaya koyabiliyoruz. Bina kirlilik üreten bir bina ise bu kirliliğin nasıl, nerelere kadar dağılacağını binayı yapmadan kontrol etmemiz, test etmemiz mümkün”.

“Bugün Avrupa’nın bazı yönetmeliklerinde özellikle cephe, çatı kaplamaları, saçaklar üzerinde rüzgarın statik yüküne ilişkin standartlar var. Ancak özgün mimari biçimlerde rüzgar tüneli deneyi şart koşuluyor, taşıyıcı sistem tasarımının deney sonucunda binanın performansına uygun olması bekleniyor. Aksi takdirde tasarım bitmiş kabul edilmiyor”.

“Maketler ek maliyet getirdiği için rüzgar tünelinde, küçük tasarımlarda deney yapma olanağı bulamıyoruz. Piyasadaki tasarım işleri çok küçük maliyetlerle yapılmaya çalışıldığı için özellikle maket maliyetini firmalar göze alamıyor. Biz de çoğunlukla mevcut bilgi ve becerilerimize dayalı olarak danışmanlık yapıyoruz. Gelecekte maketle ilgili bir ünite kurarak maliyeti biraz daha düşürerek rüzgar tünelinin uygulamada kullanılma olanağını artırabileceğiz”.

“İklimlendirme ünitesinde ise iç hava sıcaklığı, iç bağıl nemlilik, iç hava hareketi ve ışınım değerlerini ölçen cihazlarımız var. Bunlar yardımıyla iç iklim değerlerinin ölçülmesi ve buna bağlı olarak mevcut yapılarda hacimlerin iklimsel konfor açısından gösterdikleri performansın değerlendirmesi de olanaklı olabiliyor.”

Akustik Ünitesi

Laboratuvarın Akustik Ünitesi’nde Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale, Y. Doç. Dr. Nurgün Tamer Bayazıt ve Araştırma Görevlisi Mine Aşcıgil görev yapıyor. Ünitenin yürütücüsü Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale, Akustik Ünitesi hakkında şunları söylüyor: “Akustik ünitesinde çalışmalarımızı, alan ve laboratuvar çalışması olarak ikiye ayırabiliriz. Alan çalışmalarımızdan biri serbest alan; yani bina dışı alanda gürültü ölçümleri yapıyoruz. İkincisi ise laboratuvar dışında, ama kapalı bir mekânda yaptığımız ölçümler.”

“Laboratuvar içinde yaptığımız ölçümlerle ilgili olarak Akustik Ünitesi’nde bulunan ses yalıtım test odalarını (kaynak ve alıcı odası olmak üzere iki oda ve bu iki oda arasında yapı elemanlarını yerleştirmek için 10 metrekarelik bir boşluk bulunuyor) kullanıyoruz. Test odalarımızda yapılan bu ölçümlerle ses geçiş kaybı değerlerini, çınlayan odada ise malzemelerin ses yutma katsayılarını ölçüyoruz. Bunun dışında konser salonu, tiyatro, çok amaçlı salonlar, televizyon stüdyoları gibi kapalı mekânların akustik projelerini hazırlamak için simülasyon programını kullanıyoruz.”

“Piyasadaki firmalarla birlikte de çalışmalar yapıyoruz. Örneğin, geçtiğimiz yaz bir firma ile AR-GE çalışması yaptık. Bu çalışmada ürünle ilgili her türlü ölçümü yaparak ürünün geliştirilmesine katkıda bulunduk. Zaten, gerek 2002 yılında çıkarılan Yapı Malzemesi Yönetmeliği’nde, gerekse Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde proje aşamasındayken bu ölçümlerin yapılması şart koşuluyor. Ayrıca gürültü haritalama için simülasyon programlarımız var. Bu programla gürültü haritalarını çıkarıyoruz. ‘Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’ne göre Türkiye’de öncelikle nüfusu 250 bini geçen, daha sonra ise nüfusu 100 bini geçen bütün şehirlerin gürültü haritalarının hazırlanması zorunluluğu var”.

“Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği ile ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanlığı ile sertifika anlaşmalarımız var. Bu kapsamda temel ses parametreleriyle ve gürültünün ölçülmesiyle ilgili olarak A Sertifika, gürültü haritalarının hazırlanmasıyla ilgili olarak B Sertifika ve binalarda ses yalıtımı projelerin hazırlanmasıyla ilgili olarak C Sertifika programlarımız bulunuyor.”

Yangın Denetimi Ünitesi
Fiziksel Çevre Kontrolü Laboratuvarı’nın Yangın Denetimi Ünitesi henüz bir yanma odası ya da fırınına sahip değil. Bunun için firmaların sponsorluk desteğine ihtiyaç duyuyor. Çalışmalarını sayısal verilerle ve simülasyon programlarıyla sürdürüyor. Öğretim Görevlisi Dr. Mustafa Özgünler, “Yaptırmayı düşündüğümüz yanma odasının maliyetleri üniversitenin karşılayabileceği bütçeyi çok aşıyor. Bunu ancak dışarıdan sponsorların desteğiyle yapabiliriz” diyor. Dr. Özgünler bu aşamada yaptıkları çalışmaları ise şu sözlerle açıklıyor: “Karşımıza gelen projeleri ulusal ve uluslararası standartlara göre inceleyip, yangın performansını sadece sayısal olarak değerlendirebiliyoruz. Bunun yanı sıra çeşitli simülasyon programlarımız var. Bu programlarla yaptığımız simülasyonlar, deneylerle kıyaslandığında yüzde 95 üzeri doğru sonuçlar veriyor. Ama şu anda yapabildiğimiz maalesef bu kadar. Deneysel çalışmaları, hele akredite olmuş bir şekilde yapabilmemiz çok zor. Bu bizim basit aletlerle veya küçük bütçelerle çözebileceğimiz bir şey değil. Disiplinlerarası çok büyük bir laboratuvar kurmamız gerekiyor. Öncelikle Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Bunun için de belli çalışmalara katılıyoruz, belli fikirler yürütüyoruz ama tabi daha gerçekleştirebilmemiz için çok erken.”

