E-dergi
e-dergi
Akademik Bakış

Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik Önümüzdeki Aylarda Yürürlüğe Girecek


Ocak - Şubat 2007 / Sayı 64

Revizyon çalışmaları devam eden Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik önümüzdeki aylarda yürürlüğe girecek. Hazırlanan yönetmelik hakkında görüşlerine başvurduğumuz İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, yönetmelikte ele alınan en önemli konulardan birisinin de yangın yalıtımı olduğunu belirtiyor.

İçişleri Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı bir süre önce “Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik”in revizyon çalışmalarını başlatmıştı. Avrupa Birliği normlarını da içerecek şekilde yeniden düzenlenen yönetmeliğin altı ay içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi Abdurrahman Kılıç mevcut yönetmeliğin “ilk” olması dolayısıyla bir takım eksiklikleri olduğunu fakat bunların doğal karşılanması gerektiğini vurguluyor. Hazırlanan yönetmeliğin ise Avrupa Birliği Mevzuatına uyumlu hale getirilmesi ve yönetmelikte mevcut yapılarla ilgili hükümlerin yer alması gerektiğini belirten Kılıç ayrıca hatalı yazımların, yabancı sözcüklerin ve yanlış yoruma neden olan ifadelerin de değiştirilmesinin şart olduğunu söylüyor.

Adımlar süreç ister
Yeni yönetmelikte ele alınan en önemli konulardan birinin de yangın yalıtımı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, mevcut yönetmelikte malzemelerin yangın dayanımlarına ilişkin sürelerin verildiğini, fakat revize edilen yönetmelikte ise bu tip malzemelerde üç ayrı özelliğe sahip olma zorunluluğunun getirildiğini belirtiyor. “Bunlardan bir tanesi yangına direnç, dayanım; ikincisi bütünlük özelliği; üçüncüsü de yalıtım özelliği. Bir malzeme yangına dayanıklı olsa bile ısı geçirgenliği iyi değilse kabul edilmiyor. Malzemenin bütünlük özelliği dediğimiz ölçüt ise ürünün yangın anında dağılmaması ve sahip olduğu özellikleri kaybetmemesi anlamına geliyor. Yani yeni yönetmelikte bir malzemenin sadece yangına dayanım süresi değil, o süre içerisinde hem dayanımı, hem bütünlüğünü koruması hem de yalıtım özelliğine sahip olması isteniyor” diyen Kılıç, mevcut yönetmeliğin uygulamasındaki zorlukları da şöyle ifade ediyor: “Yangın güvenliğinin binalarda sağlanması için beş adımın gerçekleşmesi gerekiyor. Önce ne olması gerektiğinin belirlenmesi; ikincisi nasıl olması gerektiğinin belirlenmesi; üçüncüsü nasıl uygulanmalı, dördüncüsü kim yapmalı, beşincisi de nasıl test edilmeli ve nasıl işletilmelidir? Bu sıralama adım adım devam eder. Türkiye’de ise henüz ne olması gerektiği tam olarak belli olmadan nasıl yapılmalı, nasıl uygulanmalıdır konularına giremezsiniz. Bundan beş-on sene önce sprinkler sisteminin varlığı bile belli değildi. Şu anda ise sprinkler sisteminin nereye konulması gerektiği değil, nasıl olması gerektiği tartışılıyor. Bu adımlar süreç ister...”

Ülkemizde yangın güvenliğine önem verilmedi
“Türkiye’deki binaları yangın güvenliği açısından incelerken iki grupta ele almak lazım. İlki mevcut yapılar, ikincisi yeni yapılar. Mevcut yapılarla ilgili olan önlemlerin Türkiye’de yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Bu konuda yeterli önlemlerin olmayışının en önemli sebebi şimdiye kadar kimsenin yapılması gerekenlerin neler olduğunu bilmemesidir. Eğer siz vatandaş olarak bir bina yaparken devlet kuruluşları veya ilgili birimler yönlendirme yapmıyorsa doğal olarak eksik ve hatalı şeyler yaparsınız. Bu nedenle de şimdiye kadar hiç kimse ülkemizde yangın güvenliğine önem vermedi. Sadece yurtdışında iş yapan müteahhitler biraz daha bilinçli. İstanbul için ise durum farklı. Son dönemde yeni yapılan yapılarda Avrupa normlarında değilse bile onlara yakın önlemler alınıyor. Ama diğer şehirlerde bu şekilde olduğunu söylemek mümkün değil...”

Üretici firmalarla sigorta şirketleri ortak çalışmalı!..
“Yangın yalıtımının faydası doğrudan görülemez. Isı yalıtımına yapılan yatırım, elde edilen tasarrufla hemen dikkat çeker. Ama yangın yalıtımının yangın oluncaya kadar bir geri dönüşü yoktur. Çoğu yatırımcı yangın yalıtımını ölü yatırım olarak görüyor. Bunun için de yangın yalıtımının tercihe bırakılmayıp zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Bu konuda aslında zorlayıcı hükümler ne kadar fazla olursa olsun eğitim ve bilinçlendirme şart. Sadece bilinçlendirme yeterli değil, zorlayıcılık da olmalı. Bunların ikisinin birbirine paralel ilerlemesi lazım. Bilinçlendirme sadece üretici firmalarla değil aynı zamanda sigorta şirketlerinin ve yapıyla ilgili kuruluşların müşterek çalışmalarıyla yapılmalı. Alınacak önlemlerle sigorta primlerinin azaltılması yoluna gidilmeli ve bu konuda teşvik edici bazı önlemler getirilmeli. Siz ne kadar yangınla ilgili yalıtım malzemesinin gerekli olduğunu söylerseniz söyleyin, bu gözle görülür geri dönüşü olmayan yatırım için sigorta primleriniz indirilmiyorsa, zorlayıcı hükümler konulmamışsa başarılı olamazsınız. En önemli konulardan bir tanesi üretici firmalarla sigorta şirketlerinin müşterek çalışması. Çünkü her yalıtım malzemesi sigorta şirketi için bir kazanç, zararı azaltacak bir faktör; üretici için ise bir satıştır...”


Geri