Akademik Bakış

İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Bilgisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale: “Gürültü Düzeyi Her Projede Önemli Olacak!”


Kasım - Aralık 2007 / Sayı 69

Gürültü haritalarının hazırlanması ve bina ölçeğinde ses yalıtımı yapılması gibi zorunluluklar içeren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’ni yorumlayan İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Bilgisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale, yönetmeliğin uygulanmasını sağlayacak uzman sayısının çok az olduğunu vurguluyor...

İki sene önce çıkartılan ve Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan yönetmelikle aynı özelliklere sahip olan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde gürültü haritalarının hazırlanması ve bina ölçeğinde ses yalıtımı yapılması gibi zorunluluklar var. Yönetmelik çok detaylı çalışmalar içeriyor ve Türkiye ölçeğinde bir çalışma gerektiriyor.

Yönetmelik hakkında görüşlerine başvurduğumuz İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı Bilgisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale, yönetmeliğin esas amacının, insan sağlığını korumak olduğunu vurguluyor. Gürültü ve insan sağlığı arasında ciddi bir ilişkinin olduğunu belirten Demirkale, “Yönetmelik, gerekli yöntemleri kullanarak gürültü düzeylerini belirlemeyi ve gürültü düzeylerini azaltmayı hedefliyor. Sonrasında ise gürültüden etkilenen kişi sayısı belirlenerek gürültüyü azaltmak için eylem planlarına geçilecek.” diyor. Önceki yıllarda, bir zorunluluk olmamasına rağmen özellikle büyük projelerde gürültü haritalarıyla ilgili çalışmalar yapıldığını dile getiren Demirkale, gürültü sorununu çözmek için öncelikle gürültü haritalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Gürültü haritaları hazırlanmasının iki boyutu var. İlki mevcut durum için ne yapılacak; ikincisiyse gelecekteki durum için ne yapılacak?.. Demirkale, öncelikle mevcut durumun belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bakanlık 2019 senesine kadar eylem planlarının oluşmasını sağlayacak. Her beş senede bir veriler değerlendirilecek. Her bölgenin gürültü durumları analiz edilecek. Bir bölgede ne kadar insan yaşadığı, ne kadar bina olduğu belirlenecek. Binaların projelendirilme aşamasında bu veriler belirleyici olacak. Sonrasında ise mimarlara iş düştüğünü belirten Demirkale, “Mimarlar o bölgenin gürültü dilimine göre binanın kabuğunu, penceresini vs. projelendirecekler. Belediye ruhsat verirken gerekli akustik projeyi ve raporu isteyecek. Büyük projeler zaten mevcut durumda bu gibi unsurları göz önünde bulunduruyor. Fakat bundan sonra sıradan-küçük projelerde bile bölgedeki gürültü düzeyi önemli bir unsur olacak. Belediye de tüm bunları inceleyip kontrol edecek...” ifadelerini kullanıyor.

Yönetmelik ses yalıtımı yapmayı şart koşuyor
İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Yapı Bilgisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevtap Yılmaz Demirkale, yeni yerleşme bölgelerinde de gürültü haritalarının son derece önemli olduğunu vurguluyor ve şöyle devam ediyor. “Lgag 55’in altındaki yerlerde ancak konut gibi yapılar yalıtıma gerek kalmadan yapabilecek. Lgag 55-64 arasındaki bölgelerde ise bu tip hassas binaların yapımı için yalıtım zorunluluğu aranacak. Amacı, insanların gürültü açısından konforlu bir çevrede yaşaması. Lgag 64-74 arasındaki dilimde de ancak yalıtım yapma koşuluyla kamu için gerekli olan binalar yapılabilecek, konut yapımına izin verilmeyecek. Lgag 74’ten büyük dilimlerde ise yine yalıtımı sağlanmış sanayi tesislerine izin veriliyor. Yani yönetmelik ses yalıtımı yapmayı şart koşuyor...”

