Akademik Bakış

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yrd. Prof. Dr. Zerhan Yüksel



Temmuz - Ağustos 2005 / Sayı 10

Gürültü kirliliğinin, çevre kirliliği etkenleri arasında en yaygın rahatsızlığı oluşturduğunu vurgulayan Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zerhan Yüksel, temmuz ayında yürürlüğe giren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi Yönetimi Yönetmeliği hakkında da bir değerlendirme yaparak, yeni yönetmeliğin güncel gereksinimleri karşılayabilecek biçimde hazırlandığını; fakat gerçek anlamda uygulanabilmesi için gerekli alt yapının bir an önce tamamlanması gerektiğini söylüyor...

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zerhan Yüksel, gürültü kirliliğinin çevre kirliliği etkenleri arasında en yaygın rahatsızlığı oluşturduğunu dile getiriyor. Gürültü kirliliğinin insan üzerindeki etkilerini “zarar” ve “rahatsızlık” olarak gruplandıran Yüksel, bir gürültüden duyulan rahatsızlığın fiziksel açıdan zarar verici olmayabileceğini de vurguluyor ve “Kimi durumlarda, zarara yol açan gürültüler, bireysel ya da toplumsal açıdan rahatsızlık verici olarak değerlendirilmeyebilir. Buradaki en önemli sorun, bir sesin gürültü olarak nitelendirilmesinin bağlı olduğu kriterlerin büyük çoğunluğunun sübjektif olmasıdır. Bu olgu, gürültünün bir çevre kirliliği olduğu bilincinin uyanmasını, dolayısıyla da gürültü kirliliğinin önlenmesini olumsuz yönde etkilemektedir” diyor.

Ülkemizde, özellikle yapılarda gürültü denetiminin özel bir önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Zerhan Yüksel, değişik aşamalarda ele alınması gereken gürültü denetiminin, ülkemizde büyük oranda yalnızca yapıda yalıtım gereksinimi olarak algılandığını ve bunun da yapıda yalıtım yükünü artırdığını savunuyor. “Diğer taraftan genelde yapı üreticileri (mimarlar, müteahhitler vd.) ve yapı kullanıcıları, gürültüyle ilgili önemli sorunlarla yüz yüze kaldıklarında çözümler üretme çabasına giriyorlar” ifadelerini kullanan Yüksel, tıptaki koruyucu hekimlik gibi bu alanda da önlemlerin sorun ortaya çıkmadan alınmasının çok daha kolay, ucuz ve güvenilir olduğunu belirtiyor. Yüksel şöyle devam ediyor: “Yapılarla ilgili standartların bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Gereksinimler birbirleriyle çakışıyor. Isı için alınan bir önlem akustik veya aydınlatmayla ters düşebiliyor. Dolayısıyla bir optimizasyona gidilmesi lazım. Mevcut durumda ise herhangi bir zorlayıcı uygulama yok...”

Yeni Yönetmelik Önemli Yenilikler İçeriyor
Temmuz ayında yürürlüğe giren “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi Yönetimi Yönetmeliği”ne de değinen Prof. Dr. Zerhan Yüksel, “Gürültü Kontrol Yönetmeliği kendi içinde önemli teknik eksiklikleri olan ve uygulanmasında pek çok sorunla karşılaşılan bir yönetmelikti. Özellikle yetki ve sorumlulukların yeterince açık olmaması ve uygulamanın gerektirdiği kurumsal alt yapının yetersizliği, yönetmeliğin uygulanma başarısını oldukça düşürmüştü. Öte yandan, bireylerin ve toplumun bu konudaki hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirilememiş ve bilinçlendirilmemiş olması da yönetmelikten beklenen verimi azaltmıştı. Fakat bu yönetmeliğin, AB uyum çalışmaları göz önüne alınarak güncelleştirilip geliştirilmesi sonucu 1 Temmuz’da yürürlüğe sokulan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi Yönetimi Yönetmeliği, gürültü haritalarının hazırlanması ve akustik raporlar ile çevresel gürültüye maruz kalma düzeylerinin belirlenmesi, çevresel gürültü ve etkileri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi, gürültüyü önleme ve azaltmaya yönelik eylem planlarının hazırlanması ve uygulanması gibi önemli ve yararlı yenilikler içeriyor. Yeni yönetmelikte görev, yetki ve sorumluluklar açıkça tanımlanıyor; işletmeler için ‘Gürültü Kontrol İzin Belgesi’, rapor, harita ve eylem planlarını hazırlayacak kurum ve kuruluşlar için ‘Yeterlik Belgesi’ zorunluluğu getiriliyor. Yönetmelik, yapılarda gürültü denetimi açısından değerlendirildiğinde, genelde dış ve iç gürültü düzeyi sınır değerlerini veriyor; sınır değerlerin aşılması halinde yapı elemanlarında gerekli yalıtım önlemlerinin alınmasını zorunlu kılıyor. Yapı elemanlarının ses geçiş kayıplarının -ilgili TSEN’ye göre- hesap ve ölçme yoluyla belirlenmesinin ardından seçilmesini öngören yönetmelik, kimi AB ülkelerinde olduğu gibi, konutlar vs. belli yapı türleri için sağlanması gerekli ses geçiş kaybı değerlerini içermiyor. Eskisine göre oldukça ayrıntılı ve güncel gereksinimleri karşılayabilecek biçimde hazırlanmış olan bu yönetmeliğin gerçek anlamda uygulanması için gerekli alt yapının öncelikle tamamlanması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gereklidir” diyor.