Büyük bir yangın laboratuvarı şart

“Sponsor olacak firmalar birbirinin rakibi olduğu için aynı proje içinde yer almak istemiyorlar. Tek başına bir firmanın da gücü yetmiyor. Çünkü bizim düşüncemiz bir yanma odası ya da fırın değil, büyük bir yangın laboratuvarı. Ama firmalar bunu yaptırırlarsa çok büyük avantajları olacak. Örneğin bir yangın kapısı deneyi için yurtdışında bazı yerlere çok astronomik paralar ödeniyor. Biz bunu Türkiye’de yaparsak, sadece kapıyı değil o yangın kapısını içinde bulunduğu duvarla birlikte deneyebileceğimiz bir şey olacak. Dolayısıyla çok daha doğru sonuçlar verecek.”

Araştırma Görevlisi Dr. Nuri Serteser ise şunları söylüyor: “Bizdeki yapı malzemesi ve yapı elemanı üreticileri için AB yasalarına uyum çerçevesi içerisinde takip edilmesi gereken bir takım prosedürler bulunuyor. AB’den aktarılmış yeni kararlar ve açıklayıcı dokümanlar var. Bu kararlar ve açıklayıcı dokümanlar ulusal standartlar da gözetilerek yerel standartlar haline dönüştürüldü ve bu dönüşüm halen devam ediyor. Aslında bu aşamaya gelinmesi üretim, denetim ve uygulama konularında belirli bir seviyenin oluşması anlamında çok da faydalı oldu. 2007 başından itibaren Türkiye’de üretilen her ürünün CE belgesi alması zorunluluğu getirildi. Fakat maalesef bulunduğumuz tarih itibariyle ülkemizde üretim yapan 17 binin üzerindeki üretici, ürettikleri 430’a yakın ürün grubunun çok sınırlı bir miktarı için bu belgeyi almaya hak kazandı.

Bu belgenin alınabilmesi için mutlaka akredite olmuş laboratuvarlara ihtiyaç var. Bu konuda bir takım girişimlerimiz bulunuyor ama gerçekleşmesi için dışarıdan destek almaya ihtiyaç duyuyoruz. Yangının meydana getirmiş olduğu zararların kişiler ve ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için binalarda alınabilecek önlemleri, topluma yeni katılacak mimar adaylarına ve meslekteki uygulamacılara anlatmaya çalışıyoruz. Özellikle mimarların malzeme seçiminde ve uygulamasında bu konuda önemli bir role sahip olması gerektiğinin altını çizerek konunun önemini vurgulamaya gayret ediyoruz.”

Aydınlatma Ünitesi
Laboratuvarın Aydınlatma Ünitesi lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin derslerinde, tez çalışmalarında ve akademik araştırmalarda kullanılıyor. Ünitenin yürütücüsü Doç. Dr. Alpin Yener, “Aydınlatma Ünitesi’nde derslerde tanıtım amacı ile kullandığımız örnek lambalar ve ölçme cihazlarımız bulunuyor. Bu ünite daha çok akademik çalışmalarda kullanılıyor olsa da üniversite dışından gelen, mimari aydınlatmaya ilişkin ölçüm, değerlendirme ve proje geliştirme taleplerine de yanıt veriyoruz” diyor.

Sağlık Donatımı Ünitesi

Sağlık Donatımı Ünitesi hakkında bilgi veren Y. Doç. Dr. Gülten Manioğlu, ünitenin tamamen öğrencilerin eğitimine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmış ve showroom şeklinde düzenlenmiş bir ünite olduğunu söylüyor. “Burada bir ölçüm veya analiz yapılmıyor. Sadece temiz su- pis su bağlantıları ve sağlık gereci düzenleme ve montajlarının nasıl yapıldığıyla ilgili detaylar gösteriliyor. Bu üniteyi yeniden düzenlemek gibi bir hayalimiz var. Çeşitli tefrişlerin yapıldığı, içinde hem asma tavan hem şaft sistemlerinin sergilendiği, yani güncel mimari yaklaşımların gösterildiği ve öğrencilere öğretilebileceği bir görsel ünite olmasını istiyoruz. Amacımız pratikteki uygulama örneklerini ve detaylarını öğrenciye gösterebilmek. Ancak bu ünitenin yeniden düzenlenmesi ve güncellenmesi için sağlık gereçleri, armatürler gibi konularda Türkiye’de ürünleriyle uzmanlaşmış firmaların desteğine ihtiyacımız var.”


Geri