Belediyeler kontrol edecek; fakat uzman sayısı çok az!
“Yönetmeliğin uygulanıp uygulanmadığını belediyeler kontrol edecek. Fakat Türkiye’de bu konuda bazı sorunlar var. Akustik dersi belli üniversitelerde veriliyor. Her üniversitede böyle bir eğitim yok. Eğitim sisteminde çok yer almadığı için uzman sayımız da oldukça yetersiz.  Belediyelerdeki çalışanların da eğitilmesi, bilgilendirilmesi gerekiyor. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın görevlerinden biri de gürültü haritalarının hazırlanması için ortamı hazırlamak. Olanağı sağlarken kademe kademe belediyeye, kamuya kadar iniyor. Yetki bakanlıkta ama ara kademeler var. Problemi temelden çözmek için öncelikle gürültü haritasına ihtiyacımız var. Bina ölçeğinde, binanın bütün ara bölücüleri, gürültü hesapları yapılıp projelendirilecek. Detayları belirleniyor ve bütün bunlar belediyeden geçiyor. Sonuçta bakanlığın görevlerinden birisi de AB direktiflerine göre halkı bilinçlendirmek. En önemli sorun halkın bilinçlendirilmesi... ”

Sertifika sahibi olmayanlar denetleme yapamayacak
“Verilen hizmetlerden birisi de sertifika programları. Bakanlık, bununla ilgili tüm mimar ve mühendisleri, ilgili kişileri bu dersleri almaya zorunlu kıldı. İTÜ Mimarlık ve Makine fakülteleri olarak ortak bir program oluşturduk. Programın içeriği bakanlık tarafından belirlendi. Programa katılanlara A, B ve C sertifikaları veriliyor. A sertifikası kapsamında bir mimar ve mühendisin bilmesi gereken temel parametrelerden bahsediyoruz. Bu programlara dört sene eğitim görmüş mimar ve mühendisler ve iki senelik yüksekokul mezunları katılabiliyor. 32 saatlik ve bir haftalık yoğun bir program. 2007 senesinin 1 Temmuz tarihinden sonra bu sertifikaya sahip olmayanlar gürültü ölçümü, denetleme ve kontrol yapamayacaktı. B sertifikasında ise gürültü haritalarının hazırlanması konusunda eğitimler verilecek ama bu program henüz açılmadı. Yönetmeliğe göre nüfusun 250 bin kişiyi geçtiği yerlerde gürültü haritalarının hazırlanması gerekli. C sertifikası ise tamamen bina ölçeğindeki eğitimleri kapsayacak. Dış kabuk, doğramalar, ara bölücü duvarlar gibi tamamen yalıtım konusuna odaklı bir sertifika programı. Kontroller ancak bu eğitimleri aldıktan sonra sağlıklı yapılabilir. Kamu dairelerini kapsıyor gibi gözükmesine rağmen, özel kesimden mimar ve mühendisler de bu programlara katılabiliyor. Bu sertifikalar olmadan imza atılamıyor...”

Kimsenin haberi yok!
“Özel sektörün bilinçlendirilmesi lazım. Yönetmelikten çoğu kişinin haberi yok. Bu aslında öncelikle bakanlığın görevi. Bir öğretim üyesi olarak bunları öğrencilere anlatıyorum. Çünkü yönetmelik yayınlanıyor, kalıyor. İstanbul’da yaşayanlar da bilmiyorlar. Duyurulması lazım. Belediyelerden gelen bazı kişiler de bilmiyor...”

Yalıtım ürünlerinde sağlıklı ölçme yapılmıyor

“Türkiye’de ürünlerin pek çoğunda, hiçbir sağlıklı ölçme yapmadan ses, ısı ve su yalıtımı sağladığı gibi veriler aktarılıyor. Türkiye’de böyle bir kontrol yok. Hâlbuki yurtdışında bir malzeme üretildiği zaman bir laboratuvardan test raporları almak ve bu değerlere sadık kalarak ürünün tanıtımını yapmak zorundasınız. Avrupa Birliği sürecinde hazırlanan Malzeme Yönetmeliği’ne göre yapı sektöründe kullanılan malzemelerin ses geçiş kayıplarının ve ses emme katsayılarının ölçülmesi gerekli. İTÜ Mimarlık Fakültesi Fiziksel Çevre Kontrolü Laboratuvarı’nda yapı elemanlarının ses yalıtımları ve ses yutucu malzemelerin ses emme katsayıları ölçülüyor. Özel sektör de böyle bir laboratuvar kurabilir...”


Geri