Gürültü Haritaları Hazırlıyoruz
Gürültü denetimi ve yapı akustiği alanından, YTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Fiziği Bilim Dalı’nın çok sayıda ulusal ve uluslararası araştırma projesi yürüttüğünü de belirten Prof. Dr. Zerhan Yüksel, “Kentsel Mekanlarda Gürültü Sorunlarının Değerlendirilmesi: Tarihi Yarımada Örneği” adlı çalışma projesinin ise çok önemli bir çalışma olduğunu belirtiyor. Bu çalışmanın amacının, seçilen bir pilot bölgedeki gürültü ortamını belirleyerek, gürültü haritalarını oluşturmak ve sorunlu bölgeler için çözüm önerileri ortaya koymak olarak belirlendiğini anlatan Yüksel, “Bu projede yapılmakta olan çalışmalar, yeni yönetmeliğin gerekliliklerinden biri olan gürültü haritaları ve bunlara bağlı eylem planları oluşturulmasına örnek ve ön hazırlık oluyor” diyor.

YTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Fiziği Bilim Dalı tarafından yürütülen diğer çalışmaları da özetleyen Yüksel şöyle devam ediyor: “Mimari akustik ile ilgili tamamlanan bir diğer projemiz de Cahrisma idi. Bu projede Mimar Sinan’ın camilerinin ve Ortodoks kiliselerinin akustik özellikleri incelendi ve değerlendirildi. Altı ülkeden, altı üniversite ve bir araştırma kurumunun katılımcı olduğu bu projede aynı zamanda, seçilen yapılar bilgisayar ortamında görsel ve işitsel olarak canlandırılmış ve sanal insanların da eklenmesi ile mimari koruma alanına önemli bir yenilik getirilmiştir. Hemen hemen aynı proje ekibinin devam eden benzer hedefli bir başka araştırma projesi olan ERATO’da ise antik Yunan ve Roma tiyatroları ve odeonlarının akustiği incelenmekte ve yine sanal ortamda işitsel ve görsel canlandırmaları yapılmaktadır. ERATO Projesi de AB 5. çerçeve Programı tarafından destekleniyor.”

INTERNOİSE Kongresi İstanbul’da Yapılacak
Türk Akustik Derneği’nin (TAKDER) başkan yardımcılığını da yürüten Prof. Dr. Zerhan Yüksel, TAKDER’in dünyada alanında en önemli kongrelerinden birisi olan İNTERNOİSE Kongresi’nin 2007 yılında İstanbul’da yapılmasını sağladığını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor: “INTERNOISE kongreler dizisinin 33.’sü 26-29 Ağustos 2007 tarihinde İstanbul’da düzenlenecek. Bin civarında katılımcının beklendiği bu uluslararası kongre, ağırlıklı olarak gürültü konularına yönelik ve 2007 kongre teması da Global Gürültü Denetimi olarak belirlendi. Kongrenin, ülkemizde konuyla doğrudan ilişkisi olan kurum ve kuruluşların yanı sıra kamuoyunda da yankı uyandıracağını umut ediyoruz”


Geri