E-dergi
e-dergi
Akademik Bakış

“Yapılarda Deprem Yalıtımı, Enerji Tüketimi ve Aktif Titreşim Kontrolü Semineri” İstanbul’da Düzenlenecek!




Kasım - Aralık 2005 Sayı 57

Geçtiğim temmuz ayında Kobe'de dokuzuncusu düzenlenen Yapılarda Deprem Yalıtımı, Enerji Tüketimi ve Aktif Titreşim Kontrolü Semineri'nde bir bildiri sunan Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, bir sonraki seminerin 2007 yılında İstanbul'da yapılacağını söylüyor. Seminerin başkanlığını da yapacak olan Erdik'ten deprem yalıtımı konusunda bilgi aldık.

İki yılda bir farklı ülkelerde düzenlenen Yapılarda Deprem Yalıtımı, Enerji Tüketimi ve Aktif Titreşim Kontrolü Semineri (World Seminar on Seismic Isolation, Energy Dissipation and Active Vibration Control of Structures) 2007 senesinde İstanbul’da yapılacak. Deprem yalıtımıyla ilgilenen akademisyen ve firmaların bir araya geleceği organizasyonda ağırlıklı olarak pratiğe yönelik uygulamalar ele alınacak. Son olarak geçtiğimiz temmuz ayında Kobe’de dokuzuncusu düzenlenen seminere bir bildiri ile katılan ve İstanbul’daki seminerin başkanlığını da yapacak olan Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, tüm dünyadan dört yüze yakın firmanın katılacağı organizasyonda sergi salonlarının da bulunacağını ve bu salonlarda konuyla ilgili çok sayıda uygulamanın sergileneceğini söylüyor. Seminerin Türkiye’de yapılacak olmasının,  ülkemizdeki bu konudaki faaliyetlere yeni bir boyut getireceğini vurgulayan Erdik, deprem yalıtımının dünyada çok ciddi olarak ele alındığını ifade ediyor.

Türkiye’de deprem yalıtımıyla ilgilenen firmaların bir dernek kurma hazırlığı içinde olduğunu da belirten Erdik, “Seminer Türk firmalarına gerek pazarlama gerekse aplikasyon açısından çok yararlı olacak. Organizasyon iyi bir şekilde duyurulursa bu tip çalışmaların disipline edilmesine büyük bir fayda sağlar. Türkiye’de deprem yalıtımıyla uğraşan firmalar birlik veya dernek kurma aşamasındalar. Deprem yalıtımı ülkemizde maalesef gelişme safhasında. Pazarın doğru gelişmesi için bir dernek veya birlik kurulması lazım. Şartnamelerin bir an önce hazırlanması gerekiyor. Şartnamesiz uygulamalar zor oluyor, devlete kabul ettirmek zor oluyor. Neyle neyi kıyaslayacağınız belli değil. Doğru olan, sistemin kendi kendini, bir birlik ya da dernek kurup regüle etmesi. Her disiplinin kendini denetlemesi çok daha doğru olur. Ama şu anda çok uygulama yok ama pazarın sağlıklı gelişmesi için mutlaka şartnamenin çıkartılması gerekiyor. Bu normal deprem şartnamesiyle yapılacak bir şey değil, özel şartname gerekiyor. Değişik firmaların farklı uygulamaları oluyor. Kimi Japon şartnamesiyle çalışıyor, kimi Avrupa veya ABD şartnamesiyle çalışıyor. Şartnameye uymadan çalışanlar da var. Aparatların test edilmesi ve denenmesi gerekiyor. Şartname ve yönetmelik çalışmaları, oluşturulacak birlikle beraber uygulamaları disipline edecek” ifadelerini kullanıyor.

Kobe’deki seminer izlenimlerini özetleyen ve dünyadaki uygulamalar hakkında kısa bilgiler veren Prof. Dr. Mustafa Erdik, deprem yalıtımı uygulamalarının en çok arttığı ülkelerden birisinin Çin olduğunu belirtiyor. Erdik şöyle devam ediyor: Bu konuda Endonezya ve Yeni Zelanda’da da bir artış var. Japonya’daki uygulamalar ise genelde meskenlere yönelik olarak sürüyor. Amerika’da ise genelde hastanelere ve bazı kritik yapılarda uygulanıyor. Japonya’daki depreme karşı olan duyarlılık, meskenlerde bile bu tip uygulamaların getirilmesini gerektirebiliyor. Bazı uygulamaların kontrollerin dışında bırakılması, Japonya’da uygulamaların artmasına neden oluyor. Mesela iki katlı bir eve yapacaksanız herhangi bir zorunluluğunuz olmadan bazı uygulamaları kolayca yapabiliyorsunuz.

Piyasanın regüle edilmesi lazım
Deprem yalıtımıyla ilgili teknolojiler iki yolda ilerliyor. Bir tanesi çok daha kompleks sistemler; diğeri ise herkesin kullanımına açık daha basitleştirilmiş sistemler. Her iki yolda da gelişmeler var. Dünya Bankası girişimlerde bulunuyor. Dünya Bankası Türkiye’de yapılan tamir takviye uygulamalarında bu tip yeni teknolojilerin kullanılmasını istiyor. Ama bunlar her yapıya uygulanamıyorlar. Öncelikle piyasanın regüle edilmesi lazım. Yani konvansiyonel metotların yetersiz kaldığı zaman kullanılacak bir sistem. Ya da istenilen performans kriterlerine uymak zorundasınız. Bir bina sahibi İstanbul’da ne kadar büyük bir deprem olursa olsun, ben depremden sonra kapımı açıp işime devam etmek istiyorum derse, o zaman kullanılabilecek bir sistem. Çünkü deprem şartnameleri size o güvenceyi vermiyor. Deprem şartnamelerinin size sağladığı güvence, canınızı kurtarma güvencesidir. Ama siz, “Benim için işin devamlılığı esastır, ben geleceğim ışığımı açacağım, ne olursa olsun çalışmaya devam edeceğim” derseniz başvurulacak yöntemlerdir bunlar...

Türkiye’deki ilk uygulama Atatürk Havalimanı’nın çatısına yapılmıştı. Ondan sonraki uygulamalar değişik yerlerde oldu. Bir tanesi çok fazla bilinmemekle birlikte Aliağa doğal sıvı gaz terminalindeki silindirik çelik depolara uygulanmıştı. Sıvılaştırılmış doğalgaz çok kritik bir malzeme. Şartnameleri, nükleer santrallere eş değer. Bolu Viyadüğü’nde kullanılmıştı. Onlar depremden çok enerji izolatörüydü. Ondan sonra onların yerine izolatör sistemleri kullanıldı. Doğrudan doğruya köprünün takviyesiyle, köprünün ayak başları arasına yerleştirildi. Daha sonra Kocaeli Üniversite Hastanesi’nde bir uygulama yapıldı. Tamir takviye örnekli uygulama ise İstanbul Tarabya Oteli’nde gerçekleştirildi. Şu anda projelendirilmiş ama hayata geçmemiş uygulamalar da var. Bunlardan bir tanesi İstanbul’da Türkiye Ekonomi Bankası binası. Aynı zamanda Erzurum’da büyük bir hastanede uygulanıyor...


Geri